​ Çipleniyoruz / Ben Bildiriyorum / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Nisan '09

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
 

Çipleniyoruz

Çipleniyoruz
 

"Siz hala "Yemekteyiz" programında mısınız?"


Beyni olan canlılar, iktidarı sırtlayan hükümetler ve deniz aşırı devletler hep rüyadalar. Bu yazımda “Uyanış Zamanı” diye başlayan ve üçüncü dünya ülkeleri için ürkütücü olan “Amerika’nın 60 yıllık planı” başlıklı “Zeitgeist Belgeseli”nden bahsetmek istiyorum. Bir video üzerinde saatlerimi alan çalışma sonucunda uzun bir yazı olacak, ancak, belki de bildiğiniz veya tahmin ettiğiniz gerçeklere yine de şaşıracak, sonrada üzerinde oldukça düşüneceksiniz.

İşte Belgeselden bölümler;

“Güce sahip olan insanlar, güçlerini sizin devamlı olarak aldığınızdan ve yönlendirildiğinizden emin olmak için, kitleler özellikle politik alanda yaşanan gerçeği topluma söylemeden düşünmemenizi isterler. Örneğin, Halkın görmediği şeyler, Irak’taki işlerin devletin arkasında bulunan çaba; “Bu savaş uzamalı ki, bölge parçalanabilsin, petrol şirketleri kurulabilsin, silah tüccarları için karlı sözleşmeler ve en önemlisi de, İran ve Suriye gibi zıplama tahtası olarak kullanılabilecek kalıcı askeri üsler kurulabilsin. Irak’ın yapılanmasının ve sivil savaşın maksatlı olduğuna dair kanıt göstermek gerekirdi. 2005 yılında, iki üst düzey İngiliz SAS subayı, Araplar gibi giyinip, arabayla sivillerin üzerine gittiğinde, Irak polislerince yakalandı. Tutuklanıp Basra Hapishanesi’ne konuldu. İngiliz Ordusu, askerlerin derhal serbest bırakılmasını istedi. Basra hükümeti ise, bunu kabul etmeyince, hapishaneyi yıkarak askerlerin serbest kalmasını sağladılar.

Eğer bir bölgeyi yok etmek isterseniz, bunun iki yolu vardır. Oraya gidip, bombalama falan yaparsınız. Tabiki bu çok daha etkilidir. Yapmanız gereken şey, orada yaşayan ve bu şekilde onların yaşadıkları bölgeyi ele geçirmek, burada yapılmak istenen de budur.

Bir düşmanı yok etmenin yolu, onun kendi kendisini yok etmesini sağlamaktır. Bunu da askerleri ikiye bölerek yaparsınız. Sonrada iki tarafı beslersiniz. Çift taraflı çalışan ajanlarımızın çabalarıyla, birbirlerini öldürürler. Artık bazıların bu gerçeğe anlatmanız gereken şey, imparatorluklar feth etmeye çalıştıkları insanları yönlendirecek hedeflerine ulaşmaya kendi kendinize; “Neden tüm insanlık başları aşağıya dev bir medya ağıyla kuşatılmış, yada, ABD hükümeti, devlet okulları neden Amerikan Eğitim Sistemi’nin hükümetimizin elde etmek istediği kadar devletin finanse ettiği eğitim ve bu eğitim kurumlarında eğitilen öğrencileri onlara verilenler, devletin ve federal hükümetin işine gelmiyor. Zaten bu yüzden değişiyorlar. Çocuklarımızın eğitilmelerini istemiyorlar. Çok fazla düşünmenizi istemiyorlar. Bu yüzden ülkemiz ve bütün dünya medyayla, televizyon programlarıyla ve aktivitelerin her çeşidiyle insanların zihinlerini meşgul etmek için, yanı çok fazla düşünmenizi, uyanmanızı ve anlamanızı engelleyen ve hayatınızı yönlendiren insanlar olduğunu bilin.

Başınız Belada!...

Çünkü siz ve diğer insanlar %3 den az kitap ve %15’den az gazete okuyorsunuz. Sizin tek gerçeğiniz şu anda bu ekranda gördükleriniz. Bu ekran, ilahi bir vahiy gibi, başkanlar, papalar, bu inançsız dünyadaki en büyük şirketler için en muhteşem lanet olası propaganda aracıdır. Televizyon gerçek değildir! Televizyon bir sirktir, karnavaldır. Lanet olası bir lunaparktır. Dansçılardır, şarkıcılardır, futbolculardır. Bir eğlence dünyasındayız. Ama sizler, sabahtan akşama kadar, her yaştan, her renkten, her dinden, insan bildiğiniz tek şey bizleriz. Televizyon ne derse onu yaparsınız! Onun gösterdiği gibi giyinip, yiyor ve çocuklarınızı onun dediği gibi yetiştiriyorsunuz!...

Sıkıldınız mı? Yazımın uzun olacağını baştan söylemiştim. Yorulduysanız bir soluklanın, hatta çayınızı ocağınıza koymadıysanız, koyun ve şöyle keyiflice, hem okuyun, hem de çayınızı afiyetle için…

“Kuzey Amerika Birliği” Meksika, Kanada, ABD ülkeleri arasında dolar yerine “Amero” para birimi kullanılarak kurulacağı anlaşmasını, New York Times, ve diğer tüm gazeteler 40 yılı aşkın halktan sakladılar. Avrupa, Afrika, Asya Birliği derken, 60 Yıldır çalıştıkları planın son aşamasında amaç;

“Tek bir dünya devleti” “Tek Banka” “Tek Ordu” “Tek Bir Güç Merkezi”

- Paul Warburg – Dış İlişkiler Üyesi

Rüyalar gerçek olur mu dersiniz? Bu arada siz düşünürken, bende belgesele devam edeyim;

“Nicholas Rockeffeller ile çok yakın bir dostluk sürecinin ardından “Rockeffeller ailesinden biriyle tanışmak ister misin?” denildiğinde bende; “Olur, çok sevinirim” dedim ve sonra dost olduk ve bana bir çok şey anlatmaya çalıştı. “Bir olay olacak ve o olaydan sonra Afganistan’a, daha sonrada Irak’a girip oradaki petrolü alacağız ve teröre karşı verdiğimiz savaş ve bunun sonu olmayan bir savaş olduğunu bu şekilde insanların özgürlüklerinin ellerinden alındığını söylüyordu. Oda, “Medyayla, medya herkesi bunun gerçek olduğuna inandırabilir” dedi. Biliyorsunuz, 1913 yılından sonra 11 Eylül’ü yarattılar ve şimdi de aynı şeyi İran’a yapacaklar.

Çayınız demlendi mi? İsterseniz ocağı bir bakın, ben beklerim…

“Dünyadaki bütün paraya sahipseniz, hem de istemeyeceğiniz kadar bütün güce sahipsinizdir. Şöyle dedi; “Asıl amaç, dünyadaki herkese “ÇİP” takmak. “RFID Çipi” yerleştirmek ve eğer birileri bizi protesto ederse, ya da, yaptıklarımızı eleştirirse, çiplerini kapatacağız. 2005 yılında meclis, göçmen kontrol ve “Gerçek Kimlik Kanunu”nu kabul etti ve bir “Federal Kimlik Kartı” bu kimlik kartına daha sonra bu RFID İzleme Çipi’ni yeni çıkan tüm Amerikan Pasaportlarında mevcut. Vücutlarına mikroçip kimlik aygıtları yerleştirilmesine gönüllü olan 11 Eylül’den sonra ailemin güvenliği konusunda kaygı duymaya başladım. Kolumda, kalıcı olarak yerleştirilmiş ve beni tanımlayan bir şey olmasını düşünemiyorum. Bu aşamadan sonra, toplumun her davranışı çiplerle olan etkileşimi çevresinde dönecek.

“Tek merkezi bir dünya ekonomisi” Herkesin her hareketinin her icraatının izlendiği ve kaydedildiği bir dünya!... Bu totaliter öğeler, insanlara zorla dayatılmayacak. İnsanlar bunları talep edecekler. Yarattıkları ve soyup soğana çevirdikleri tüm bu “ Zeitgeist Kağıttan Evler” gibi yıkılacak. Perdenin arkasındakiler bunu biliyorlar. Amaç insanları güç ve gerçeklik duygusundan tamamen koparmaktır. Yani;

Parola; “BÖL ve YÖNET”

Uzun yazımı okuyup zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Şimdi sizde, “ÇİP”lenmek istiyor musunuz? Sahi bir de; ülkemizdeki gelişmelerle, yukarıdaki yazı arasında bir Pisagor bağlantısı kurabildiniz mi?

“İster sağcı olun, ister solcu, isterseniz Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi veya diğer etnik gruplardan olun. Milli Birlik ve Beraberlik ile “Türkiyeli” aşkından vazgeçmediğimiz sürece “ÇİP” takamazlar.

Aman Dikkat! Çipler gözünü bize dikmiş, aç kurt gibi bekliyorlar…

Yoksa siz hala “ Yemekteyiz” programında mısınız?

Sevgiyle ve uyanık kalın…

19 Nisan 2009/Bursa

Ertuğrul ERDOĞAN

 
Toplam blog
: 300
: 466
Kayıt tarihi
: 06.05.08
 
 

Ertuğrul Erdoğan, 1958 yılının sonbaharında Ankara'da doğdu. 1968 -1980 yılları arasında babasını..