- Kategori
- Dünya
Çipras'ın mutluluğunun sırrı ne?

Çipras'ı ekranlarda ne zaman görsem hep gülüyor...
Ağzı hep kulaklarında; saymaya kalksanız 32 inci dişi rahatlıkla sayılabilir...
Merkel fırça atıyor, Hollande diş gıcırdatıyor, IMF aba altından sopa gösteriyor...
O, gülüyor.
Mustafi Maliye Bakanı Varoufakis üzüntüden yerlerde sürünüyor...
O, gülüyor.
Yunan halkı topyekün sömürtmüş, ülke adeta baştan başa bir cenaze evine dönüşmüş...
O, yine gülüyor.
Gülüyor hep gülüyor...
Tıpkı Kemal Sunal'ın 'Gülen Adam' filminde olduğu gibi.
Çipras'ın bu neşesine karşılık eski Başbakan Samaras'ın ise ağzını bıçak açmıyor; dokunsan ağlayacak.
Geçtiğimiz yıl Başbakan Davutoğlu'nun Atina ziyareti sırasında dikkatimi çekmişti. Davutoğlu kürsüde konuşuyor, her zamanki gibi gülümsüyor ve sıcak mesjlar veriyordu. Samaras ise karşısında oturmuş bir robot gibi ya da bir mumya gibi öylece duruyordu. Çok tuhafıma gitmişti. Sanki Davutoğlu'na tavır koyuyor gibiydi. İnsan yalancıktan da olsa misafirine bir gülümserdi...
Meğer Samaras'ı anasını babasını ya da en yakınını kaybetmiş biri modunda tutan ödenmesi imkansız borçlarmış.
Peki, şimdi Başbakan Çipras, o neden hep gülüyor?
Çipras'ın o doyumsuz mutluluğunun sırrı ne?
Bu mutluluğun sırrını galiba ben biliyorum.
Samimi bir arkadaşım vardı...
Babasının yıllar önce yaşadığı bir olayı bana anlatmıştı...
Babasının bir ekmek fırını varmış. Çok borçlanmış. Ödemesi imkânsızmış. Sabahleyin fırının önüne çökmüş, elini yüzüne koymuş, öylece kara kara düşünüyormuş. (Tıpkı mustafi Yunan Maliye Bakanı'nın o resmindeki gibi) Derken bu durumu uzaktan seyreden komşusu yanına gelmiş. Komşunun amacı babasının derdine derman olmakmış. Bu üzüntünün nedenini sormuş. Babası da ödenmesi mümkün olmayan borçlarını anlatmış durmuş...
Komşunun cevabı ilaç gibi gelmiş, bir anda hava değişmiş, o kara kara düşünen baba gitmiş, yerine kahkaha ile gülen bir baba gelmiş.
Komşu, borçları ödeme vaadinde bulunmadığına göre ne söylemiş olabilirdi? Bu sihirli sözler neydi acaba?
Komşu ile babası arasında şöyle bir konuşma geçmiş:
- Senin bu borçları ödeme imkânın ya da böyle bir ihtimal var mı?
- Yok.
- Peki, böyle kara kara düşünmeyle borçların ödenmiş olacak mı?
- Yok.
- Yapabileceğin herhangi bir şey var mı?
- Yok.
- O halde bırak da bundan sonra biraz da alacaklılar alacaklarını nasıl alacaklarını kara kara düşünsünler!
***
Tıpkı Çipras'ın yaptığı gibi...
Ne dersiniz, Çipras bu hikâyeyi duymuş olabilir mi?
Aynısını uyguluyor da.
O kadar rahat ki...
Referandumda oy kullanırken o halini gördünüz mü? Kahkaha atmamak için kendini zor tutuyordu.
Ödemeye kalksan en iyi bir taksitlendirmede bile sonsuza kadar bitmeyecek bir borcun sahibi, sorumlusu sanki Çipras değil.
Çipras'ın yerine Avrupa Birliği'nin patronları Merkel ve Hollande kara kara düşünüyorlar.
Onların bu durumunu gördükçe, eminim Çipras'ın neşesi bir kat daha artıyordur...
Bir sosyalist olarak hayatı boyunca hayalini kurduğu kapitalistlerden intikam alma fırsatını yakalamış olmak duygusu da Çıpras'a ayrı bir haz veriyor olmalı.
07 Temmuz 2015
Hasan Basri Özgen