- Kategori
- Psikoloji
Çirkin Ördek Yavrusu isyan ederse

Sınıftan içeri adım attığımda her yere saçılmış kitapları, kalemleri, devrilen masayı gördüm. Çocuk bir köşeye sığınmış hıçkırıklarla sarsılıyordu. Bir okulun en üst katında, en ücra sınıfındaydı . Duyulması ancak kalple olurdu yani. O beni, benim onu gördüğümden önce görmüş olacak ki gelişimle çığlıkları şiddetlendi. Ne yapacağımı bilemeden yanına yaklaştım. Dokunmaya korktum, konuşmaya da. Halbuki çaresizliği karşısında onu göğsüme bastırmak, kucaklamak tüm yaralarını sarmak istiyordum. Bir süre sessiz kalarak ağlamasını dinledim. Sonra peçete uzattım gözyaşlarını silsin diye. Sanırım o ürkek, çaresiz, acı dolu bakışı hayatımın sonuna kadar asla unutmayacağım. Ben aptal değilim! diye haykırarak peçeteyi elimden aldı. Tam 40 dakika ağlamayı sürdürdü. Sakinleşince neden bunaldın? diye sordum. Matematiği anlamıyor, sayıları ve harfleri aklında tutamıyordu, oysa yaşıtları yapıyordu. Zaten aptal olduğu için onu bu okula gelmeye zorluyorlardı. Babası gibi öğretmeni de onun aptal olduğunu düşüyor, onu dersi kaynatmaya çalışmakla suçluyordu. Ama onun karakteri öyle değildi. Karnesindeki yedi tane biri bir türlü iki yapamıyordu. Bu yüzden aşık olduğu çocuk da onunla ilgilenmiyordu, aptal olduğu için. Annesi onu anlamazdı. Kardeşleri zaten küçüktü. Sınıftaki herkes de ona deli diyordu zaten. Babası ona kızmazdı, dövmezdi de, küsmezdi de. Başka şeyler yapardı kızınca ama ne yapardı ağlamaktan anlatamadı. Bunlar onun cümleleri. Benim tek yaptığım onu dinlemek, anlamak, anladığımı ona hissettirmek ve umut vermekti. Görüşmenin sonunda o ohh diyince bende biraz nefes aldım. Engelliler için hayat zor, çok zor.