​ Cizre'den Şırnak'a çıkalım- 2a / Aşk - Evlilik / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '07

 
Kategori
Aşk - Evlilik
 

Cizre'den Şırnak'a çıkalım- 2a

Cizre'den Şırnak'a çıkalım- 2a
 

Aşk'ın bir destanı daha önümü kesti.

"MEM Û ZÎN" AŞK DESTANI

Cizre'yi gezip veya içinden geçip de bu türbelere uğramadan, destanı dinlemeden geçmeyin. Ben genel sözlü duyduklarımı aklımda kaldığı, belki duygularımında etkisinde kalarak bu sayfaya belki okusunuz diye yazayım dedim.

Cizre'li beni çekti biryerlere götürüyor. Gel, gel diyor, siz madem böyle şehir ve yaşam efsanelerini seviyorsunuz diyerek virane bir yer görünümündeki yere doğru yürüyorum. Otlanmış taş duvarlar arasında eşiği toprağa gömülmüş yıkıntılar altında kalmış kapının eğilerek girdiğim zindan hücresinde kendimi buluyorum. Burada mütevazi mezarlar. Türbe yeri dört kemer üzeri tonoz sitilinde. Canım benim!! üzerinde yeni bırakılmış henüz solmamış kırmızı bir gül. İşte sen ol da duygu seli alıp götürmesin!!!.

Bütün aşk efsanelerini sayıyorlar buradaki aşk hikayesinin destanını anlatmadan. Romeo ve Jüliet, Leyla ile Mecnun dan Goethe- Mevlana felsefesine, Hoşgörü erenlerine kadar.

Cizre Beyi, Mir Zeynuddin'in Zin ve Siti adında iki bakıcı kızı varmış. Zin beyaz tenli, (Beyin can ciğeri ve çok severdi) Siti ise esmer, selvi boylu nazenin davranışlı bir dilberdi.

"Tacdin", Divan vezirinin oğluydu. Hikayenin ana kahramanı olan "Mem" Tacdin'in manevi kardeşi ve dostu, içtikleri su ayrı gitmezdi.

Cizre havalisinde nevruz kutlamaları, çok şen geçerdi. Baharın gelişi ile doğadaki diğer canlılar gibi gençlerin de kanı ısınır kalpleri yüreklerine sığmaz olur. Bütün genç kızlar, delikanlılar süslenir, giyinir, kuşanır şenliklerin olduğu, pikniklerin yapıldığı, oyunların oynandığı kalabalıklar içine karışırlardı.

İşte böyle bir nevruz günü, Mem ile Tacdin kendilerine tebdili kıyafet yaparak kız süsü içinde şenliğin arasına karışırlar. Ama bu sırada Siti ve Sindi de şenlik alanına gelmişlerdir. Bunları gören Mem ve Tacdin aniden bayılıp düşerler.

Siti ile Sindi bu bayan kıyafetindeki iki genci iyice süzerek savdalanıp parmaklarındaki yüzükleri onlar ayılmadan parmaklarına takıp oradan ayrılırlar.

Mem ile Tacdin ayılınca, parmaklarında Zin ve Siti yazılı yüzüklerin takılı olduğunu fark ederler. Konuyu dadılarına anlatır ve gözleri buğulanmıştır. Kalblerinde ki aşk alevlenmesi ısıyı yükseltir duramaz bu konuyu çevreye sızdırırlar. Bu arada dadıları hekim kılığına girerek sevdanın ateşiyle hastalanan Mem ile Tacdin'in yanlarına gelir. Siti ve Zin'inde kendileri gibi yanıp tutuştuklarını söyler ve yüzükleri geri ister.

Tacdin iade eder fazla israr etmez ama Mem, daha gözü görmez olmuş ki;Ben bununla varım yaksa yaşayamam diyerek iade etmez. Mem ile Tacdin durumu sağda, solda arkadaşlarına anlatırlar.

Bunun üzerine Tacdin için Cizre Beyi'nden Siti'yi Tacdin'e isterler. Bey, tacdin söz dinledi yüzüğü iade etti diye Siti'nin Tacdin'le evlenmesine olur verir. Yedi gün yedi gece düğün yapılır. Onlar muratlarına ererler.

Aslen İran'lı olan "Beko" Beyin Kapıcı-kahyasıdır. Tacdin, Beko'yu hiç sevmez. Çok defa bu kapıcıyı değiştirmesi için Bey'e söylese de. Bey "Değirmenimiz onunla dönüyor, Köpekler de kapıcıdırlar" der.

Beko, Bey'in Zin'i Mem'e vermemesi için "Efendim, Tacdin kendi kararıyla Zin'i Mem'e vermiş". Diye dedikodu yapar. Bunun üzerine bey; "And içerim ki Zin'i eş olarak Mem'e vermeyeceğim" der. Bu dedikodular ve süreç sonunda günler geçtikçe iki sevdalının aşkları iyice ateşlenir.

Bey'in Ava çıktığı günlerden birinde, Mem Zin'i görmek için saray bahçesine gezmeye girer. Mem'i gören Zin birden yılıverir güllerin arasına. Bu sırada Mem O'nu görmez. Gül ve reyhanlar arasında dudaklarından aşk nağmeleri dökülmeye başlar.

"Ey gül sende nazeninsin
Sen nerde Zin'in yüzünün rengi nerde.
Ey sümbül ! Gerçi senin güzel kokun var.
Reyhan senin için kara yüzlü olmuş.
Fakat siz yarimin zülfüne benzemezsiniz.
İkiniz de arsız ve hercaisiniz.
Ey bülbül ! Gerçi sende aşk adamısın.
Kırmazı gül mumunun pervanesisin.
Benim Zin'in senin kırmızı gülünden daha şendir.
Benim bahtım da senin talihinden daha karadır."

Mem bunu söyledikten sonra, Zin'i görür. Oda oracıkta bayılıverir.

Avdan dönen Bey, bahçeden geçerken Mem'i abaya sarılı vaziyette güller arasında yatarken görür. Ayıkan Mem; Beyim biliyorsunuz hastayım, canım çok sıkkın ferahlamak için çıkmıştım farkına varmadan buralara kadar gelip kendimden geçip bayılmışım der.

Bey'in yanında olan Tacdin, beyden habersiz Mem'in abasının altından Zin'in bir belik saçını görür. (Mem bayılınca Zin bir tutam saçını Mem'in abasının altına bırakmıştır.) Bu durumu fark edince Tacdin; Bey'i ikna ederek sarayın içine doğru götürür. Daha sonra evinden çocuğunu ve Siti'yi alarak evini beyin dikkatini başka yöne çekmek için ateşe verir. Bu davranışı ile Mem ve Zin'in bu defalık beyin gazabından kurtarmak için evini feda ederek emsalsiz bir dostluk ve kardeşlik örneği verir.

Mem, Beko'nun alavere, dalavere ve düzenbazlık düşüncesi ile Bey'le Satranç oynamaya ikna edilir. Mem başlangıçta ouunları kazanmaya başlayınca, Beko bu durumu sinsi planı için uygun görmeyince yönlerini değiştirir. Mem karşısında ötede Zin'i görünce dikkati dağılır. Hülyalara dalar ve yenilmeye başlar. Zin'e vurgun aşka düştüğünü fark eden Bey, Mem'i zindana atar. Bir yıl kadar zindanda kalan Mem , Zin'in hasretine ve kötü koşullara dayanamayıp kahrından ölür.

Mem'in cenazesinin kaldırıldığı sırada, Tacdin Beko'yu görür ve bu olaylara öfkesinden onu öldürür. Bekonun öldüğünü gören Zin, bakın ne diyor;

"Ey izz ve temkinli Şah Vezir!
Rica ediyorum inat etmeyiniz,
Bu fesat kaynağı hakkında.
Çünkü insanlar ve cinlerin Allah'ın,
Yer ve göklerin yaratıcısı,
Sevgiyi sevgilileri verdiği gün,
O zaman buğzu da rakiplere verdi.
...
Biz kırmızı gülüz o bizim için dikendir,
Biz hazineyiz o bizim için yılandır.
Güller dikenlerin gagasıyla korunur,
Hazineler de yılanlarla beslenir.
...
Eğer o olmasaydı aramızda engel,
Aşkımız da bozulur ve zail olurdu."

Nasıl ki bir gülü diken, hazineyi de yılan koruyorsa bizim de bekçimiz (köpeğimiz) Beko olacaktır. Diyen Zin Mem'in mezarının başında devamlı ağlayarak şöyle der.

"Ey vücudumun ve canımın, mülkümün sahibi,
Ben bahçeyim sen de bahçıvan
Senin bahçen sahipsizdir,
Sen olamazsan onlar neye yarar
Kaşlar, gözler, zülüfler neyedir.
Zülfü tel tel çekeyim
Sonra yarim sen beni belki değişik görürsün.
En iyisi hepsi yerinde kalsın
Hakka emanetim teslim edeyim."

Diyerek yapıştığı Mem'in mezar taşında canını verir. Bey Zin'i gömmek için Mem'in mezarını açtırarak, Zin'i mezara indirdiği anda şöyle seslenir.
-"Memo! Al sana yar!! " der.

Bu aşk hikayesi değişik anlatımlarla halk arasında efsaleşmiş. Kitap olarak ilk yazıya alan da Ehmede Xani olduğunu öğreniyorum.

Bu destan üzerine benim ne ilavem alabilir!!

 
Toplam blog
: 376
: 1841
Kayıt tarihi
: 06.07.07
 
 

Hayat herkes için aslında yalnızlıktır. hiç kimsenin doğal garantisi yoktur. (Günlük atüel haberl..