- Kategori
- Danışmanlık
Çocuğumuz büyüyünce mi iyi oldu, küçükken mi iyiydi?

Bence bu yazının açıklaması olmaz.Yaşamak ve hissetmek lazım.
Çocuğumuz doğduğu andan itibaren içimizde yaşattığımız sevinci yaşayanlarımız bilir. Benim bahsetmek istediğim ise biraz daha farklı ve belki de bana ait şahsi bir endişe. Daha iki-üç günlükten itibaren bebeklerimizden beklentilerimiz başlar. Bize gülümsemesini, ağlarken sesimizi duyduğunda susmasını, gece uyanmamasını, altını daha az kirletmesini, parmağımızla beraber gözlerini çevirmesini bekler; bu tepkileri verdiğinde sevinir, vermediğinde üzülerek endişeleniriz.
Büyümeye devam ettikçe heyecanımızla beraber beklentilerimiz de artar. Biraz daha mama yemesini, ayakları üzerinde tay tay durmasını, misafirlere baş baş yapmasını isteriz. Ama genellikle mutluluğu paylaşırız onunla.
Biraz daha büyüyünce kreşte ağlamamasını, kavga etmemesini, doktor olmayı istemesini bekleriz.
Artık sıkıntıları da başlamıştır. Derslerini muntazam yapmaması, bilgisayar oyunlarını sevmesi, örümcek adamım diye duvarlara tırmanması, anne babanın birşey bilmediğini söylemeye başlaması bizi zorlamaktadır artık.
Orta, lise derken ilk aşklar, ilk terkedilişler, ilk bunalımlar, odalara kapanmalar, bunalımlar, kulağa yapışık cep telefonları, sms yazısıyla bozulan türkçemiz, okul asmalar, kopya teşebbüsleri, ilk ergenlik günlerinin bunalımları...
Vallahi bende şaşırıyorum. Acaba bebeklik günleri mi sakin ve güzeldi yoksa büyüklükleri mi?
Allah tüm evli çiftlere bu heyecan ve sevgiyi yaşamayı nasip etsin.