- Kategori
- Çocuk Psikolojisi
Çocuğun duygusal istismarı
Çocuk istismarının sıklıkla görülen bir başka tipi de duygusal istismardır. Oldukça sık olmakla birlikte, fark edilmesinde, tanımlanmasında, anlaşılmasında ve yasal olarak kanıtlanmasında en çok güçlük yaşanan istismar türüdür.
En genel anlamı ile “çocuğun içgörüsünü ya da duygusal bütünlüğünü bozan her türlü eylem ya da eylemsizlik” duygusal istismar kapsamında değerlendirilmektedir. Reddetme, yalnız bırakma, aşırı koruma, bağımlı kılma, aşırı hoşgörü, baskı, aşırı otorite, sevgiden ve uyarandan yoksun bırakma, sürekli eleştiri, aşağılama, tehdit, korkutma, yıldırma, suça yöneltme, suçlama, yok sayma, çocuğun yaşına ve özelliklerine uygun olmayan beklentiler içinde olma, çocukla sürekli alay etme, çocuğun davranışlarıyla uyumsuz ağır cezalandırma ve iz bırakmasa da yüze şiddet uygulama, çocuğu aile içi uyuşmazlıklarda taraf tutmaya zorlama, aile içi şiddete tanık etme, beslenme, giyim, tıbbi gereksinimler, duygusal ihtiyaçlar, veya optimal yaşam koşulları için gerekli ilgiyi göstermeme gibi eylemler de “Duygusal İstismar” olarak tanımlanmaktadır. Duygusal istismar; sözel istismar, fiziksel olmayan ancak çok ağır olan cezalar ya da tehditleri de içerir.
Yine araştırma sonuçlarına göre “evden kaçma”, çocuğun yetersiz toplumsallaşmasına yol açan ana baba davranışlarına karşı antisosyal olarak nitelendirilebilecek bir davranıştır. Çocukların suça itilmesi ile reddeden, ihmal eden, aşırı kısıtlayan, ilgisiz ana baba davranışları arasında ilişki vardır.
Çocuğa yönelik Duygusal İstismardan söz ederken öncelikle ana baba tutumlarının ele alınması gerekmektedir. Ana babaların çocuklarına karşı tutumları, kendi kişilik özelliklerinden, içinde yetiştikleri sosyo-kültürel ve sosyo-ekonomik koşullardan, eğitim düzeyinden, çocuklarına ait özelliklerden ve içinde bulundukları toplumun geleneksel çocuk yetiştirme yöntemlerinden etkilenmektedir.
Yapılan araştırmalar ana – baba tutumlarının 6 farklı şekilde görülebileceğini göstermektedir.
• Bu tutumlardan birisi hoşgörüdür. Çocuk merkezli bu tutumda, ailenin merkezi çocuk olmuştur. Çocuğun hiçbir sorumluluğu yoktur, ilgi içinde boğulmuştur. Çocuk herhangi bir neden yokken hediyeler verilerek ödüllendirilir.
• Bir diğeri ise ilgisiz tutumdur. Çocuklarına karşı çok az ilgi gösteren ailelerin tutumudur. Genelde çocukları tarafından rahatsız edilmek istemezler. Çocukların davranışlarında her hangi bir kısıtlama yoktur.
• Katı, baskıcı tutumda ise aile çocuğa aşırı baskı uygular, çocuk itiraz edince cezalandırılacağını bilir. Bu tip ana babalar çocukların çabuk büyüyüp olgunlaşmasını isterler.
• Diğer bir ana baba tutumu da reddeden ana baba tutumudur. Ana baba çocuğa karşı düşmanca bir tavır içindedir. Sık sık çocuğu cezalandırır. Çocuklarının uslanmaz bir yaramaz olduğunu düşünür.
• Koruyucu ana babalar ise çocuğu her konuda korumak isterler, çocuğun yapabileceği şeyleri bile kendileri yaparak fırsat vermezler.
• Destekleyici ana babalar ise çocuklarına karşı pozitif tutum sergilerler. Çocuklarını gerektiği zaman desteklerler, çocuklarına bağlı olmakla birlikte onun kölesi olmayan kişilerdir.
Duygusal istismar iki temel özelliği ile diğer istismar türlerinden ayrılmaktadır. Bunlardan en somut olanı fiziksel ve cinsel istismarda olduğu gibi fiziksel bulguların bulunmayışıdır. Ancak yapılan çalışmalar duygusal istismarın tek başına görülebildiği gibi diğer istismar türleri ile birlikte de görülebileceğini göstermektedir. Nitekim cinsel ya da fiziksel istismara uğramış bir çocuğun bunun uzantısı olarak aynı zamanda duygusal istismara da maruz kaldığı görülmektedir. Bunun yanı sıra duygusal istismar çocuğun gelişim dönemleri açısından da farklılıklar göstermektedir. Örneğin; bebeklikte ve erken çocukluk dönemindeki aşırı koruyuculuk normal bir davranış biçimi ve bir zorunluluk olarak kabul edilirken, aynı tür davranışlar çocukluk ve ergenlik döneminde duygusal istismarı oluşturabilmektedir. Burada önemli olan ebeveynlerin çocukları ile empati kurup kuramadıkları ya da kurdukları empatinin derecesinin saptanabilmesidir.
Burada akla gelen ilk soru hangi tür ebeveyn davranışlarının duygusal istismar kavramı kapsamında ele alınacağıdır. Genel olarak aşağıdaki davranış kalıplarının duygusal istismar kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Reddetme (Rejection): Yetişkin bireyin çocuğun ihtiyaçlarını karşılamaması, onu ayrı bir birey olarak kabul etmemesi, o yokmuş gibi davranması, çocuğun olumlu yönlerini ortaya çıkarmak motive etmek için herhangi bir şey yapmaması, yardım taleplerini reddetmesi, çocuğa hiçbir işe yaramıyor duygusu vermek, evdeki her hatadan onu sorumlu tutarak onu bir tür günah keçisi rolüne soyundurması, fiziksel temastan kaçınma ve ona dokunarak yakınlığını belli etmemesi.
Tek Başına Bırakmak (Isolating): Ebeveynin çocuğu toplumsal ilişkilerden ve kendinden uzak tutması, çocuğun bu tip ilişkilere girmesini sağlayacak fırsatlar sağlamaması veya kasıtlı olarak bu tip fırsatları engellemesi, çocuğun yalnız olduğuna inandırılması.
Yıldırma (Terrorizing): Ebeveynin sözel veya fiziksel saldırılar ile çocuğu korkutması, tehdit etmesi, gözdağı vererek korku dolu bir ortamda yaşamasına neden olması.
Suça Yöneltme (Corrupting): Anti-sosyal davranışlara yöneltilmesi, buna özendirilmesi, çocuğa toplumsal açıdan kötü örnek olunması, kötü örnekler gösterilerek o yola yöneltilmesi ya da çocuğun suç işlemede kullanılması.
Duygusal Tepki Vermeyi Reddetme (Denying emotional responsiveness): Bu tip eylemlerin kökeninde çocuğun sağlıklı olarak hem duygusal hem de sosyal gelişimini sağlayacak tepkilerin verilmemesi bulunmaktadır.
Aşağılama (Degrading): Ebeveynin çocuğun küçük düşmesine neden olacak, onurunu zedeleyecek davranışlarda bulunması, çocukta yetersizlik duygusu uyandıracak takma isimlerle çağırma ve bu tip davranışların sistematik olarak uygulanması.
Kendi Çıkarına Kullanma (Exploiting): Ebeveynin kendi çıkarları için çocuğu kullanmasıdır. Bu tip olaylar özellikle sorunlu evliliklerde çocuğun evlilik güvencesi olarak kullanılması olarak görülür. Bunu yanı sıra çocuğun aile içerisindeki anlaşmazlıklarda taraf tutmaya zorlama da bu kapsamda değerlendirilebilir.
Vaktinden Önce Yetişkin Rol Verme (Adultifying ): Çocuktan gerçekçi olmayan yaşına uygun olmayan beklentilerin olması ve bu tip başarıların beklenmesi, yapamayacağı şeyleri başarması için baskı kurulması; yaş, fiziksel ve duygusal gelişimine uygun olmayan sorumlulukların verilmesidir.
Duygusal istismarın diğer istismar türleri ile en belirgin ortak özelliği ise öğrenilen bir davranış biçimi olması ve kuşaktan kuşağa aktarılarak sürmesidir. Her kuşakta çocukların ruhsal ve fiziksel gelişimlerini engelleyecek çocuk ve ebeveyn ilişkisi olduğu bunun da sosyal öğrenme modelinde olduğu gibi kuşaktan kuşağa aktarıldığı görülmektedir. Nitekim çocukların daha küçük yaşlardayken, kendilerini fiziksel ve ruhsal olarak yetersiz hissetmelerine neden olan yetersiz ebeveynlik, çocukların hayatta başarısız olmalarındaki en büyük faktörlerden birisi olarak ortaya çıkmaktadır.
Fiziksel ya da cinsel istismarın olmadığı durumlarda sadece duygusal istismarın varlığının kanıtlanması çok zordur. Ancak duygusal istismarın etkilerinin kalıcı olması olayın üzerinden yıllar geçse bile bunun psikiyatr ve psikologlar tarafından tanımlanabilmesini sağlamaktadır. Duygusal İstismarın genellikle fiziksel ve cinsel istismar ya da ihmal ile birlikte görülmesinin yanı sıra sadece duygusal istismarın olduğu durumlar da vardır. Genelde bu tür davranışlar “sözel” (çocuğa sürekli olarak kendisinden nefret edildiği, çirkin olduğu, sevgisiz, aptal olduğu veya aileye yük olduğu ima edilebilir) ya da “davranışsal” olarak (çocuğun sürekli olarak dışlanması veya yaptığı şeylerin beğenilmediğinin ya da onaylanmadığının hareketlerle ima edilmesi vb.) görülebilmektedir.
Yapılan çalışmalar duygusal istismarın oluşumunun iki temel nedene bağlı olduğunu göstermektedir. Bunlardan birincisi; kendilerine bakmakla yükümlü kişiler tarafından olumsuz olarak etkilendikleri tutum ve davranışlara maruz kalmaları ve ikincisi ise gereksinim duydukları ilgi, sevgi ve bakımdan mahrum bırakılmalardır.