- Kategori
- Şiir
Çocuk ve babası

Bir Çocuk, Bir Baba...
Babam var ya, babam
Büyük adamdır benim babam
Herkes tanır babamı
Büyükler tanır
Küçükler tanır
Ama benim babam
Küçükleri tanımaz
*****
1978 UNESCO Dünya Çocuk Yılı’ydı
İçel Eğitim Enstitüsü’nde öğretmendim.
Girdiğim dersler içinde, öğrencilerin en beğendi/ zevk aldığı ders, Çocuk Edebiyatı’ydı.
Başka sınıflardan “konuk” olarak gelmek isteyen öğrencilerin olması, benim de bu dersten büyük bir zevk almamı sağlıyordu.
Ortada bir programın olması benim için yeter de artardı.
Kaynak mı?
En güzelleri İranlı yazar Samed Behrengi’nin kitaplarıydı.
Küçük Kara Balık’ı kim unutur?
Bir başka kaynak, Kültür Bakanı Taner Kışlalı döneminde Bakanlık Yayınları arasında çıkan, Ali Püsküllüoğlu’nun derlediği şiir seçkisiydi:
Kırlangıcın Kanat Vuruşu.
Devlet kitaplarına Nazım Hikmet’in şiirleri giriyordu ilk kez.
Seçkiyi değerli yapan da buydu.
Nazım’dan şiirler okumak, o şiirleri- kuşkusuz başka şiirleri de- değerlendirmek/yorumlamak, bir başkaydı.
Susuzluğu gideren bir tas ayran/ su gibi...
İşte, böyle bir ortamda, 1978 yılı bir de Çocuk Yılı olunca, bir heves geldi bana; şiirler/ öyküler yazmak istedim. Yazdıklarımı temize çekerken, özellikle şiirleri durmadan değiştirdim. Bazen de aynı şiir, öyküye; aynı öykü de, şiire dönüştü.
Olaylara çocuk gözüyle bakmak istedim; çocuk, ailesini, çevresini nasıl algılıyor, onun gözüyle bakmak, o günkü siyasal ve ekonomik koşullarla... bağlantı kurmak istedim.
Gün geldi, bulamadım o yazdıklarımı.
Bir gün, bir şeyler ararken, hiç ummadığım bir yerde şiirler, öyküler buldum.
Yarım kalmış şarkılar tadında...
İşte, Çocuk ve Babası, 1978 yılından kalma şiirlerden biri.
Büyük adamdır benim babam
Herkes tanır babamı
Büyükler tanır
Küçükler tanır
Ama benim babam
Küçükleri tanımaz
*****
1978 UNESCO Dünya Çocuk Yılı’ydı
İçel Eğitim Enstitüsü’nde öğretmendim.
Girdiğim dersler içinde, öğrencilerin en beğendi/ zevk aldığı ders, Çocuk Edebiyatı’ydı.
Başka sınıflardan “konuk” olarak gelmek isteyen öğrencilerin olması, benim de bu dersten büyük bir zevk almamı sağlıyordu.
Ortada bir programın olması benim için yeter de artardı.
Kaynak mı?
En güzelleri İranlı yazar Samed Behrengi’nin kitaplarıydı.
Küçük Kara Balık’ı kim unutur?
Bir başka kaynak, Kültür Bakanı Taner Kışlalı döneminde Bakanlık Yayınları arasında çıkan, Ali Püsküllüoğlu’nun derlediği şiir seçkisiydi:
Kırlangıcın Kanat Vuruşu.
Devlet kitaplarına Nazım Hikmet’in şiirleri giriyordu ilk kez.
Seçkiyi değerli yapan da buydu.
Nazım’dan şiirler okumak, o şiirleri- kuşkusuz başka şiirleri de- değerlendirmek/yorumlamak, bir başkaydı.
Susuzluğu gideren bir tas ayran/ su gibi...
İşte, böyle bir ortamda, 1978 yılı bir de Çocuk Yılı olunca, bir heves geldi bana; şiirler/ öyküler yazmak istedim. Yazdıklarımı temize çekerken, özellikle şiirleri durmadan değiştirdim. Bazen de aynı şiir, öyküye; aynı öykü de, şiire dönüştü.
Olaylara çocuk gözüyle bakmak istedim; çocuk, ailesini, çevresini nasıl algılıyor, onun gözüyle bakmak, o günkü siyasal ve ekonomik koşullarla... bağlantı kurmak istedim.
Gün geldi, bulamadım o yazdıklarımı.
Bir gün, bir şeyler ararken, hiç ummadığım bir yerde şiirler, öyküler buldum.
Yarım kalmış şarkılar tadında...
İşte, Çocuk ve Babası, 1978 yılından kalma şiirlerden biri.