​ Çocuklar harika... / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ocak '08

 
Kategori
Eğitim
 

Çocuklar harika...

Çocuklar harika...
 

Hayat Bilgisi dersindeyiz, konumuz aile.
Ben: Çocuklar ne kadar şanlısınız. Hepinizin annesi, babası hayatta, akşam eve gidince onlara sarılın, kucaklarına oturup, yanaklarından öpün. Bakın benim annem de babam da yok.
Ali: Siz de kocanızın kucağına oturun öğretmenim!

Türkçe dersi, çocuklar okunan metinle ilgili birbirlerine sorular soruyorlar. O sırada Anıl Can'ın dalmış olduğunu fark ediyorum:
Ben: Anıl Can cevap verir misin?
Anıl Can: Soruyu duymadım öğretmenim.
Ben: Hangi hülyalara dalmıştın?
Sercan: Hülya Avşar öğretmenim...

Eğitim Fakültesi son sınıftan iki kız öğrenci sınıfımıza ders izlemeye geliyorlar. Sınıfa girip, ben yokum diye geri çıkıyorlar. Zil çalıyor, sınıftayım.
Sercan: Öğretmenim iki kız geldi, fıstık gibi valla!
Ben: Onlar önümüzdeki yıl öğretmen olacaklar.
Sercan:Yaaaa!

Servet tuvalette yere düşmüş. Pantolan olduğu gibi ıslak. Altında eşofman olduğunu söylüyor.
Ben: Tuvalette pantolonunu çıkar, o kuruyunca eşofmanla yer değiştirirsin.
Servet: Tamam öğretmenim.
Aradan 15-20 dk geçmiş, biz derse dalmışız. Birden bire:
Rahmetullah: Öğretmenim Servet gelmedi.
Ben: Gerçekten. Ali git bak oğlum nerde kaldı?
Az sonra ikisi birden sınıfa dönüyorlar.
Ali: Tuvalette kilitli kalmış öğretmenim. Bir tekme attım, açıldı.
Bu arada ıslak pantolon hala üstünde.
Ben: Oğlum bari pantolonu çıkarsaydın.
Oldukça sıkılmış, onu unuttuğumuz için bize de bozulmuş.
Servet: Beklerken kurudu zaten öğretmenim...

Konumuz meslekler. Herkes seçeceği mesleği araştırıp, meslek hakkında bilgi toplayıp arkadaşlarına anlatıyor. Sınıfın en şakacı, benim tabirimle şebek çocuğu Furkan'a sıra geliyor.
Furkan: Hakim olacağım.
Sercan: Öğretmenim Nasrettin Hoca gibi. O da kadı olmuştu.

Kulağıma gelen sınıf dedikodularından sonra, kavga eden ve küs olan kızlarla konuşuyorum.
Ben: Neden küstünüz?
Güzel Sevda: Damla benim için Ali'ye aşık demiş öğretmenim.
Damla: Demedim öğretmenim, kendi dedi ben seviyorum diye...
Ali: Bütün kızlar da bana aşık ya!

Damla Emre'yi şikayet ediyor.
Damla: Öğretmenim, sokağa gelip duruyor. Cama taş atıyor. Annem çok kızdı.
Ben: Emre? Hayırdır?
Emre:.....
Damla: Benimle evlenecekmiş öğretmenim...
Ben:!!!Oğlum sen iyi misin? Damla seni döver....

Birinci sınıftayız, çocuklar birbirlerini, ben de onları henüz tanımıyoruz. Sınıfa girdiğimde Ahmet ağlıyor. N e olduğunu soruyorum.
Ahmet: Öyetmenim. Damla beni ısıydı.
Damla: O da beni ısırdı öğretmenim.
Ben: Sınıfta birbirimizi ısırmak yok, bir şey ısırmak istediğinizde beslenme yapabilirsiniz.

İkinci sınıfta Hayat Bilgisi dersinde sağlığımızla ilgili bir etkinlik yapıyoruz. Kitapta öğrencilere "Bir doktor olsaydınız, çocuklara hasta olmamaları için ne gibi tavsiyeniz olurdu?" diye soruluyor. Bitiren getirip bana cevabını gösteriyor. Neslihan kitabını alıp geldi. Okuyorum:
1. Terliysen soğuk su içme.
2. Hasta olunca doktora git.
3. İğnen vardıysa ...tüne vurdur.
Canım Neslihan sonra çok utandı. Annesi okuma-yazma bilmiyordu, köyden göçmüşlerdi. Bu yıl işler iyi gitmeyince yine köylerine döndüler. Her söylediğim sözü ilk defa duyuyormuş gibi şaşkın şaşkın gözlerini kocaman açarak dinlerdi. Çok gayretli bir öğrenciydi, umarım ileride eğitimine devam edebilir...

Fen ve Tek. dersinde konumuz ışık, ışıksız göremeyeceğimizle ilgili bir ev çalışması var. Çalışma odasında ışıkları bir süre kapatın diyor. Sonra sorular soruyor. İlk soru da "Karanlıkta neler hissettiniz?" Çocuklar cevaplarını sınıfta tekrarlıyorlar?
Mücahit: Korktum, kitabımı ararken başımı masaya çarptım.
Recep: Korktum, hayalet gibi bir şey gördüm.
Servet: Işığı kapattım diye annem kafama terliği yapıştırdı.
Salih: Bir şey hissetmedim öğretmenim. Çünkü uyuyordum....
Bütün sınıf burada kopuyor:)

Gerçekten çocuklar harika...
 
Toplam blog
: 111
: 5210
Kayıt tarihi
: 11.12.07
 
 

1997 yılında öğretmenliğe başlamış bir mühendisim. Bir oğlum var. Çocukları ve yaşamı seviyorum. ..