- Kategori
- Siyaset
Çoğumuz saçmalıyoruz…

Blogları, köşe yazılarını, hatta iç sayfa yazılarını takip ediyorum. Maalesef bizi aptal yerine koyanlar, önümüze bir şeyler atıp oynamamızı, oynarken de birbirimizi hırpalamamızı seyredip bize gülüyorlar. Toplum olarak giderek gerçek hayattan uzaklaşıyoruz.
Her dördümüzden birimiz işsiziz. Yani potansiyel açız. Daha da tehlikelisi bu işsizliği giderecek doğrultuda ne devletin ne özel sektörün bir çabası var. Fabrikalardan kamuya ait olanlar satıldı gitti. Birkaç tane kaldı ise bile kesin yakında satılacak. Satılan bu fabrikalar, yani on sene evveline kadar ülkenin motoru olan bu fabrikalar satılınca verimleri mi arttı? Kocaman bir hayır. Hemen hepsi kapatıldı, işçileri sokağa atıldı. Direnebilen bir kısmı 4/C denen dilenci mangasına katıldı, gerisi açıkta.
Nüfusumuz hızla artıyor. Ancak yeni nüfus için ne yeni üretim merkezleri var ne de kaliteli eğitim kurumları.
Aç ve cahil sayısı hızla artıyor. Çok uzak değildir bu gidişle sosyal patlamalar başlayacaktır. Sağlam aile yapısı nedeni ile bu güne kadar birbirini idare eden toplumun gücü hızla tükeniyor. Yanlış ve yanlı politikalar nedeni ile tarım ve hayvancılık da can çekişiyor. Bu yüzden köylerdeki kökleri ile şehirde yaşayan zor durumdakilere destek olan ailelerin gücü gittikçe tükeniyor. Bu kadar var olanı satmaya rağmen beceriksiz yönetimin neticesi devletin borcu 500 milyar doları aştı. Daha açıkçası iflas etmek üzereyiz.
Bloglara, gazetelere, televizyonlara baktığınızda durum tamamen farklı. Sanki başka bir ülkede yaşıyoruz. Sırf Şubat ayında gıda enflasyonu %4 ü aşmış, yani bir ayda %4 daha fakirleşmişiz çok kimsenin umurunda değil.
Varsa yoksa Anayasa değişikliği, yargı reformu muhabbetleri. Milletin ağzından statüko, vesayet, oligarşi, darbe, demokrasi sözleri düşmüyor. Bazen merak ediyorum, bu konuları öne çıkarıp tartışınca midemizin gurultusunu daha mı az duyacağız. Veya Anayasa değişimi konularına dalınca ağzımızın açlıktan kokması daha mı az duyulacak?
Şunu iyi bilmekte yarar var. Bu kadar büyük bir borcu olan devlet, halk yararına anayasa yapamaz. Ne yani, yeni anayasa ile yabancı tekellere dur mu diyeceksiniz, kapütilasyonları kaldıracak mısınız. Haaaa, ordunun zırt pırt darbe yapmasını önleriz dediğinizi duyar gibi oluyorum ve gülüyorum. Hem de acı acı. Bizim ordumuz bir NATO ordusudur. Yani bütün kararları ABD alır. 1960 dan beri olan bütün darbeler, darbecikler, darbemsiler, ABD’nin isteği ve onayı ile olmuştur. Biz ordumuza sahip olabilmemiz için NATO dan çıkmalıyız. Ancak o zaman sizin yapacağınız anayasa işe yarar. Değilse havanda su döversiniz. ABD işine gelirse istediği zaman darbe yaptırır.
Konunun bir de başka yanı var. Türk halkının tamamına sorsanız AKP nedir diye, alacağınız cevap %100 “ABD yanlısı bir hükümettir” olur, ve doğrudur. Peki, ABD yanlısı NATO ordusu olan Türk ordusu, ABD yanlısı AKP hükümetine darbe yapar mı? Tabii ki yapmaz, ancak önceki hükümetler gibi ABD nin isteği dışında bir iş yapacak da darbe olacak. AKP iktidarının varlık sebebinin ABD olduğu herkesin malumudur.
O zaman bu darbe oyunları, mahkemeler, demokrasi, darbe, vesayet gibi terimlerle süslü tiyatro oyunları neden dersiniz? Halkın dikkatini böyle soyut konulara çekip patlamayı mümkün olduğunca geciktirmek. Zira Obama hükümetinin Erdoğan hükümetine verdiği ev ödevlerini hep biliyoruz. Önce onlar bir yapılsın sonra gereken yapılır. Artık darbe mi olur, yoksa ülke mi bölünür, veya Irak usulü demokrasi mi getirilir bilinmez. Bilinen bir şey varsa, bu ekonomik tablo ile gidilen yolda varılacak nokta hiç de hayırlı değil.
03/03/2010