- Kategori
- Güncel
Çok eşlilik (teaddüd-i zevcat)

İkiye bir. 4/1 e kadar olmaktadır.
Tekbir Giyim'in sahibi, "Üç karım var, kime ne" demiş. "Bana niye takıyorsunuz, genelevleri görmüyor musunuz?" gibi bir şeyler söylemiş.
Bütün dünyada, aşağı yukarı durum aynıdır. Cebe para girdiğinde, içerideki şeytan dışarıya doğru uzanır ve birden fazla kadın ister. Para, kadını güçlü bir mıknatıs gibi çeker. Çünkü onun tutkularını, önlenemez zevklerini tatmine yarayan değerli bir araçtır.
Bir çok kadın, sahibinden çok parayı önemsediğinden, kolayca teslim olur. Bu sosyolojik gerçekliği, yani çok eşliliği; kadının maddeye ve gösterişe olan zaafını mantığım, pek kabul edilebilir görmese de elime para geçtiğinde, ilk işimin ne olacağı konusunda tam bir karara varabilmiş değilim.
Kimse karnından konuşmasın. Kedi, eremediği ciğere "pis" dermiş. Halbuki önüne düşse, büyük bir iştahla mideye indirecektir. Ya da daha atik bir kedinin ciğeri kaptığını görse peşine düşecek, ondan kalan kırıntıları yalayacaktır. Hani pisti?
Tekbir Giyim'in sahibine verip veriştiren bazılarının derdi olayın sosyolojik, insani, ahlaki yönü değildir. Durum, aynen kedi misalindeki gibidir. Ana problem, kendilerine bu kadar uzak olan dünya nimetlerinin, Tekbir'in patronuna niçin bu kadar yakın olduğudur.
Daha farklı bir biçimde ifade edecek olursak; esasen mahallelerdeki eski/yeni namus bekçilerinin büyük bir kısmının niyeti, ahlakı korumak değildir. Kendilerine pas vermeyenlerden dolaylı intikam almaktır. Yapılan eleştirileri, bunun bir izdüşümü olarak düşünebilirsiniz.
Öyle ise bu yazıyı niçin yazıyorum: Sınırları zorlamanın, şehvet düşkünlüğünün, azgınlığın; ruhlardaki, "damızlık boğa sendromu"nun din boyası ile kapatılmaya çalışılmasına isyan ettiğim için...
Bazı tavizsiz dindarların kadına, zinakar ve günahkar addettikleri kimselerle aynı gözle baktıkları halde, kendi yaptıklarını meşru görmelerine takıldığım için... "Ben ikiyüzlü bir ahlaksızım" diye bas bas bağıran hal ve tavırlarını umursamayıp, başkalarına çamur attıkları için... Cinsel iştahlarına dini alet etmelerine, üstelik bunu sevap olarak nitelemelerine gıcık olduğum için... yazıyorum.
Nedense bazı dindar zenginler poligamik sünnet uygulamasına çok meraklılar. Mezkur sünneti ihya ederek, büyük ecirler kazandıklarına inanıyorlar. Halbuki bu, bedensel arzuları tatmin ederek nefsi ödüllendirmekten ibaret bir eylemdir. Bunun, Allah'ın rızasına tekabul eden ve sevaba vesile olan yönü neresidir, anlamış değilim.
Bildiğim kadarıyla sevap, bir fedakarlık karşılığıdır. Nefsinize ağır gelen bir faaliyet (mesela namaz, oruç gibi) yaparsanız, sevap kazanırsınız. Özveride bulunursanız; cebinizdeki parayı, elinizdeki ekmeği, önünüzdeki yemeği paylaşırsanız, insanlar için faydalı şeyler üretirseniz ecir kazanırsınız. Yani sevap, nefse ağır gelen şeylerle kazanılır.
Bazı arap ülkelerinde beşinciye göz koyan aşağılık tipler, kadınlardan birini boşayarak sayıyı dörtte tutar ve böylece güya, Kur'an hükmünü aşmazmış. Adamdaki ihlasın büyüklüğüne bakın! Bütün bunları, son derece pervasız ve gayri ahlaki buluyorum. Bu, kadını, onun varlığını ve duygularını hiçe saymaktır. Onu, bir tatmin aracı olarak görmektir.
Çok eşlilik konusu, Nisâ Sûresinin 3. Ayetinde şöyle ifade edilmiştir.
"Eğer, velisi olduğunuz mal sahibi yetim kızlarla evlenmekle onlara haksızlık yapmaktan korkarsanız onlarla değil, hoşunuza giden başka kadınlarla iki, üç ve dörde kadar evlenebilirsiniz; şayet, aralarında adaletsizlik yapmaktan korkarsanız "bir tane almalısınız" veya sahip olduğunuz ile yetinmelisiniz. Doğru yoldan sapmamanız için en uygunu budur." (1)
Görüldüğü üzere olay, sadece bir ruhsattan ibarettir ve adalet endişesi bakımından, tek eşlilik açıkça tavsiye edilmektedir. Daha doğrusu, "tek eşliliğin" maslahata uygun olduğu anlatılmaktadır.
Bu ayet, insanoğlunun çıkarı için her şeyi nasıl istismar ettğinin açık bir örneği sayılabilir. Dinin bir çok kuralını akllarına bile getirmeyenler, para ve uçkur sözkonusu olduğunda işte böyle, "halis mümin" kesilirler. Mesele bundan ibarettir.
Galiba benim gibiler, bu dünyada olduğu gibi öbür tarafta da ortalıkta kalacaklar. Paramız yok, o sebeple birden fazla eşimiz de yok. Bu yüzden, sünneti ihya edip bolca sevap işleyerek, Cennet'in kapılarını aralayamıyoruz. Gülmeyin! Üzerine din giydirilmiş bu şehvet mantığına ancak böyle bir izah yaraşır.
İştahlı ve paralı dindar baylar! Çok kadın isteyene engel olan mı var da zevkinize kılıf arıyorsunuz? Zaten bunu ünlü ve paralı bir çok kişi yapmıyor mu? Bu işi; nefsinizin azgınlığına, arzularınıza, dini alet etmeden yapsanız olmaz mı? Hz. Hasan gibi açıkça, "kadınlardan hoşlanıyorum" deyip, münafıklıktan kurtulmak çok mu zordur?
Denetleyemediğiniz ve denetlemeyi hiç düşünmediğiniz cinsel arzularınız yüzünden din yıpranıyor, yara alıyor. Yaşadığınız hazların faturasını islama ve müslümanlara ödetiyorsunuz. Dürüst olun ve kendi faturanızı kendiniz ödeyin.
İslam hevaya düşkünlüğü açıkça kınamışken, siz nefsinizi ödüllendirererek ihlas ve takva umuyorsunuz. Peygamberimizin evlendiği kadınlar arasında yaşı kemali bulmuş, elden ayaktan düşmüş dullar da vardı. Sıkıyorsa siz de iki, üç çocuğuyla ortada kalmış, geçkin bir garibanı himayenize alıp sünneti öyle ihya edin. Bakalım o zaman karşı çıkacak mıyım?.
Bu aymazlara söyleyecek son sözüm şudur. Başınıza, çok kadınla ihya edilecek sünnet ve bundan kazanılacak sevap kadar taş düşsün, emi.
(1) ELMALILI MUHAMMED HAMDİ YAZIR Nisa suresinin bu ayetindeki (fe vahideten) ifadesini, "bir kadın yeter, yani bir kadınla yetinin, " şeklinde yorumlamıştır.