- Kategori
- Güncel
Çok şükür yargı da dönüşüyor!

Anayasa değişikliklerinin ardından yargıda başlayan değişim “rüzgârı”, kısa sürede “kasırgaya” dönüştü bile.
Halkoylamasına dönük AKP’nin ve yandaşlarının organize ettiği “kutsal ittifakın”, medyayı satın alıp, üfürdüğü “ucu açık demokrasi” ya da “ileri demokrasi” palavrasının ilk dumanı HSYK seçiminde tütmeye başladı.
Güya ülkemizin yargısı, demokrasiyi sevmeyen “oligarşik” bir yapının eline geçtiğinden “tarafsız” ve “bağımsız” özelliğini yitirmişti.
Bu durumu düzeltebilmek için yargının denetimini sağlayacak HSYK’yı geniş tabanlı bir kurula dönüştürmek gerekiyordu.
Bunun için yargı ve hukukla ilgili her kurumdan seçilecek üyelerle son derece “demokratik bir kurul” oluşturulacak, yargıç ve savcılar üzerindeki tek taraflı vesayet sona erdirilecekti.
Bu değişimi sağlamaya yönelik olarak geçtiğimiz Pazar günü savcı ve yargıçların önüne sandık getirildi.
Bu seçim için propaganda yasağı konulduğundan, biz sade yurttaşlar, kimin ne için seçimde aday olduğunu, hangi erdemlerine güvenerek oy istediğini bilemedik, öğrenemedik.
Oy kullanan yargıç ve savcılar daha fazla bilgi sahibi oldular mı onu da bilemiyoruz.
Eğer yargıç ve savcılar, sadece adayların resmi internet sitesindeki kısa özgeçmişlerine bakarak karar vermişlerse kendilerini kutlamak lazım.
Mahkeme kararlarının adil şekilde oluşması adına sıkça “bilirkişilik” kurumuna başvuran yargıç ve savcılar, yarım sayfayı bile bulmayan özgeçmişler üzerinden kendilerini yönetecek kurula üye seçmeyi başarabildilerse onlara helal olsun.
Şaka bir yana, hepimiz biliyoruz ki HSYK seçimi, bu ironinin sığlığı kadar ucuza gitmedi.
İddialara göre, Adalet Bakanı uğruna geceli gündüzlü nice mesai harcadığı anayasa değişikliğinin gereken sonuçları vermesi için de ciddi anlamda “emek” sarfetti, sahada tam pres uyguladı.
Yani diplomatik dilde söylersek, yargıç ve savcıların seçimde yapabilecekleri acemilik(!) ve hataların(!) risklerini azaltmak yönünde çeşitli tavsiye ve telkinlere başvurdu.
Ben şahsen, Adalet Bakanı’nın, bakanlığın yüksek bürokratlarının ve yandaş avukatların “bazı savcı ve yargıçları tehdit ettiğine” dair ortaya atılan çirkin ve de “darbeci” dedikodulara asla inanmıyorum.
Ülkemizin “parlak demokrasi ve idarecilik sicili”(!) böylesi dedikoduları boğmaya yeter de artar bile.
O yüzden yargıç ve savcılar kendi öz iradelerinin, kendi öz bilgi ve deneyimlerinin ışığında hem de adayların kısa özgeçmişlerinde bizim anlayamadığımız şifreleri çözerek ama tamamen “rastlantısal” olarak bakanlık bürokratlarını HSYK’nın koltuklarına oturttular.
Artık bundan sonra AKP’nin sevmediği kararları vererek “tarafsızlığını” yitiren yüce adalet, yapılan HSYK seçimlerinin ardından “bağımsız”(!) ve “tarafsız”(!) olarak daha adil kararlara imza atacaktır.
Ardından Yargıtay, Danıştay gibi yüce mahkemelerde de benzer sonuçlar alınırsa, evvel Allah, iktidar bülbülü medyanın da katkılarıyla dünyaya hukuk ve adalet modeli bile ihraç ederiz artık.