​ Copying Beethoven - İki gözüm iki çeşme, 9. Senfoni sadece bahane / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '10

 
Kategori
Sinema
 

Copying Beethoven - İki gözüm iki çeşme, 9. Senfoni sadece bahane

Copying Beethoven - İki gözüm iki çeşme, 9. Senfoni sadece bahane
 

One minut yönetmenim, ben şimdi niye durup durup ağlıyorum yani?


Ed Harris’in Beethoven’i canlandırdığı film, bestecinin 9. senfoninin bestelenmesinden, ölümüne kadar olan yaşam diliminin anlatıldığı bence pek de başarılı olmayan bir deneme. Beethoven’ın kişisel yaşamını ve insani yönünü ortaya koyma çabası hissedilse de bu arzusunun içini doldurmakta başarılı olabildiği söylenemez. Dokuzuncu senfoni prömiyeri öncesi bestesinin notalarını temize çekme göreviyle Beethoven ile çalışmaya başlayan ve tıpkı Beethoven gibi büyük bir besteci olma hayalleri olan 23 yaşındaki Anna Holtz karakterinin gözünden anlatılıyor hikaye. Filmi benim gözümde başarısız kılan pek çok unsur var ve bunların başında yönetmenlik ve senaryo yetersizlikleri geliyor.

Yönetmen Agnieszka Holland daha çok televizyon alanında ürünler veren ve Kieslowski’nin “Üç Renk” üçlemelerinde yardımcı senaristlerden biri olan bir isim. Filmde Ed Harris gibi usta kategorisinde sayılabilecek ve Diane Kruger gibi gelecek vaat eden genç oyuncuyu yönlendirmede başarısız olduğunu düşünüyorum. Yerli yersiz abartılı oyunculukları görünce sanki yönetmenin oyuncularına direktiflerini duyar gibi oluyorsunuz “ Şimdi üzüldün, evet şimdi yıkıldın, coşku içindesin” gibi. Senaryo da pek çok açıdan defektler içeriyor, özellikle de karakterlerin oluşturulması anlamında. Sert, kaba, acımasız olarak tanınan Beethoven bir anda meyhane köşelerinde sevgilisinden ayrılmış Kadir İnanır gibi içki içip çevresine dert yanıyor, yeni tanıştığı sıradan bir kadına tüm yaşamını açıp birkaç hafta geçmeden kendisi ile çalışmaya devam etmesi için yerlerde diz çöküp yalvarıyor. Diane Kruger’ın oynadığı Anna Holtz karakteri için de aynı şey geçerli. Jestlerinden, mimiklerinden yetenekli bir oyuncu olduğunu hissedebildiğimiz Kruger sürekli gözleri sulanmaya hazır, yersiz tepkiler, duygular gösteren bir karakter sunabiliyor bize. Hele filmin en dramatik sahnesi olması gereken 9. Senfoninin prömiyeri tam anlamıyla okul müsameresi kıvamında çekilmiş. Müzikle güya sevişir gibi hissettiği yansıtılmaya çalışılan Beethoven ve Anna Holtz bir yanda, gözlerinden yaşlar süzülen bir salon insan ve Beethoven’in yeğeni diğer yanda. Filmde müziklerin kullanımı da aynı ölçüde başarısız ve yersiz. Beethoven öyle büyük bir besteci ki müziğinin duyulduğu her ana ilahi bir vasıf kazandırıyor adeta, ama filmin o anki temposu ile alakasız müziklerin varlığı bir noktadan sonra rahatsız edici olmaya başlıyor. Bestecinin müzikleri “Recep İvedik”’te de kullanılsa iddia ediyorum birkaç dakika görkemli bir sinema sahnesi izlediğimiz izlenimine kapılabiliriz. Filmin bize sağladığı bazı kazanımlar da yok değil. Filmi izleyince acilen Gary Oldman’ın “İmmortal Beloved” filminde çizdiği haşin Beethoven karakterini veya Milos Forman’ın elinden çıkmış usta işi “Amadeus”taki Tom Hulce’ın zıpır Mozart’ını izlemek için karşı konulamaz bir istek uyandırıyor hiç değilse. Ed Harris sevdiğim bir aktör olmasına ve filmdeki çabasını takdir etmeme rağmen IMDB’de verilen 6, 8’lik puanın filme göre hayli fazla olduğunu düşünüyorum ve benim film için puanım 4.

 
Toplam blog
: 14
: 894
Kayıt tarihi
: 22.04.10
 
 

36 yaşında ve doktorum. Yaş olarak yolun yarısını geçtiğim iddia edilse de ve pek çok iş alanında 35..