Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '06

 
Kategori
Kent Yaşamı
 

Çorbaya yetişiyorum

Çorbaya yetişiyorum
 

Bazen değişiklik olsun diye, her zaman gittiğim yoldan değil de, sahil yolunu kullanarak gidiyorum Çorlu' ya.

Benim gibi standartları belli bir adamın hayatında yapabileceği en büyük değişiklikte bu sanırım.

Gümüşyaka, Sultanköy, Marmara Ereğlisi, ardından Yeniçiftik.

Cumartesi günleri Yeniçiflik de Pazar kuruluyor, kış aylarında öğlene kadar toplanıyor, genelde kendi ürününü satmaya çalışan çiftçiler oluyor pazarda ve alışverişlerin çoğu pazarlıkla yapılıyor.

Kış aylarında, deniz kenarında olan pek çok yerleşim merkezi gibi Yeniçiftlik’tede pek hareket olmuyor. Kahvehanelerde, alıştığı iskemleleri işgal eden insan tipleri çoğunlukta, bazen yol üzerinde Çorluya kalkan minibüslerin yolcu beklediği durağa yakın, kahvede bende mola veriyorum.

Garsonun ağır hareketlerle, getirdiği çayı yudumlamadan önce, okunmaktan içi dışına çıkmış ne kadar gazete varsa hepsini topluyorum.

Tüm kahvehanelerde alışılageldiği üzere, bütün bulmacalar en ücra kutucuklarına kadar doldurulmuş.

Kadın resimlerinin üzerine ok işareti, bazılarının yüzüne pala bıyıklar kondurulmuş.

Spor sayfasındaki bira reklâmının altına birisi bütçe yapmış, sonrada karalamaya çalışmış ama bütçenin gizlenecek bir tarafı kalmamış.

Kira:250

Kömür:200

Elektrik, su, tel:100

Pazar parası:?

Tüm rakam, 475 milyondan çıkarılmış.

Sanıyorum hesabı yapan ağabeyin maaşı 475 milyon, Pazar parası yazılmadan bütçe 75 milyon açık vermiş.

Yemeye içmeye para kalmamış.


Bu tür yerlerde çalışan minibüslerin saati olmaz, ille de dolana kadar beklenir. Bazı yolcular minibüsün içinde oturmayı tercih eder, bazıları tekerlek dibine çömelip sigara içer. Saatler süren bekleyişten sonra, hareket ettiğini dosta düşmana göstermek için minibüs şoförü kornası ile ortalığı birbirine katar.

Ne kadar beklenirse beklensin, son yolcu koşarak yetişir minibüse ve cevabını bildiği soruyu sorar muavine “köylerden geçiyor” değil mi?


Bazen bana da yolcu çıkar. Her aldığım yolcu arabadan inerken bir taraftan elini cebine atmaya çalışır bir taraftan da sorar

“Borcumuz”

Yeniçiftliği geçtikten sonra yolun sağ tarafında yüksek bir anıt karşılar sizi.

Ağaçlar arasına bir çeşme, birkaç oturma yeri kondurulmuştur.

Su içmek, ya da yüzünüzü yıkamak için mola verdiğiniz de, saç tabelada

Hiçte alışık olmadığınız yazıyı okursunuz.


“lütfen alkol kullanmayınız”

Acılı bir babanın, tam çeşmenin olduğu yerde, elim bir trafik kazası sonucu kaybettiği oğlu ve iki arkadaşının arkasından, yaptırdığı anıtla, gelip geçenlere verdiği öğüttür bu.


Yolun devamı Çeşmeli,

Çeşmeliden sonra Türkgücü var Türkücünün girişinde yine bir hayrat karşılıyor gelenleri.

Mermerden yüksekçe bir çeşme ve iki oluktan güldür güldür buz gibi soğuk su akıyor.

Jandarma Komando Erkan Uysalgil hayratıdır.

1981–2001 Ruhuna Fatiha.


Yağmurlu havaların sonrasına denk geliyorsa oradan geçişiniz, asfalta paralel çekilmiş onlarca araba ve köyün merasında, mıntıka temizliği yapan askerleri andıran yüzlerce insan görmeniz mümkün.

Bunun sebebi ne diye merak ederseniz.

“Mantar”

Ne kadar riskli olsa da, tadından dolayı, insanımız doğal ortamda yetişen mantardan vazgeçemiyor. Toprak kokan mis gibi, kuzukulağı cinsi mantarı, elindeki naylon torbaya dolduruyor...

Yol bitiyor.

Yolla beraber öyküde bitiyor.

Yazının başında da yazdığım gibi


Bazen değişiklik olsun diye, her zaman gittiğim yoldan değil de, sahil yolunu kullanarak gidiyorum Çorluya......

Kendimce değişiklik yapıyorum, akşamları yetişiyorum, evde pişen sıcak çorbaya....

 
Toplam blog
: 1280
: 1114
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Deniz tutkunu.Amatör kıyı balıkçısı. Aynı Şarkı ve Ilık Havada Hoşça Kal adlı kitapların yazarı ..