- Kategori
- Mesleki Eğitim
ÇSATT'a dışarıdan bir bakış
Her sene Çanakkale’den geçerim. Ama hiç iyice gezip tanıma fırsatım olmamıştı, geçen 18 Mart’a dek…
Dur yolcu, bilmeden gelip bastığın,
Bu toprak, bir devrin battığı yerdir.
Eğil de kulak ver, bu sessiz yığın,
Bir vatan kalbinin attığı yerdir!
Deniz ve kara savaşlarının yaşandığı bir çok yer gördüm, çokça savaş anısı dinledim, dua ettim… Birçok insan tanıdım. Çanakkale’de olduğum her an bana tarifsiz mutluluklar yaşattı. Orada okuyan eski arkadaşlarımla görüştüm, güldük eğlendik ve her seferinde bu inanılmaz küçük şehir bende unutamayacağım hatıralar bıraktı.
“Çanakkale içinde aynalıçarşı…”
Evinde kaldığım eski arkadaşım Mete, Çanakkale 18 mart üniversitesinde Türkçe öğretmenliği okuyor. Bana eğitim fakültesi merkezli bir öğrenci topluluğundan bahsetmişti. Çanakkale savaşlarını tanıtma ve araştırma topluluğu… 2003 yılında kurulmuşlar, hala aynı heyecanla çalşmaya devam ediyorlar.
Topluluk yaptığı gezilerle ünlü. Şehitlikler, abideler, arazi gezileri… arazi gezilerinde savaş alanlarını etüd ediyorlarmış… Çanakkale de olup da katılmak vardı… tiyatro oyunları şiir dinletileri piknikler buluşmalar toplantılar… sonsuz bir bağ sınırsız bir arkadaşlık, alınan sorumluluklar da dahil çok şey içeriyor bu topluluk.
Ayrıca tarihi de bir bütün olarak ele alıyorlar. Geçen sene Sarıkamış şehitleriyle ilgili bir oyunlarını sahnelemişler. Oyunları kendileri yazıyor ve yönetiyorlar.
13 Martta'ki şehitlik ziyaretlerine ben de katılma fırsatı buldum. 8 otobüs öğrenci, her otobüste yol boyunca anlatımlar yapan topluluk üyeleriyle hafızalara kazınan bir ziyaret yaşadılar. Her abidede şehitlikte duruldu ve anlatıldı. Tabi biz de yarımadanın zaten başlıbaşına bir şehitlik olduğunu biliyorduk:”Düşün, altında binlerce kefensiz yatanı” Bizim otobüsümüzün anlatıcısı Oya arkadaşıma da tekrar teşekkür ediyorum.
Seyid onbaşılarla yahya çavuşlarla unutulmaz bu ziyaret gün boyu sürdü.
Sanki bir orduyu gizler küçük siper,
Kuşlar getirmişti, makamdan bir haber,
Alınlarını öptü yüce Peygamber,
Şehit takımıyla Ezineli Yahya....
Tatlı yorgunlukları yetmezmiş gibi 17 Mart gecesi Gelibolu yarımadasında oynayacakları Geleceğini biliyordum adlı oyunun hazırlıklarına devam ettiler. O nasıl bir özveridir nasıl çalışmadır! Ne güzel arkadaşlık ne güzel misafirperverlik…
Üyelerin anlatım yaptığı konferans tadında toplantıları oluyor. Ve bunların hepsini eğitim fakültesindeki küçük odalarında planlayıp amfilerinde yapıyorlar.
17 mart gecesiyse oyunlarını o kutsal yerde sergilediler. Karakterlerden ali anasına bağırırken belki de onlar da izledi, çığırtkanın çağrısına onlar da kulak verdi, anaların feryatlarıyla onların da gözleri doldu… belki tansu düşman askerini siperine taşırken o ikisi de yanyanaydı, gülümsemişlerdir büyük ihtimalle hiçbir şeyin boşa olmadığının gururuyla… biz onların nesliyiz…
Asım'in nesli... diyordum ya... nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çignetmiyecek.
Oyunları bittikten sonra geceyi kızılay çadırında geçirdiler. Gururluydular… Şanlı 18 Mart sabahı orada, onlarla uyandılar. O gece yanlarından ayrılırken birisi bu gece onlarlayız dua bol bol dua okuruz, diyordu; gözlerinin içi gülüyordu. Oyun bittikten sonra herkes birbirine sarıldı, gülüyorlar gibiydi de mahzun gibiydiler de… ama gururluydular. Ertesi gün de yine anlatım yapacaklardı. Bu çocuklar çok çalışıyorlar yahu! Ama gururluydular… Öyle ki topluluktan Eylem arkadaşım ertesi gece facebook durumunu şöyle güncellemişti:
Bir yarım ada, şehitler diyarı... bir tiyatro, gözyaşları... bir uyku, dalga sesleri... ilk turum, meraklı gözler... onların da geldiklerini biliyorum...
bu her şeyi özetliyor zaten...
istanbulun meşgulluğünden, yorgunluğundan kalabalığından usananlar için küçücük bir şehir olan Çanakkale ve sıcak öğrencileri şifası bol bir ilaç olacaktır. ÇSATT a çok teşekkür ediyorum. Başkanına yönetim kuruluna üyelerine arkadaşım Mete Can ve Alper'e, eyleme hepinize çok teşekkür ederim arkadaşlar! İstanbul a üniversitesine de beklerizJ
Yahu bu arada insan Çanakkale de okur da nasıl ÇSATT a katılmaz yahuu.