- Kategori
- Eğitim
Cumhuriyet Dönemi Eğitim Sistemi - 3: "Eğitim", Cumhuriyeti kuranların en önemli meselesiydi...

Modern ve çağdaş eğitimin ilk görselleri...
"En önemli, en esaslı nokta eğitim meselesidir...Eğitim, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüce bir toplum halinde yaşatır ya da bir milleti esarete ve sefalete terk eder" (M. KEMAL ATATÜRK-1924)
x x x
CUMHURİYETÇİ DÜŞÜNCEDE EĞİTİMİN ÖNEMİ VE AMACI...
Cumhuriyet'i kuranlar, geri kalmış bir toplumun, çeşitli sosyal, ekonomik, ve kültürel gereklerine uygun uygar bir toplum haline gelebilmesinin en başta gelen koşulunun eğitim olduğunun bilincindeydiler. Ulusal temellere dayanan modern ve çağdaş bir eğitim verecek kurum ve kuruluşların, toplumsal değişmede ne denli etkin olduğunun da farkındaydılar.
* * *
-- Çünkü, Tanzimat dönemini başlatan devlet idarecilerinin ve zamanın aydınlarının da amacı buydu. Batı benzeri eğitim şekli ile, Osmanlı insanını ve toplumunu bulunduğu durumdan daha ileri sosyal ve kültürel bir aşamaya taşımaktı...Örneğin. Tanzimat döneminin ileri gelen diplomat ve adamlarından(sadrazam) ve ayrıca 1856 Islahat Fermanı'nın hazırlayıcısı olan Ali Paşa, 1857 tarihli layihasında(bildirisinde) şöyle diyordu:
"Milletimizin eğitim ve bilgisini lüzumlu seviyeye çıkarmak ve bunun için gayret göstermek farzdır. Bunu yapmazsak biteriz. Etrafımızı Çin Seddi gibi duvarlar çeksek de bilgili toplumlar bize hükmeder ve parça parça her şeyi elimizden alırlar."(1)
Yine Tanzimat döneminin önde gelen devlet adamlarından(sadrazam) Fuat Paşa da, 1868'de, ölümünden önce düzenlemiş olduğu vasiyetnamesinde eğitim hakkında şöyle yazmıştı:
"...İlim, alem-i akıl ve izan için ışık saçan tek parlak güneştir...Faydalı keşifler ve yeni ilimler, geldikleri yer neresi olursa olsun ve hangi millet nezdinde bulunursa bulunsun onu almalı ve kabul etmeliyiz. Medeni gelişmenin esası, maddi ve manevi büyüklüğünün kaynağı genel eğitim ve öğretimdir."(2)
-- Birinci Meşrutiyet ilanından sonra toplanan ilk Mebuslar Meclisi de, çeşitli devlet hizmetlerinin "eğitim ve öğretimle ilgili" olduğunu görüp, bu konunun önemi üzerinde durmuştur. Yanya Mebusu Abdül Bey, Meclis'te yaptığı uzun bir konuşmada özetle şunları söylemiştir:
"...Dünyada refah, saadet ve medeniyet ile ilgili ne şeyler varsa cümlesi maarif sayesindedir. Maarifsiz hiçbir millet terakki etmemiştir. Günden güne tedenni(gerileme) etmiş ve nihayet türlü türlü felaketlere uğramıştır."(3)
-- İkinci Meşrutiyet devlet yöneticileri ve zamanın aydınları sayılan bilim adamları da, önceki dönemlerde başlayan eğitim ve öğretim alanındaki reformları devam ettirmişler ve öncekilerden biraz daha farklı olarak eğitimi ve öğretimin toplumun her kesimine yaygınlaştırılmasını istemişlerdir.
* * *
Cumhuriyeti kuranlar da, aynı toplumdan gelen ve aynı eğitim kurumlarında tahsil eden ve önceki dönemlerin adım adım ilerlettiği eğitim ve öğretim konusunu daha da ileri aşamalar götürmeye çalışan insanlardır.
Cumhuriyeti kuranların, eğitime verdiği önem, önceki dönemlerdeki devlet yöneticilerinin, bilim adamı olan aydınlarının yapmak istediklerinden çok farklıydı...Çünkü, önceki dönemlerde, modern --"Batı benzeri" diyelim -- eğitim sistemini ve kurumları ile halkın büyük çoğunluğunun benimsediği "dinsel ve geleneksel" içerikli eğitim sisteminin birlikte sürdürülmesi, "ikili, hatta çoklu" denebilecek bir eğitim sistemi meydana getiriyordu...Bu nedenle, Cumhuriyeti kuranların ilk amacı, bu ikili --hatta çoklu-- eğitime son vermek ve "eğitim ve öğretimde birliği" sağlamaktı.
Kurtuluş Savaşı'nın en buhranlı, bunalımlı ve yoğun günlerinde(ordunun Sakarya'ya çekilmesine yol açan Kütahya-Eskişehir yöresindeki Yunan saldırısının geliştiği günlerde), Mustafa Kemal,16 Temmuz 1921'de, Ankara'da topladığı Maarif Kongresi'nde -- ki bu kongre, daha sonra oluşturulacak Milli Eğitim Şurası'nın ilk adımıdır -- yaptığı açış konuşmasında; tüm dikkatlerin ve gücün savaşın ağır koşullarına yönelmiş olmasına rağmen "ulusal" ve "çağdaş" bir eğitimin temellerinin atılmasını ve bu konuda yapılacak işlerin sağlam bir programa bağlanmasını istemiştir.
Konuşmasının içeriğinde, devlet bünyesinde yüzyıllar boyu derin idari ihmallerin neden olduğu yaraların iyileştirilmesinde verilecek emeklerin en büyüğünün kuşkusuz, irfan(bilgi-kültür) yolunda kullanılmasının gereğini vurgulamış; şimdiye kadar izlenen öğretim yöntemlerinin ulusumuzun gerileme sürecinde önemli etken olduğu doğrultusundaki düşüncesini ifade etmiştir. Bunun için yapılacak eğitim programlarının, eski devrin boş inançlarından ve yaradılış niteliklerimizle hiç de ilgili olmayan yabancı fikirlerden, Doğudan ve Batıdan gelebilen bütün etkilerden uzak, milli karakterimiz ve tarihimizle uymlu olmasını istemiştir.(4)
Mustafa Kemal'in, Kurtuluş Savaşı'nın hemen sonlarında, kendisine yöneltilen; "İşte, memleketi kurtardınız. Şimdi ne yapmak istersiniz?" şeklindeki bir soruya, "Milli Eğitim Bakanı olarak, milli irfanı yükseltmeye çalışmak en büyük emelimdir"(5) diye cevap vermesinden, O'nun eğitim ve öğretime verdiği önemin ne denli büyük olduğunu göstermektedir.
* * *
Başta Mustafa Kemal olmak üzere, Cumhuriyeti kuranların, eğitim ve öğretimle ilgili olarak en başta gelen amaçlarından ilki, Tanzimat'la başlayan, Birinci ve İkinci Meşrutiyet'le devam edemn"ikili, hatta çok yönlü farklı eğitim sistemini ve kurumlarını" birleştirmekti.
Cumhuriyet'in ilanından dokuz ay önce(31 Ocak 1923), İzmir'de halk ile yaptığı bir konuşmada, "ulusumuzun eğitim ve öğretim yuvaları bir olmalıdır"(6) diyerek 12 ay sonra(3 Mar1924) yürürlüğe konacak Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun(Öğretim Birliği Yasası) gerekliliğini ortaya koymuştur.
Bu kanunla, Türkiye'deki bilim, eğitim ve öğretim kurumları, bütün medreseler Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlanmış; böylece çağın gerisinde kalmış eğitim ve öğretim düzenine son verilmiş, eğitim ve öğretim devletin denetim ve kontrolüne girmiştir.
Blog dizimin ilerleyen bölümlerinde, Cumhuriyetçi düşüncede eğitim ve öğretim ilkeleri konu edilirken, özellikle de Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun dünü ve bugününe ayrıntılı olarak değinilirken günümüze de göndermeler yapılacak, özellikle de "İmam Hatip Okulları" hakkında kanunun içeriğine uygun açıklamalar yapılacaktır.
Devam edecek...
cdenizkent
_________________ :
(1) Enver Ziya Karal, Osmanlı Tarihi, cilt. VIII. 3.b. Ankara: Türk Tarih Kurumu Yayını, s. 197
(2) Mehmet Galip, Fuat Paşa'nın Vasiyetnamesi, T.T.E. Mecmuası, Cilt II, s. 75(Bu vasiyetname, Ankara Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsünde, Emine Gümüşsoy tarafından hazırlanan bir doktora tezinde konu edilmiştir.)
(3) Hakkı Tarık Us, Meclis-i Mebusan, Cilt. II, ss. 144-148'den Enver Ziya Karal, Agy. s.383
(4) M. Kemal Atatürk, Söylev ve Demeçler, Cilt-II, s.19
(5) Genelkurmay Başkanlığı, Atatürkçülük(İkinci Kitap), İstanbul: Milli Eğitim Basımevi, 1988, s.104
(6) M. Kemal Atatürk, Agy. ss. 19, 45, 94