​ Cumhuriyet için varız! / Özel Günler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Kasım '11

 
Kategori
Özel Günler
 

Cumhuriyet için varız!

Cumhuriyet için varız!
 

“Okullarımızda 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlama törenleri, çelenk koyma, günün anlamını ve önemini belirten konuşma yapılarak kutlanacaktır.”

MEB tarafından yayınlanan bu yazı 28 Ekim Cuma günü, öğlen saatlerinde, okul idarecisi tarafından duyuruldu. Bu yıl eski yıllardaki gibi kutlama yapılmayacağı, çelenk konulacağı, Anıtkabir ‘in ziyaret edileceği söylendi. Çocuklar da biz de İstiklal Marşı için bekliyoruz, kanımız dondu, yüzler düştü, öğretmenlerin mimiklerinde şaşkınlık ve sıkıntı gördüm.

Onca hazırlık yapılmıştı, ATATÜRK’ümüze layık bir tören yapma isteği herkesin yüreğindeydi ama MEB törenlere sınırlama getirince çaresiz kaldık. Tepki veremedik, Cuma öğleden sonra defalarca MEB’in web sayfasından form doldurup, şkayetimi bildirmek istedim ama form çalışmadı, şikayetimi iletemedim. Cumartesi Cumhuriyet Bayramı’ydı. Gün boyu evde, marşlar söyledik oğlumla, biraz da buruk.. Yine de o coşkuyu yaşamak, yaşatmak istedik. Cuma akşamı Bilkent Senfoni Orkestrası’nın Cumhuriyet Bayramı Konserine biletimiz vardı, tek resmi kutlamamız bu oldu. Katılım çoktu, özellikle 2. Bölüm Cemal Reşit Rey’in bestelerinden oluşuyordu, pekçoğu kulağımızın aşina olduğu bestelerdi. Dinlerken coştuk, kaskatı, ruhsuz bir şekilde oturan dinleyicilere inat alkışladık, ritim tuttuk. Keyifliydi.

Eğlenemeyeceksem, coşkumu yansıtamayacaksam neden bu konsere bilet alayım, tepkisiz, sadece oturan insan olmak benim yapabileceğim brşey değil. Oğlum ve benim ritim tuttuğumuzu gören yan koltuktaki küçük kız da başladı ritim tutmaya. İnsanlar kendi ruhunun huzur bulması için kendini dinleyip, bir şey yapmaktansa, hep bir başkası bir şey yapsın diye bekliyor. Çok ulvi duygularla ayrıldım, konserden. Bugünü kutlamış olmanın mutluluğu yüzümdeydi. Temizlendiğimi hissettim. Ayaklarım yere basmıyordu, bulutlardaydım sanki. Yaşadığım coşku; bir süredir kaybettiğimi sandığım tüm hayat sevincimi tekrar bana sunmuştu.

Sonraki gün bir şey yapmalı dedim, okul kutlaması da bir şekilde yapılmalı. Okuldan gelen bayram kutlama maillerine cevaplar yazdım, kutlama iptaline dair sitemimle birlikte..

Dedim ki : “Bazı okullar veliler ve öğrencilerle birlikte Cumhuriyet Bayramımızı kutlamışlar, keşke biz de hep birlikte kutlayabilseydik. Çünkü genelge kutlamayın demiyor, uygun şekilde kutlayın diyor.

Bu yıl CUMHURİYET BAYRAMI'mızı hep birlikte kutlayarak, hem PKK'ya tek yürek olduğumuzu gösterebilir, hem de Van'da hayatta kalan vatandaşlarımıza manevi destek olabilirdik. Çocuklarımız da, biz de bu şekilde manevi katkı sağlamış olurduk, sürece. Kutlamalar için onca hazırlık yapan, strese giren çocugumun yüzündeki tebessümü donduran kararları yanlış buluyorum. İletmek istedim.”

Sanıyorum ki pekçok veli bu şekilde tepki vermiş. Aynı gün içinde kutlamaların 01 Kasım’da yapılacağı bilgisini aldım. Kutlamalar 01 Kasımda yapıldı, yani ne oldu şimdi? Kutlama yaparak PKK’nın ödürdüğü insanlara karşı saygısızlık mı yapmış olduk? İlk fırsatta yardım elimizi uzattığımız VAN’daki vatandaşlarımıza ayıp mı ettik? Hayır, her fırsatta, hangi ruh halinde olursak olalım, ATATÜRK’ün izinde olduğumuzu ve olacağımızı gösterdik. Çok çoşkulu, ATATÜRK’ümüze yakışır, çocukların asla zorlanmadığı, strese girmediği, öğretmenleriyle, bizimle birlikte güle oynaya eğlendikleri, marşlar okudukları bir tören oldu.

MEB bu tür kararlar verirken yanış adımlar atıyor, o kararıyla pekçok aileyi ve çocuğu üzüyor. Oysa demeliydi ki, tamam, PKK çok canımızı yaktı, tamam VAN’da çok ağır bir tabloyla karşı karşıyayız ama her durumda ayakta olduğumuzu tüm dünyaya duyurmalıyız, bu birlikteliğin ifadesi bizim için önemli. Ama hiçbir açıklamada bulunulmadı,  işte o anda düşündüm, yaşanan bu kötü olayların fırsat olarak değerlendirildiğini.

 
Toplam blog
: 10
: 384
Kayıt tarihi
: 04.04.09
 
 

1970 Muş doğumluyum. Hayatın bana sunduklarını yazarak anlatmak hep hoşuma gitmiştir, belki de bu..