​ Cumhuriyet / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Haziran '07

 
Kategori
Anılar
 

Cumhuriyet

Cumhuriyet
 

Ben bir cumhuriyet çocuğuyum. 6 Mayıs 1927 tarihinde Kütahya'nın Simav ilçesinde dünyaya gelmişim. Benim doğduğum yıllarda, doğum tarihlerinin günü gününe kaydedilmesi; pek adetten değilmiş. Ancak benim doğumum rahmetli anacığımın unutamadığı günlerden biri olduğu için; hatırda kalmış.

Bizim ilçemizde hıdrellez şenlikleri çok özel bir şekilde kutlanırdı. Kasabamızın kenarında, Akbaldır Ardı denilen bir meydan vardı. Her yıl Mayıs ayının ilk Cuma günü, herkes o meydana toplanır ve Nadarçamı denilen bir yayladan, kasaba efelerinin, milli kıyafetleriyle, silahlar atarak, davul ve zurnalar eşliğinde, meydana inişleri ve mahalli zeybek oyunları seyredilirdi.

Rahmetli anacığım da karnı burnunda hamile, o şenlikleri görmek için hazırlanırken sancısı tutmuş ve ben dünyaya gelmişim. Bu nedenle 1927 yılı, Mayıs ayının ilk Cuma günü hafızalardan silinmeyecek bir hatıra olarak kalmış. Ben bu tarihi sürekli takvimden hesapladım ve hatıratıma şu mısralarla geçirdim.


Ben bir Mayıs ayının ilk Cuma günü erken;

Hıdrellezde anam şenlikleri beklerken;

Aniden debelenip dünyaya göç etmişim.

Hıdrellez gününü anama güç etmişim.


Anacığım görmemiş o günkü şenlikleri.

Acılara bürünmüş sızlamış ilikleri.

Bu öykü tarih olmuş benim doğum günüme.

6 Mayıs yazılmış nüfusta kütüğüme…


Bizim kasabamız 1926 yılında elektriğe, 1927 yılında da ortaokula kavuşan bir ilçeydi. Ki: O yıllarda birçok illerimizde elektrik ve ortaokul yoktu. Bu nedenle civarımızdaki Gediz, Emet, Sındırgı ve Demirci ilçelerinden, bizim ilçemizde okumak için bazı öğrenciler gelirdi. Şimdi de ilçemiz: Eskişehir Üniversitesinin bazı fakültelerine sahip ve termal enerjiyle ısıtıldığı için dumansız şehir adını alan şanslı ilçelerden biridir.

Babam mektep medrese görmüş bir cami imamı ve vaiziydi. Birinci cihan harbinde ve seferberlikte, posta telgraf görevlisi olduğu için askerlik yapmamıştı. İstiklal harbinden sonrada hademei hayratta vaiz ve hoca olarak görev almış. Kıyafet inkılâbı yapıldığı zaman karısının sırtından kara çarşafı çıkartıp, manto giydiren örnek bir insan olarak anılırdı.

Şimdi bakıyorum da ülkemizin en gözde şehri olan İstanbul'u kara çarşaflılar bürümüş. Atamızın ve rahmetli babamın bu durumdan haberleri olsaydı; mezarlarında kemikleri sızlardı.

Baştaki büyüklerimiz de eşlerinin başlarındaki türbanı çıkartsalar Türkiye’de türban sorunu biter.

Devam edecek.

 
Toplam blog
: 104
: 722
Kayıt tarihi
: 11.04.07
 
 

6 Mayıs 1927 Simav doğumlu, İstanbul Yıldız Teknik Okulu’nun ( Bu günkü Yıldız Üniversitesi) son sın..