- Kategori
- Güncel
Cumhuriyeti kollamak ve korumak…

Türkiye Büyük Millet Meclisi gündeminde önemli bir yasa değişikliği var.
Hükümet, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesini değiştirmek için düğmeye bastı. Ve sonucunu aldı.
Hükümet bu düğmeye bastı mı, gerisi çorap söküğüdür.
Milletvekilleri aldıkları talimat gereği TBMM genel kurul salonlarındaki yerlerine oturacaklar ve önlerindeki son sistem teknolojinin kendilerine bahşettiği “kabul” düğmesine basacaklardır. Geçtiğimiz gece ise, aynen ve fiilen basmışlardır!
Ve böylece de ulusal egemenlik gerçekleşmiş olacak ve TSK İç Hizmet Kanunu’nun önemli bir maddesi “by-pass” edilmiş olacaktır.
Devreden çıkartılan bu önemli madde aynen şöyledir:
Amumi Vazifeler:
Madde 35 - Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.
Türkiye halkına müjdeler olsun…
Artık Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Türk yurdunu kollamak ve korumak görevi yoktur.
Artık Türk Silahlı Kuvvetlerinin [Anayasa ile tayin edilmiş olan] Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumak görevi mevcut değildir.
Ve “görevden alma” iradesi demokrasi adına ve demokrasi uğruna yürürlüğe konmaktadır.
Şimdi bu noktada biraz düşünmek ve birkaç noktayı tespit etmek gerekir.
Bu maddenin değiştirilmesindeki temel neden şöyle ifade edilmektedir:
- Türk Silahlı Kuvvetleri bu maddeye dayanarak zaman zaman idareye el koymaktadır. Amaç bu gerekçeyi ortadan kaldırmaktır. Bu da demokrasinin bir gereğidir.
1.- Demek ki, Türk Silahlı Kuvvetleri’nin zaman zaman idareye el koyması yasal bir temele dayanıyordu. Yani TSK idareye el koyarken yürürlükteki bu maddeye dayanıyordu… Şu anda yapılmak istenen bu yasal zemini ortadan kaldırmaktır.
2.- Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en üst komutanları bugün silahlı terör örgütü üyesi olmak suçundan mahkûm edilmektedir. Eğer Cumhuriyeti kollama ve koruma yetki ve görevi kanunlarca TSK’ya verilmiş ise, bu ne perhizdir; bu ne lahana turşusudur?..
3.- Üstelik hükümeti devirme noktasında hiçbir eylem ortaya konmamış ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bir teki bile silahına sarılmamışsa, bu nasıl bir silahlı terör örgütü suçlamasıdır?..
4.- TSK, idareye el koyarken belirli bir hukuk kuralına dayanıyorsa ortada kanunsuz bir eylem yoktur.
Ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık tünelde Cumhuriyetimizin temel değerlerinin çok ciddi riskler altında kaldığı sağır sultanın bile malumu olmuş iken… Cumhuriyet düzenini kollama ve koruma görevinin tartışmaya açılması, sonuçları itibariyle Cumhuriyet değerlerine karşı [kılıfına uydurulmuş] bir kalkışma değil midir?..
Demokrasi, Cumhuriyet rejiminin bir öğesidir.
Cumhuriyet ortadan kaldırıldığı zaman demokrasinin parçasını bile bulamazsınız…
Cumhuriyet rejimini onu yıkmak isteyen odaklara karşı korunmasız bıraktığınızda siz hangi demokrasiden söz edebilirsiniz ki?..
Demokrasinin sağladığı imkânlardan yararlanarak Cumhuriyet rejimini savunmasız bırakmak tırnak içine alınmış bir takiyeden başka bir şey değildir.
Cumhuriyeti kollamak ve korumak her Türk vatandaşının görevidir, yetkisi dâhilindedir ve sorumluluğundadır.
Tüm yurttaşlar ve tüm kurumlar bu görevi üstlenmiştir, bu yetki ile donatılmıştır; bu sorumluluğu yüklenmiştir.
Gerisi [sadece] alelade bir teferruattır.
Çünkü söz konusu Cumhuriyetse, gerisi tuluattır, maruzattır; mücazattır…
Hayırlı olsun!