- Kategori
- Kent Yaşamı
Cüneyt Koryürek'i öldürmek...

Şehrimizin en merkezi yerinde, Şişli'de karşıdan karşıya geçerken ölmek...
... ya da karşıdan karşıya geçerken Cüneyt Koryürek'i öldürmek.
Bunun nasıl bir şey olduğunu soruyorum kendime?
Hem bir yaya hem bir sürücü olarak trafikte şahit olduğum, yaşadığım, karşı karşıya kaldığım sabırsız sürücülerin son kurbanı Türkiye'de atletizm dendiğinde akla gelen ilk isim oldu. Kuşkusuz onunla ilgili bir sürü şey yazılacaktır. Çok yakın dostu Kenan Onuk'un yanına gitti. Hıncal Uluç günlerce onu anlatacaktır. Biz o kadar yakından tanımıyoruz; onun ölümünü elbette yakınları kadar hissedemeyiz.
Hissedebildiğimiz şey Türkiye'de, İstanbul'da şehrin ortasında hala birilerinin trafikte ölüyor olması.
Şehrin içinde ne kadar hızlı gidilebilir? Bunun cevabını öğrenebilmek için Caddebostan ile Kızıltoprak arasında Bağdat Caddesinde olmak gerekiyor ya da herhangi bir sahil yolunda veya Şişli'de karşıdan karşıya geçerken...
Kuşkusuz otoyollar ölümün içinde kol gezdiği yerlerdir. Orada zaten yayaya yer yoktur. Zaman zaman yaşanan trafik kazaları ölümcül sonuçlar verir.
Ya şehrin tam ortasında... Ölümün orada ne işi vardır?
Bunu anlayabilmek kolay değil. O sürücü bir numune. İsmini bilmiyoruz. Kendisini tanımıyoruz. Hangi duygu ve psikoloji içinde olduğunu bilmiyoruz. Haklı bir sebebi olup olduğunu aklımıza bile getiremiyoruz. Bir saniye beklemeye tahammülü olmayan sürücülerin kol gezdiği kültür başkentine aday olmuş bir şehirde yaşıyoruz. Birbirine bir gram saygısı olmayan otomobil sürücülerinin şehri.
Hemen bir kaç saat önce araç içinde istediğimiz yola geçiş izni verecek bir sürücüyü beklerken aklıma ne Cüneyt Koryürek ne de isimsiz tek bir trafik mağduru gelmiyordu. Sadece bu insanlara ne oluyor acaba diye soruyordum.
Ne oluyor bu insanlara?
Yetiştiğimiz yer neresi?
Geç kalmak kimin suçu?
Geç kaldığında bunun cezasını kimler çekecek?
Ne zaman sorumluluk sahibi olmayı öğreneceğiz?
Kuşkusuz Cünety Koryürek'in ardından yazılması gereken başka şeyler olmalı. Ama uykuya geçme hazırlığı içindeyken aldığım haberin etkisiyle sadece bunu düşünebiliyorum?
Hatırası önünde saygıyla eğiliyorum...
Uzay Gökerman