- Kategori
- Öykü
ÇYK/A-30 Yeni Malzemeler 9/9
İlhan Sencer Amcayı bindirdikten sonra geri döndü ve Efe İsmail’e uğrayıp eve gitti. Evde Zeynep kadın merakla bekliyordu. Annesine sarılıp Kahvehane Açış Ruhsatiyesinin mutlu haberini verdi. Arkasından da Sencer amcayı anlattı. Zeynep Kadın çok memnun oldu. Yemeklerini yediler ve radyoyu açıp biraz şarkı türkü dinlediler. Zeynep Kadının aklında hep aynı soru vardı. Efe İsmail neden bu kadar yardım ediyordu sonra da oğluna,
--Bütün masrafları Efe İsmail yapıyor değil mi dedi. Ne kadar masrafı oldu?
--Her masrafı o yapıyor, ne kadar yaptığını da bilmiyorum dedi.
Ertesi sabah yine her zamanki saatlerinde kalktılar. Kahvaltı yaptıkları esnada Zeynep kadın,
--Elvan’a haber verdin mi ruhsat alındığını, biliyor mu dedi.
--Hayır bilmiyor dedi İlhan, hele Pazar günü gelsin, açılışı yapınca öğrenir nasıl olsa dedi.
--Pazar günü açılış mı yapacaksınız dedi Zeynep kadın hayret ve şaşkınlık dolu gözlerle,
--Evet dedi İlhan. Karakolda Tahir Komiser öyle dedi, bu fikir bizim de hoşumuza gitti.
--Hayırlı olsun şimdiden dedi Zeynep kadın.
İlhan kahvaltıdan sonra kahvehaneye gitti. Efe İsmail evdeydi, kapıyı çaldı içeriye girdi. Ocakta demlemekte olan çaydan bir bardak da kendine doldurdu İlhan.
Yapacak bir şey olmadığından sıkıntıdan patlamak üzereyken saat on bir gibi kapı çaldı.
Malzeme getirdim dedi birisi, burayı tarif ettiler. İlhan ve İsmail giyinip ön tarafa geçtiler. Kapıda bir taksi içinde Sencer Sayak yanında bir adamla oturuyordu. Görünce arabadan indi. Kamyondan eşyaları indirdiler. Sencer’ın yanındaki adam kahvehaneye girdi ve hemen ocağı kurmaya başladı. Önce suyu kesip musluğu söktü ve getirdiği parçalar ile musluktan başka bir çıkış aldı. Sonra da getirilen Çay Ocağını kurdu. Tüp hortumunu eski ocaktan söküp yeni ocağa bağladı. Tüpü alt tarafa koydular, yanına da yedek tüpü Sencer Amcanın getirdiği yedek tüpü koydular. Sonra da ocağın yerini ayarladılar. Vanayı açtıklar ve yeni kazanın içini iyice yıkadılar. İlhan Kazanı yıkarken elleri buz gibi sudan donuyordu. Ama sesini çıkaramadı. Kazanın içi de dışı da pırıl pırıldı. Adam Kazanı ocağın üzerine oturtup su bağlantısını yaptı, musluğunu açınca su kazana dolmaya başladı. Kazanın içine su doldukça da arka taraftaki çubuk yukarıya çıkıyordu. Sonra kazanın üstünü büyükçe iki masa örtüsü ile örten adam davlumbazı yerleştirdi. Davlumbazı demir çubuklarla duvara çaktılar, sabitlediler. Davlumbaz borusunu da eski borunun ağzını biraz genişleterek taktılar. Davlumbazı ıslak bez ile temizleyen İlhan, Pırıl pırıl parlayınca yaptığı iş hoşuna gitti. Kazanın üstündeki masa örtülerini de kaldırınca İlhan tekrar sildi. On kutu çay bardağı, yirmi beşerlik dört kutu çay kaşığı, parlak metalden yüz çay tabağı iki çay tepsisi ve bir de çay askısı kapının yanına da Palto askısını koydular.
Pikapla gelenler pikaplarına binerek gittiler. Sencer Bey işaret etti. Şoför bagajda bulunan eşyaları da getirdi. On kilodan fazla çay ve bir o kadar da şeker getirdi. Kahve, oralet ve ada çayı gibi içecekleri de getirdi. Her şey yerli yerine kondu, sadece bardaklar ve kaşıklar ve tabakların yıkanması gerekiyordu. İlhan bu işleri yapmaya söz verdi. Soğuk kahvehanede yapacak başka iş kalmadığından tam arka tarafa geçip yemek yemeye davet ediyordu ki kahvehanenin önüne bir kamyon yanaştı. Kamyondan Şoför ile yanında Oduncu Rasim indi. Sencer amca nazikçe müsaade istedi ve kendisini bekleyen taksiyle geri döndü.
Kahvehaneye doğru yürüyen Rasim çıkmakta olan İlhan ile Efe İsmail’i görünce eliyle işaret ederek durdurdu ve İlhan burada kömürü nereye boşaltacağız diye sordu. İlhan,
--Bir dakika gel Rasim amca, dedi ve arka tarafa götürüp kömürlüğü gösterdi.
Rasim kamyoncuya doğru giderken bağırdı ve eliyle “Gel”işareti yaptı ve ön tarafa geçince de şoföre,
--Ara sokağa gir, duvara iyice yanaş ama duvara çok dikkat et dedi. Duvardan öbür tarafa taşımak daha kolay olur.
Kendisi de ara sokağa girerek şoförü yönlendirdi ve iyice yanaştırdı. Kamyon kasası ile kömürlük kapısı arası 3 metreden az fazlaydı. Kamyonun kasasının arkasında sepetleri topuzlu omuz kantarı ile çekip çekip kömürlüğe döktüler. Her sepet darası hariç 50 kg. olarak ölçüldü ve her sepette bir işaret attılar duvara. Sepet kömürlüğe elli kere gitti geldi. Kamyon daha sonra da İlhan’ı takip ederek eve geldiler 30 sepette İlhan’ın evine boşalttılar. İlhan burnundan soluyordu ama Zeynep kadın gülüyordu. Taşıma işlemi bitince de salonun ortasının geçen kömür nedeniyle iyice karardığını görünce Zeynep kadın, arka taraftaki fırçayı getirerek İlhan’a verdi.
--Haydi, oğlum şuraları da bir temizleyiver bakalım dedi. Her yer kömürden kararmış.