- Kategori
- Güncel
Dağ fare doğurdu (CHP Kurultayından ilk izlenimler)

Kurultay salonunun hıncahınç doluluğuna rağmen salonda aynı heyecanın görülmediği ilk tespitim. Üzerinde Kılıçdaroğlu'nun fotoğrafının bulunduğu tişörtler giyen gençlerin ellerindeki megafonlarla ara ara attıkları sloganlar da kurultaydaki topluluğu pek harekete geçiremedi.
Kılıçdaroğlu'nun Konuşması
Diyebilirim ki Kılıçdaroğlu geçen kurultaydaki konuşmasından daha başarısızdı. Sözlerinde heyecan yoktu bir kere. Sesindeki monotonluk giderek söylenilenlerin seçilmesini güçleştirdi. Yine bir şiir okumaya çalıştı. Bu kere şair Hasan Hüseyin'di. Ama yine son derece kötü bir okumaydı.
"-cek, -cak'larla" dolu vaat cümlelerinde herkesin bildiği meseleleri dile getirirken çözüm konusunda son derece yetersizdi. Sık tekrarladığı bir cümle ile geçiştirdi çözümleri: "Parayı bulacağım diyorsam, ben parayı bulurum." Ayrıca vaatlar kısmındaki ifadeleri önceden de tekrarladığı şeyler: Yoksulluğun ortadan kaldırılması, aile sigortası, YÖK'ün ve harçların kaldırılması, korku imparatorluğunun yıkılması, işsizlik sigortası... Tam da bu noktada bir cümle çok dikkatimi çekti: "TÖB-DER'in mallarını iade edeceğiz." 12 Eylül Darbesi döneminde yalnızca TÖB-DER'in mi malları gaspedildi, diye sormaktan kendimi alamadım.
Diyebilirim ki Kılıçdaroğlu'nun sözlerinde vizyon yoktu. Sözleri muğlak, üstü kapalı ve geçiştirici bir tondaydı. Ara ara atılan, "Faşizme karşı omuz omuza!" "Baskılar bizi yıldıramaz." sloganlarına karşılık vererek "Evet, Türkiye ağır ağır faşizme gidiyor. Ama biz bu düzeni yıkacağız." diyerek sosyalist solun ruhunu okşadı. O arada da arkadaki afişi gösterdi kameralar. Sarı zemin üzerinde solda Deniz Gezmiş'in sağda da İbrahim Kaypakkaya'nın resimlerinin bulunduğu afişi.
Ayrıca Türkiye'nin sıcak meseleleri konularını resmen teğet geçti. "Kürt meselesi" bile diyemedi. Merdiven altında çalışan başörtülülerden de bahsedemedi.
Şimdilik son söz: Dağ fare doğurdu. Kılıçdaroğlu suya sabuna - içerideki muhalefete- dokunmadan 12 Haziran 2011'de yapılacak seçimlere gitmeyi amaçladığı görülüyor.
Kılıçdaroğlu'nun Konuşması
Diyebilirim ki Kılıçdaroğlu geçen kurultaydaki konuşmasından daha başarısızdı. Sözlerinde heyecan yoktu bir kere. Sesindeki monotonluk giderek söylenilenlerin seçilmesini güçleştirdi. Yine bir şiir okumaya çalıştı. Bu kere şair Hasan Hüseyin'di. Ama yine son derece kötü bir okumaydı.
"-cek, -cak'larla" dolu vaat cümlelerinde herkesin bildiği meseleleri dile getirirken çözüm konusunda son derece yetersizdi. Sık tekrarladığı bir cümle ile geçiştirdi çözümleri: "Parayı bulacağım diyorsam, ben parayı bulurum." Ayrıca vaatlar kısmındaki ifadeleri önceden de tekrarladığı şeyler: Yoksulluğun ortadan kaldırılması, aile sigortası, YÖK'ün ve harçların kaldırılması, korku imparatorluğunun yıkılması, işsizlik sigortası... Tam da bu noktada bir cümle çok dikkatimi çekti: "TÖB-DER'in mallarını iade edeceğiz." 12 Eylül Darbesi döneminde yalnızca TÖB-DER'in mi malları gaspedildi, diye sormaktan kendimi alamadım.
Diyebilirim ki Kılıçdaroğlu'nun sözlerinde vizyon yoktu. Sözleri muğlak, üstü kapalı ve geçiştirici bir tondaydı. Ara ara atılan, "Faşizme karşı omuz omuza!" "Baskılar bizi yıldıramaz." sloganlarına karşılık vererek "Evet, Türkiye ağır ağır faşizme gidiyor. Ama biz bu düzeni yıkacağız." diyerek sosyalist solun ruhunu okşadı. O arada da arkadaki afişi gösterdi kameralar. Sarı zemin üzerinde solda Deniz Gezmiş'in sağda da İbrahim Kaypakkaya'nın resimlerinin bulunduğu afişi.
Ayrıca Türkiye'nin sıcak meseleleri konularını resmen teğet geçti. "Kürt meselesi" bile diyemedi. Merdiven altında çalışan başörtülülerden de bahsedemedi.
Şimdilik son söz: Dağ fare doğurdu. Kılıçdaroğlu suya sabuna - içerideki muhalefete- dokunmadan 12 Haziran 2011'de yapılacak seçimlere gitmeyi amaçladığı görülüyor.