- Kategori
- Anılar
Damak çatlatan mantı

Bir bayan blog yazarı bir yazısında;'..ben kendim için yazıyorum' dedi.Şaşırmıştım. Peki ben ne için yazıyorum? En yakınlarım dahi beni yeterince tanımıyor. Ben kendimi anlatmak için yazıyorum.
Eşimi kaybettikten sonra Gebze'de iki kızımla beraber yaşam mücadelesi veriyorum. Oturduğumuz blokta komşular bize yemek getirirlerdi. Hepsinden Allah razı olsun. Aslında pek de yemez, genellikle dökerdik. Damak tadımız farklı olduğundan her yemeği yiyemezdim.
Bir gün işten geldiğimde mutfakta bir tabak mantı gördüm. Hangisine sordum bilmiyorum, karşı blokta Şeydanur'un okul arkadaşının annesi göndermiş. Emekli öğretmenmiş kendisi. Hiç yüzünü görmedim. Mantının görünüşü harikaydı. Önce tadımlık bir kaşık oldım. Harika bir lezzet, harika bir tat. Tabi oturdum tek başıma yemeğe başladım. Ben böyle güzel mantı hayatımda yememiştim. Elleri dert görmesin kıymetli öğretmenimin. Eşi ve ailesi ne kadar şanslı. Keza mutfak kültürü de yaşamımızda önem olarak ilk sıralarda yer almakta.
Çile çekerek mutluluk olur mu? Benim durumuma göre olur. Dört yıla yakın bir süre hem babalık görevi hem de analık görevini yaptım. Bir kadının yaptığı her işi yapabildim. İşte o çileli yıllarım hayatımın en mutlu yıllarıydı.
Şule ve Şeydanur üniversite bitirdiler ve halen çalışıyorlar. Mutlu olmak için ne sebeplerim var aslında.
Doyumsuz oluyor insan ne de olsa, inşallah onlar mutlu olurlar. Babalarının yazılarını okurlar umarım.