​ Darbe planları gerçekleşseydi Tayyip Erdoğan'ın hücresi kaç metrekare olurdu? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
 

Darbe planları gerçekleşseydi Tayyip Erdoğan'ın hücresi kaç metrekare olurdu?

Darbe planları gerçekleşseydi Tayyip Erdoğan'ın hücresi kaç metrekare olurdu?
 

Can Dündar bugün yazdı köşesinde. Rahmetli Menderes'in Yassıada'daki hücresi 9 Metrekareden bile azmış... Yıllarca süren Tek Parti zulmünden sonra, büyük bir halk teveccühü ile iktidara gelmiş, son derece nazik ve kibar bir Başbakan"a reva görülen "insanlık dışı" muamele ve bir "köpek kulübesi" kadar bile olmayan bir hücre!!!

Can Dündar, şöyle bitirmiş yazısınr: "Hatalar, haksızlıklar, yalanlar, yanlışlar, günahlarla yazılmış bir tarihin içinden geliyoruz. Arada bir arkaya dönüp bakmak, bizi yeni hatalardan, beter günahlardan korur mu acaba?"

Şimdi bu tavsiyeye uyup bir düşünelim: Parmak hesabı ile sayısı dördü beşi bulan darbe girişimlerinden birisi gerçekleşmiş olsaydı, acaba bugünün seçilmiş Başbakanı'na kaç metrekarelik bir hücre reva görülürdü?..

Darbe planlamakla suçlanan "cuntacıların" mahkemelere şöyle bir uğrayıp çayını kahvesini yudumlarken savcılarla muhabbet ettiği günümüzde, eğer cuntacılar başarılı olsa, Başbakan da böyle muamele görürdü, diye düşünenler varsa, bir kere daha düşünsünler...

Hem de Can Dündar'ın yazısını bir kere daha okuduktan sonra, bir kere daha düşünsünler...

Hukukun işlediği, her şeyin hukuk çerçevesinde yürütüldüğü demokratik bir ortamla, hukukun darbecilere göre biçimlendiği olağanüstü dönemi aynı kefeye koyanlar, ya tartmayı bilmiyordur ya da vicdanını alacakaranlık kuşağında yitirmiştir.

Hukukun üstün olduğu demokratik ortamlar, kendisini yok etmek isteyen "darbecilere" bile adil davranıken, demokrasiyi rafa kaldırıp kendi hukuklarını dayatan darbecilerin demokrasinin aktörlerine aynı adaletle davranması beklenebilir mi?

Türkiye yaşadığı bunca darbe ortamında neler gördü, neler yaşadı..Bugün bunların ucundan kıyısından anlatılanlar bile insanın tüylerini diken diken ederken, asıl anlatılmayan kısımlarında neler olduğunu düşünmek bile istemiyor insan...

Teröristler, darbeciler, hırsızlar, uğursuzlar...Hukukun üstün olduğu dönemlerde "insan" muamelesi görür; bağımsız yargıda yargılanır ve hak ettiği cezaya çarptırılır. Ancak, hukukun üstünlüğü yerine "üstünlerin hukukunun" hakim olduğu dönemlerde özellikle "masum insanlar" cendere içerisine alınır.

Merhum Adnan Menderes'i -bırakalım halkının çok sevdiği seçilmiş bir Başbakan olmasını- sıradan bir "suçluya" bile yapılmaması gereken insanlık dışı işkencelerle ipe çeken anlayış 1960'larda mı kaldı, sanıyorsunuz...

Asla!... Hukuksuzluğun, zalimliğin zamanla ilgisi yoktur. Bu, nefret dolu bir psikolojinin eseridir ki, insanın yaşadığı her çağda yaşamıştır.

Daha dün silahsız yedi genci kurşuna dizen terör de böyle bir ruh halinin eseridir. O terörü besleyen ve o terörden beslenen hırslar da aynı hastalıklı ruhun eylemleridir.

Türkiye, yaşadığı "alacakarlık kuşağı"ndan çıkmaya çalışırken, şuraya buraya vuran projoktörler iç dayanmaz manzaralar yansıtırken, ortalık temelli aydınlandığında neleri göreceğimizi düşünmek bile ürkütüyor insanı...

Ama, aydınlanacağız ve aydınlatacağız; tüm pislikleri, tüm zalimlikleri görmek pahasına!...

Alacakaranlık kuşağından çıkmanın başka yolu var mı?.

 
Toplam blog
: 1645
: 822
Kayıt tarihi
: 19.01.08
 
 

Edebiyat, kamu yönetimi ve gazetecilik tahsili... 27 yıllık eğitimcilik hayatından sonra emeklili..