​ DAYI MISIN TAYYİP BEY? / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Haziran '13

 
Kategori
Siyaset
 

DAYI MISIN TAYYİP BEY?

DAYI MISIN TAYYİP BEY?
 

Hatırlayın...
 
Mahalle arasında dik çıkan birine, öteki "Dayımısın lan?" diye sorulu cevap verirdi. Çünkü diklenen, kendinde bir güç vehmederdi...
 
Gücü ya yaşından, ya cüssesinden ya da fiziki gücünden aldığını sanırdı, diklenirdi...
 
Başbakan Tayyip, mağduriyetini sergileyerek geldiği iktidarın olağan gücünü, geçtiğimiz son 10 yıl içinde olağan üstü güce çevirmesini becererek dünyaya meydan okuyor, milletine de meydan okumayı başarı ve marifet sayıyor.
 
Elbette yanlışın dik alasını yapıyor da, etrafındakiler sesini bile çıkarmıyor. Arada bir, İstanbul Valisi gibi yaptıklarının yanlış olduğunu anlayanlar da olabiliyor, özür diliyor, milletin yanında olmaya can attıklarını ortaya koyuyorlar.
 
Elbette bunların bir anlamı var, o anlamı günlerdir "Gözüne çomak" misali başbakana iletmemize rağmen hiç aldırış etmiyor "Dediğim dedik, çaldığım düdük" misali gidiyor.
 
Yetmiyor...
 
Gücün sihrine kapılan Erdoğan, belki de etrafındakilerin yarattığı "Yalan girdabına" da kapılıyor ve o "Yalan girdabında" bakın neler söylüyor.
 
"Benim başörtülü kardeşlerime saldırdılar."
 
Karşı soru, nerede ve kim saldırdı?
 
"Dolmabahçe Camiine ayakkabılarıyla girerek bira şişelerini bıraktılar. Bunların inanca saygısı yok çünkü inanca güvenmiyorlar."
 
Caminin imamı, camide içki içilmediğini ifade etti. Hani var ya "Senin" Bakanın Eğemen Bağış, ona da sor, o da doğrulayacaktır. Kaldı insanların inancına karışmak, senin işin değil, elli kere mi ifade edelim...
 
"Biz düşünce hürriyetinden korkmuyoruz."
 
Madem korkmuyorsun, düşüncelerini ifade edenler hakkında neden yasal takip başlatıyorsun, neden polis gücünü kullanıyorsun?
 
"Türkiye'de egemenlik artık milletin elinde."
 
Elbette milletin elinde, senin eline geçmesine asla izin vermeyeceğiz...
 
"Millet sadece Gezi Parkı içinde olanlar mı?"
 
Hayır, elbette sadece "Gezi Parkında" olanlar değil. Ancak "Millet" denilen senin çok güvendiğini söylediğin zorlanarak toplanmışlar bir kenara, çünkü onlar emek paraları için zorda, darda sana geliyorlar, "Millet" senin "evde" zaptettiğni söylediğin yüzde elli mi?
 
"Faiz lobisi kendine çeki düzen ver. Madem ki bizimle böyle bir mücadeleye giriştiniz bunun bedelini ağır ödeyeceksiniz..."
 
Bir bankanın genel müdürü "Destek" mesajı verdiği için mi "Faiz lobisi" oldu, bu soru birincisi...
 
İkincisi; "Faiz lobisi" diye tehdit ettiğin finans kuruluşları olmasa "Ben yaptım" diye ortaya çıktığın yaptırımların finanslarını nereden temin edecektin acaba? 
 
Üçüncüsü; "İstanbul finans merkezi olacak" diyen siz değil misiniz? Siz, o "Faiz lobisi" sayesinde iktidarda olduğunu unutmamış olmanız gerekmez mi?
 
Dördüncüsü; tehditlerini yutacak adamlar bizler değiliz Başbakan, bunu iyice anlamış ol. Bu gençlik size küfür etmedi, etmez de. O kadar edepsiz değil bu gençlik. Sadece uyarıyor hem de zeka ürünü söylemlerle...
 
"Ana muhalefetin haddini bilmez, kendini bilmez vekili çıkıyor, benim polisime hakaret ediyor."
 
CHP Tunceli Milletvekili Hüseyin Aygün'e ait olduğu iddia edilen, ancak "Sahte" olduğu belgelenen, hakkında şikayet edilen bir Twitter'den söz ediyor.
 
Hem Twitterden şikayet edeceksin, hem oradaki yalana bel bağlayacaksın, olmuyor... Keşke polis ile vatandaş karşı karşıya gelmese, getiren de bizzat iktidarınız. Kaldı ki polise saldıranlar, araya sızmış provokatörler çoğu, bunu neden görmezden gelip de bütün suçu düşüncelerini ifade etmek için yasal haklarını kullananların üzerine yıkıyorsun?
 
Diyorsun ki Başbakan...
 
"Ben diyorum ki Gezi Parkı'na, Kuğulu'ya çıkacağınıza, buraları yakıp yıkacağınıza, 7 ay var, sabredin. Sandıkta sizi görelim."
 
Elbette Başbakan, elbette... 
 
Sandığın içinden çıkanı görünce siz de şaşıracaksınız. O gün geldiğinde İstanbul Valisi gibi, senin oy verenlerinden çoğu da gerçeği idrak edecekler zaten...
 
Bir de Başbakan...
 
İkide bir "Din-iman" söyleminin ardına sığınma. En az biz de senin kadar inançlı insanlarız, bilesin. Aramızdaki fark, biz inancımızı "Yaradan Allah" ile yaşıyoruz, sizin gibi reklam olsun diye değil.
 
Sonra...
 
Diyorsunuz ki "Bu can bu bedende oldukça..." diyorsunuz...
 
Tamam Sayın Başbakan, sizin canınız sizin bedeninizde iken ne olacaksa, bizim bedenimiz de bizde oldukça aynı şey olacak.
 
Siz "Kefeninizi giyerek yola çıktınız..." ise, bizim de elhamdülillah giyeceğimiz bir kefenimiz var, üzerinde cebi bile olmayan ve bu can bu vatana ve millet fedadır her zaman...
 
Bir de şunu sık söylüyorsunuz...
 
"Ben 75 milyonun başbakanıyım..."
 
Hayır Sayın Başbakan... Siz bu tavrınızla "Evde tuttuğunuzu" söylediğiniz, (Ne kadar doğru tartışılır) yüzde ellinin başbakanısınız...
 
Son sözüm şu Sayın Başbakan...
 
Millete karşı "Dayılanma" huyunuzdan vazgeçin, sonra sorarzı "Dayı mısın Tayyip" diye, o zaman sen de kusura bakma. Hani diyorsun ya bize hakaret edip de arkasından "Kusura bakmasınlar" diyorsun, onun gibi...
 
Yine kusura bakma da Sayın Başbakan... Bu asabiyet niye? Siz de anladınız değil mi, telaşınız, asabiyetiniz bundan mı?
 
10 HAZİRAN 2013
İBRAHİM PEKBAY
 
Toplam blog
: 1104
: 918
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..