- Kategori
- Deneme
Defne...
DEFNE JOY FOSTER’UN vefatının arkasından o kadar fazlaca bilip-bilmeden yazıldı, ileri geri sözler sarf edildi ki...
Üstüne vazife olmayacak, imalı türden yaklaşımlarla, olayın ardında gizil şeyler aramaya yeltenenler de olmadı değil...
Hanisi, ben de bir şeyler yazayım, ben de şu sansasyonel olay hakkında birkaç kelam edeyim diyen de oldu...
Beri yandan bir kişi, kendinizi, eşinin yerine koyun ve düşünün dedi...
Ama, burada eşinin yerine koyup koymamak önemli değil...
Sanırım, bundan sonra, eşi; mezarına gittiğinde veya yüreğinde yaşattığı anlarda, ona sürekli şöyle seslenecektir:
***
“Sen de başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi
Hayatta hiçbir şeyim
Az olmadı senin kadar
Ve hiçbir şeyi istemedim
Seni istediğim kadar
Sen de başını alıp gitme ne olur
Ne olur tut ellerimi
Ne olur, ne olur”
***
Aslında, bu konuda yazmayı hiç düşünmüyordum.
Her ölüm, zamansız bir vedadır...
Her ölüm, arkasında ve arkada derin acılar bırakır...
Her ölüm, etkilediği yüreklerde onulmaz yaralar açar...
Ne bileyim, ben, böyle göz önünde fazlaca olan halktan biri gibi, sanki hiç terk-i diyar eylemeyecek insanların, aramızdan ayrılıp gitmesine karşı, biraz daha hisleniyorum...
Barış Manço da olduğu gibi, Kemal Sunal da olduğu gibi, Kerim Tekin de olduğu gibi, Barış Akarsu da olduğu gibi, Vitamin grubunun solistin de olduğu gibi, Ajlan Büyükburç da olduğu gibi...
NOT: Bu küçücük duygu selinin betimlendiği tümcecikler, Defne Joy Foster'a adanmıştır... Pekâlâ güncel değildir; ve belki de günümüzle de alakalı değildir; ama ben, Defne Joy Foster öldüğünde hissettiğim duyguları, sizlerle de paylaşmak istedim...