- Kategori
- Lojistik / Taşımacılık
Demiryolu taşımacılığı

Ekonomi, genel eğilim olarak ucuz ulaşım hizmetinden yararlanmak ister.
Ancak, en ucuz taşıma her zaman en kısa yoldan yapılan taşıma olmayabilir; ne de en seri taşımayı en kısa yol belirler.
En ucuz taşıma birim maliyeti en düşük olandır.
Birim taşıma maliyeti düşük taşımalar çokluk, kitle taşımalarıdır.
Kitle taşımacılığı 60’lı yıllardan bu yana yaygın gelişme göstermiştir. Örneklerini de denizyolu, demiryolu, iç suyolu ve boru taşımacılığı oluşturur.
Kitle taşımacılığı içinde birim taşıma maliyeti en düşük olanı, deniz yoludur. Bu nedenle de sanayileşmiş deniz ülkeleri taşımacılıkta denizyolunu yeğlemektedirler. Nitekim örneğin, Japonya’nın sanayideki ve pazarlamadaki başarısı ulaşım evresine gerekli denetimi getirmesinde yatmaktadır.
Türkiye’de ise durum böyle değildir.
En ucuz taşıma olan denizyolu, mevcut ulaşım sistemleri içinde en alt sırayı almaktadır. Hem de yıllardır... En gözde olansa birim maliyeti en yüksek olan, karayoludur. Kamuoyu ile paylaşılmış karayolu taşımacılığı verileri karayolunun payının yolcu taşımacılığında %96, yük taşımacılığında ise %92 olduğunu ortaya koymaktadır.
Bu, petrole bağımlı bir ekonomi için her bakımdan teslimiyet anlamındadır..
Araştırmalar, 200 km içindeki taşımalarda karayolunun en ekonomik taşıma olduğunu göstermektedir. Bu uzaklığın üzerindeki taşımalarda / sevkıyatlarda kamyona bağımlı olmak şu demektir;
İhracatta ya gizli / açık sübvansiyonla ya da pazarlama maliyetini aşağı çekici teşvik kolaylıklarıyla ayakta kalabilmek,
İthalatta da malı iç piyasaya dolayısıyla tüketiciye daha pahalıya intikal ettirmek
Bir malın iç pazarda “yerindeki” ve “pazardaki” fiyatları arasında görülebilen fahiş farklar, karayolu taşımacılığının Türk insanına sıkıntılı armağanıdır.
Taşıma sistemlerini birbirleriyle karşılaştıran değişik maliyet araştırmaları vardır.
Bunların hepsinde denizyolu en ekonomik taşıma olarak ortaya çıkmaktadır.
Yüklerin taşınmasında demiryolu ve denizyolu taşımacılığının temel tercihler olduğunu unutmamak gerekmektedir!
Türkiye bu anlayışın neresindedir?
Sorusunun yanıtı, halk yığınlarının politika erbabından bu konuda daha bilinçli olduğunu göstermektedir. Büyük Atatürk’ün ölümü ile başlayan dönemden bugüne ve büyük olasılıkla da geleceğe yönelik perspektifte Türkiye’de toplum adına görev üstlenmiş ve üstlenecek siyaset erbabı kitle taşımacılığına yönelmeye pek arzulu gözükmemektedir.
Türkiye ihracatta kendine dünya pazarları arasında ciddi bir yer tutmak istiyorsa en azından iç pazarlama aşamasında ulaştırma maliyetlerini denetlemek zorundadır.
Ancak, şu andaki mevcut ulaşım ağının yapısı ve etkinlik dağılımı denetleme uygulaması yapılmasına hiç uygun değildir; mümkün kılacak gibi de gözükmemektedir.
Resim: yukarikayalar.wordpress.com