- Kategori
- Siyaset
Demokrasi getirmek...
Tarihte hiçbir emperyalistin kaynaklarını sömürmek hatta parçalamak istediği ülkelerle ilgili olarak “Ben sizi hedef aldım...”
“Kaynaklarınıza ihtiyacım var.” “ülkemdeki askeri güç ve büyük sanayime elimdeki kaynaklar yeterli gelmiyor, onun için sizi içeriden, dışarıdan…”
“Ya da her nasıl olursa olsun bir şekilde ele geçirmek zorundayım, onun için kusura bakmayın.” falan gibi sözler söylediklerini işittiniz mi?
Hiç boşuna sağa sola bakmayın işitemezsiniz…
Emperyalizm tarih boyunca amaçlarını hep gizlemiştir.
Ülkeleri ele geçirmek için de her zaman genelde tüm insanların düşüncesinde kabul görecek şekilde daha insani, yüce amaçlar belirlemişlerdir.
Yani hiçbir emperyalist “kör gözüm parmağına” dercesine gerçek amaçlarını doğrudan açık etmemiştir.
Hep insan hakları…
Özgürlük…
Demokrasi kavramları…
Gerçek hedeflerini gizlemek amacıyla kullanılmıştır.
Aslında bu tür hedefleri belirlemenin bir yararı amacı gizlemekse, diğeri de ilgili ülkelerde kendisinin bu sözlerine inanan yandaşlar sağlamaktır ki, yapılan el koyma işi çok fazla göze çarpmayıp, üstelik dünya kamuoyunda haklı bile gösterilebilsin.
İşte bu güne kadar yapılan tüm ele geçirme eylemleri, işgaller, tamamen bu doğrultuda gerçekleştirilmiştir.
Bir süre önce gerçekleştirilen Afganistan’ın işgali sözde hangi gerekçeye dayandırılıyordu…
11 Eylül’ de ABD’de ikiz kulelere yapılan intihar saldırısının faillerini bulmak için değil mi?
Sonuç ne oldu dersiniz…
O eylemciler bulunabildi mi?
Aslına bakarsanız amaç ne o eylemcileri aramak, ne de bulmaktı…
Amaç Ortadoğu’nun petrollerine, doğalgazlarına bir şekilde el koymaktı…
Ve sonuçta öyle oldu…
Afganistan işgal edildi.
Bu arada ne o eylemciler bulundu ne de başka bir şey, işgalle birlikte amaç da gerçekleştirilmiş oldu…
Peki ya Irak’ın işgali yine benzer senaryolarla gerçekleştirilmedi mi? Irak’ın elinde tüm insanlığı tehdit edecek bir kitle imha silahları bulunduğu senaryosu geniş dünya kamuoyunu ABD’nin yanında bulunmaya itti…
Öyle ya kitle imha silahlarından yana olacak değillerdi ya…
Yani sonuçta, kitle imha silahlarını ele geçirmek amacıyla Irak işgal edildi ama o kitle imha silahları hiçbir şekilde bulunamadı…
Bulunamazdı da…
Çünkü öyle bir silah zaten yoktu…
Ama bu gün Irak artık fiili bir şekilde üç parçaya ayrılmış durumda ve üstelik özellikle de petrolün bulunduğu kesim tamamen ABD’nin elinde…
Geçtiğimiz günlerde bir Irak’lı mühendisin açıklamaları medyada geniş şekilde yer aldı.
Mühendis açıklamasında: “Irak’ta Kitle İmha Silahları bulunduğunu ABD’ye ben ihbar ettim, amacım ülkeye demokrasi getirmekti, yalan söyledim üzgünüm.” demedi mi?
Sonuçta ülkeye “demokrasi” geldi…
İki milyon ölü…
Bir o kadar yaralı ve sakat…
Kaynakları elden gitmiş yitik ve yıkık bir ülke…
ABD ve batı emperyalizmi bu gün ne söylüyor…
“Diktatörlükleri devireceğiz….”
Yorumu size kalmış…
10–03–2011
Nusret KEBAPÇI