​ Demokrasi güzel şey be kardeşim! / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Mayıs '09

 
Kategori
Siyaset
 

Demokrasi güzel şey be kardeşim!

Demokrasi güzel şey be kardeşim!
 

Demokrasi'nin gelişmesindeki oltu taşının payı yadsınamaz


Demokrasi kim ne derse desin güzel şey kardeşim.
Sandık beyaz eşya promosyonuna rağmen iktidarın biletini kesmeye meyletti ya yerel seçimlerde; iktidar mesajı aldı.
Liberal kanadın üflemesi yelkenini şişirmeye yetmeyince aslına rücu etmeyi uygun gördü.

Hoca avucunu yalasın!

İktidar, milletin emperyalizm karşıtlığını dillendiren milli görüşçülere pirim verdiğini görünce; hemen Arınç ağabeylerini başbakan yardımcılığına aldılar ve arkasından Taksim’e cami projesi temcit pilavı gibi gündeme gelmesin mi?

İşsizlik rakamları cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyelerinde seyrediyor, kimin umurunda!

Küresel kriz teğet geçiyordu şimdi sürtünüyormuş, iyi mi; eh sürtünmeyi azaltmak için vatandaşı manevi açıdan bağlamak lazım!

Cep delik çepken delik, Taksim’de tur atarken en iyisi yurdum insanına ibadet edeceği mekânları kazandırmak. Nasıl olsa tuza ekmek banıp şükretmeyi öğrenmiş hepsi yediden yetmişe!

Yani sayın okur-yazar kardeşim kelimeler muktedirde benim zavallı parmaklarım süregelen tiyatroyu ifade etmekte yetersiz kalıyor.

Memlekette okul sayıları ile cami sayısını kıyaslayan zihniyete iktidar fırsatı tanımamak için her mahalleye, her apartmana bir mescit projesi bile geliştirmek lazım!

Olur mu olur!

Alakası yok biliyorum ama şu eski kitaplarda La fontein’in “Karga ile Tilki” nereden geldi aklıma! (Tövbe, tövbe de get şeytan, fitne seni!)

Neyse, yüksek müsaadeleriniz ile yine konuya dönelim; Şimdi meşhur Taksim meydanına gelmiş olan batılı turist Asya ya geldiğini nasıl anlayacak? Orta doğuya geldiğini nasıl anlayacak?

Eurovizyon’a bile dansöz kıyafetli Hadise ile katılacaksın, Hans sormayacak mı buranın Almanya’dan farkını.

Adam camisiz meydan istese Kolomb gibi daha batıya gitmez mi?

Taksim’e geliyor ki cami görsün farkı anlasın.

Anlatabildim mi?

Hele pazularına ve dişine bakıp Almanya, Hollanda, Norveç, İsveçve Fransa’ya gönderdiğimiz işçiler oralarda bile cami ve mescit açma konusunda elin gâvurunu trene bakar gibi baktırırken (Laf aramızda gurbetçilerimizin Cami kapılarında kâr payı için dolandırıldıklarını burada yazmak çok anlamsızlaştırır bu yazıyı); Taksim’de Cami olmaması anlaşılır bir şey mi?

Bir kere samimiyetle söylüyorum kimse anlam çıkarmaya kalkışmasın; ey kafasında kuyruğu birbirine değmeden kırk tilki dolaşan, zavallı okur!

Şimdi Mustafa Kemal Atatürk işgalden memleketi kurtarıp yurdum insanına “Benim mirasım ilimdir, fendir!” demiş. Biz ne yapmışız, fen’i boş vermişiz, beton yığını binalar, görüntüsünün kötülüğü bir yana çimentosuz, demirsiz bina yapmanın ilmini kaptığımız için çürük binalarda oy verenleri telef etmişiz.

Vatandaşın sağ kalanı “Şükür” demiş mi, dememiş mi? Şükür demiş! Üstüne üstlük onca ölümden sonra bula, bula bir Veli Göçer (Umarım doğru kalmıştır aklımda.) bulmuşuz, sonuç tısss, üstüne bir bardak Hamidiye suyu!

Yarasın(!) iktidarı şahanelerine ve fakat benim nacizhane bir istirhamım var! Vallahi sadece Taksim ile olmaz bu iş! Her apartmana bir mescit olmazsa hakkımı iki dünyada da helal etmem yurttaş olarak.

Demokrasi güzel şey kardeşim.

Yurdum insanının teveccühünü kazandın mı sittin sene iktidar baki olur.

Bakmayın gafillerin itiraz-ı figanlarına sıhhat-i afiyetinize duacı asi kulunuz!

Demokrasi güzel şey be kardeşim.

Okey!

Blognot 1: Bu yazı Taksim'e Cami yapılması ile ilgili haberler gündeme düştüğünde yazılmıştır.
Blognot 2:Bu yazı yayına alındığında tek bir paragraf gibi yayınlanmıştır.Yazıya tek bir yorum gelmiştir kaydetmediğim için net olarak yazanmayacağım ama sanırım yorum yazan fgökçe(umarım doğrudur) "İnançsız tarafından demokrasi ..."diye bir yorum döktürmüştü.Bende yazdığım yazının "inaç sömürüsüne karşı yazılmış bir yazı" olduğunu yanıt olarak yazmıştım fakat ne varki benim yoruma verdiğim yanıt neredeyse bir hafta yayına çıkmadı. Bende bunun üzerine yazımı yayından çektim... O gün bu gündür zaten zamanım çok kısıtlı olduğundan pek blog okuma ve yazma olanağım olmadı. A.Öğütçü'nün blog yazarları konusunda okuduğum yazısından sonra bu notları ve blogu tekrar tedavüle sürmeye karar verdim.
Blognot 3: "Tuz'un koktuğu zamanlar"dan geçerken yazmaya daha bir sarılmak varken blogu boşladım, biliyorum.Yazan, arayan, özleyen tüm dostlara yürekten selam...

 
Toplam blog
: 1114
: 827
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..