- Kategori
- Güncel
Demokrasinin temel ilkeleri
Klasik demokrasi, batı toplumlarının sınıfsal yapılarındaki değişikliklerle birlikte yüzyıllar süren gelişmelerin sonucunda ortaya çıkmıştır. Gelişmeler boyunca belirginleşen temel ilkeler; seçim ve temsil ilkesi, genel ve eşit oy, çoğunluğun yönetim hakkı ve azınlığın korunması ve hakları, bireysel temel hakların devlete karşı korunması ve yasalar önünde eşitlik ilkesi şeklinde sıralanabilir.
Seçim ve Temsil İlkesi; halkın belirli bir süre için belli sayıda temsilci seçmesi ve halk adına kararların seçilen temsilciler tarafından alınmasıdır. Temsilcilerin aldıkları bir karar, oy verdikleri bir tasarının yürürlüğe girmesi için halkın oyuna sunulmasına referandum denir. Plebisit ise halkoyu ile aynı anlamda kullanılmakla birlikte bir kişi ya da yönetimin istenip istenmediğinin halka sorulmasına verilen addır.
Halk vetosu; halkın kendiliğinden harekete geçerek belli sayıda imza toplayarak, yasama organında oylanan tasarıya hayır diyebilme hakkıdır.
Halk girişimi veya halk insiyatifi; halkın belli sayıda imza toplayarak yasama organına bir yasa önerisi sunmasıdır.
Emirle bağlı vekillik teorisi göre, seçilenler seçim bölgelerindeki halkın kendilerine verdiği yönle, onlara yaptıkları vaatlerle bağlıdırlar. Vaatlerini tutmazlarsa vekillikten düşürülebilirler.
Temsil teorisinde ise, seçilenlerin bir emirle bağlı sayılmadığı, tüm toplum adına uygun gördükleri kararı vaade bağlı olmaksızın özgürce alabilirler. Türkiye de de 1961 anayasasının 76. Maddesi “TBMM üyeler, seçildikleri bölgeye veya kendilerini seçenleri değil, bütün milleti temsil ederler. denilmektedir.
Genel ve Eşit Oy; ekonomik ve sosyal durumu, öğrenimi ne olursa olsun her vatandaşın oy sahibi olmasına genel oy, tüm bu ayrılıklara bakılmaksızın herkesin tek bir oy hakkına sahip olmasına, eşit oy denir. Klasik demokrasinin temel sorunu, halk iradesinin belirmesinde, egemen çevrelerin etkisini nasıl önleyebileceğidir.
Çoğunluğun Yönetim Hakkı; çoğunluk ister bir partide, ister koalisyon çoğunluğu olsun gelecek seçimlere dek yasama ve yürütme hakkına sahiptir.
Azınlığın korunması ve çoğunluğun sınırlanması; azınlık iktidarı eleştirme ve uyarma hakkına sahiptir. Asıl önemlisi, görüşlerini yayabilme ve çoğunluk haline gelmesini sağlayacak kanalları özgürce kullanabilmektedir. Çoğunluğun sınırlandırılması, devlet yapısı ve yargı denetimi ile mümkündür. Anayasa mahkemeleri bu noktada devrededir.
Devlete karşı korunan bireysel temel haklar; özel hayatın gizliliği, konut dokunulmazlığı, haberleşme, seyahat denek kurma, toplantı, basın, düşünce, inanç, vicdan özgürlüğü gibi konularda bireylerin ilişilmez hakları yaratılmaya çalışılırken, çoğunluğun elinde bulunan devlet gücünün, buralara her vesileyle karışacak kadar artması engellenir.
Yasalar önünde eşitlik ilkesi; ekonomik koşullar demokrasinin temel ilkelerini nasıl etkiler? Burjuvazi, ekonomik gücünü kullanarak özgürlükleri de kendi koşullarına uyarlamıştır. Mülkiyet hakkı 1789 İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirisinde doğal haklar arasında dokunulmaz ve kutsal bir hak ve özgürlüğün güvencesi olarak ilan edilmiştir. Özgürlüklerin ve hakların korunmasında ekonomik etkenin varlığı ekonomik eşitlik kavramının tartışılmasını getirmiştir. Burjuvazi ekonomik farklılıklar dolayısıyla güçlenmiş, toplumsal düzeni değiştirme başarısını da ekonomik gücünden almıştır. Demokrasi de eşitlik ilkesi herhangi bir kişiye, zümreye, aileye sınıfa ayrıcalık tanınamayacağını ifade eder. Ancak yasaların yapılışında yani politik gücün kullanılmasında ekonomik eşitsizliklerin ve sınıf farklılıklarının ne derece rol aldığı ayrı bir sorundur.
Klasik demokrasi anlayışındaki gelişmeler sonucunda, çalışma, işsizliği önleme, sosyal güvenlik, adaletli ücret, sendika, toplu sözleşme, hakları gibi ekonomik ve sosyal haklar devletin ödevi halini almıştır. Sosyal devlet, ekonomik eşitsizliklerin toplum hayatını dengesiz, birey hayatını yaşanmaz duruma getirmesine engel olmakla yükümlü hale gelmiştir. Devletin ekonomik hayata doğrudan girmesi, tekellerin ve haksız rekabetin önlenmesi yanında kredi, vergi, yatırım mekanizmalarıyla oynayarak kapitalist sistemi ayakta tutar. Devletin bu rolü, liberallerden, sosyal demokratlara, var olan partilerin tutumuna ve gücüne göre değişir.
Temel hakların korunması bakımından devletin tedbirleri gereklidir. Basın ve düşünce hayatının güçlü ekonomik çevrelerden gelen etkilere bağlı kalmaması ve partilerin iç çalışmalarında demokrasinin sağlanabilmesi için devlet bazı düzenlemelere gidebilmektedir. Tüm bu görevler yürütme organının daha etkili olmasını gerektirir.
Marksist görüş, demokrasinin geçirdiği evrimleri, sistemin ayakta kalması için başvurulmuş oyalamalar ve aldatmacalar olarak nitelendiriyor.
Demokrasilerde çoğunluğun temsiline dayalı bir yönetim, çoğunluk diktasına da dönüşebilir. Azınlıkta olanların yönetimin keyfiliklerine karşı korunduğu bir rejimdir. Bağımsız bir yargı denetimi, demokrasinin vazgeçilmez bir öğesidir ve özgürlüklerin güvence altına alınmasını sağlar.
Çağdaş demokrasiler de örgütlenme özgürlüğünün kısıtlanması, etkili olabilmek için örgütlenmeye gerek duymayan varlıklı toplum kesimlerinin ağırlığını artırmasına neden olur. Örgütlenme, dolayısıyla toplumsal kararlarda etkin olma olanakları arttıkça, çoğulcu demokrasi gerçeklik kazanır. Demokrasi, tüm toplum kesimlerine örgütlenme, siyasal iktidarı etkileme, siyasal iktidara ulaşmak için yasal mücadele yolunu açık tutan bir yönetim biçimidir.