- Kategori
- Güncel
Demokrasiyi körükleyen ağaçlar
Dünyada yüzlerce çeşit insan vardır, bunları köken, ideoloji, inanç ve coğrafyaları bakımından kategorize edip çeşitlere ayırabiliriz.
Ama aslında temelde iki çeşit insan vardır: İyi insan, kötü insan.
Hakkaniyet ve insani temelli konular söz konusu olduğunda birbirlerine taban tabana zıt görüşte olan, ideolojileri bağdaşmayan, farklı etnik kökenlerden olan, inançlar konusunda çatışan insanlar yukarıda bahsettiğimiz ‘iyi insan’ kategorisindeyseler eğer, tüm her şeyi bırakıp bir araya gelirler ve omuz omuza mücadele verirler.
Bunun örneğini birkaç gündür net olarak yaşıyoruz.
Hükümetin taksimdeki gezi parkını yıkıp yerine yapmayı planladığı çakma topçu kışlası, avm ve rezidanslara karşı halk hiçbir ideoloji gözetmeksizin bir araya geldi ve direniş gösterdi.
Medenice bir direnişti bu…
Temelinde insani değerlerin yattığı bir direnişti…
Çok nadir karşılaştığımız inançlıyla inançsızın, sağcısıyla solcusunun, türküyle kürtünün, genciyle yaşlısının omuz omuza verdiği gururlu bir direnişti.
Dünya üzerinde bizim ülkemiz kadar futbolu anarşizme çeviren, holiganların at koşturduğu bir ülke kolay bulunmaz.
Öyle bir direnişti ki üç büyük takımın taraftarları organize oldular ve omuz omuza katıldılar direnişe.
Sıradan bir direniş değildi bu…
Diğerlerinden farklıydı.
Lokantalarda yemekler yendikten sonra tanımadığı masanın hesabını ödeyenlerin olduğu bir direnişti.
Binlerce avukatın, en temel demokratik hak olan ‘’protesto hakkını’’ kullanıp da gözaltına alınan ve yaralananlara gönüllü savunuculuk yapmak istediği direnişti.
Binlerce doktorun yaralılara gönüllü tedavi uygulamak istediği bir direnişti.
Sosyal medyada on binlerce insanın birbirine destek olup, uyarıda bulunduğu bir direnişti.
Mesele üç beş ağaç değildi aslında, mesele hür iradeyi egemen kılmaktı. Baştakilere ‘’hey ne zaman bizim fikirlerimizi önemseyeceksiniz, yeterrr!’’ mesajını vermekti mesele.
Yaşam tarzına müdahaleyle başlayıp, kendinden farklı düşünenleri sindirmeye kadar giden uygulamalara millet iradesiyle bir ‘dur deme’ çabasıydı bu.
Gezi parkının akıbeti ne olur bilemeyiz ama bildiğimiz bir şey var.
Özgürlükler, millet iradesi ve demokrasi uğruna on binlerce kişi sokaklara dökülüyorsa eğer, o ülkede hala ümit var demektir.