- Kategori
- Eğitim
Denemekte fayda var
İnsan en çok ne zaman üzülür? Arkadaşının vefasızlığına, dostunun tutumuna, çocuklarının asiliğine, annesine babasına kötü söz söylediğine, insanların hakkını bilerek yediğine, bunları nasıl yaparım diye üzülür.
Ayrıca nankörlük ettiğinde vicdanı sızlarsa, sızladığında üzülür.. Sevdiklerine, arkadaşlarına ihanet ettiğinde. Haksızlığa alet olduğunda üzülür genelde insanlarımız.
En önemlisi ne zaman üzülür veya üzülmelidir? Kalp kırdığı zaman üzülmelidir. Gönül sarayını yıktığında, gönül sarayını yıktığı andan itibaren üzülür.
Yeniden kalp yapmak, gönül olma şansımız olur ama bir kere yıktınız mı gönül sarayını tamiri zordur. Kırarak, yıkarak, dökerek üzdüyseniz sırça sarayı tekrar onarmanız zordur.
Günümüz insanı çok alınganlık gösterebiliyor. Özellikle aile içinde hiç bizi üzmemesi gerekenlerin başında gelen çocuklarımız bizler üzüyor. Özellikle bizlere karşı çocuğumuzun yakışıksız tavırları, toplumda ki değer yargılarını yok sayarak aklınca yaşamaya kalkmasından çok üzülüyoruz.
Özellikle genç nesil biraz daha olgun düşünmeli. Anne babasıyla çatışmadan ne oradan, ne buradan diyerek, çatışmadan aile diyalogla problemlerini çözmeliler. Milletimizin övündüğü, sevdiği değer verdiği aile kurumunun huzurlu olması birçok yönden toplum hayatına olumlu yansır.
Bir kere böyle olursa aile mutluluğu ruh sağlığı yerinde olan fertler yetişir. Adil kararlar veren bireyler kazanır toplum. Birbirini anlayan, düşünen, kırmayı bilmeyen insanlar yetişir.
Belki birçoğumuz evimizde sıkıntılar yaşıyoruz. Dertlerimiz var. Meselelerimiz çok büyük ama neticeye gideceğimiz yolu bilemiyoruz. Soncunda bilmediğimiz bir şeyler sonucu aile içindekiler birbirini dinlemiyor ve bu da sıkıntı, üzüntü, dert, keder olup içimize oturuyor.
Çaresiz kalıyor insanımız. Büyük mesele ettiğimiz mevzuların temelinde yaklaşım usulünü bilememek var. Her şeyi bilmiş gibide ahkâm keseriz.
Her insan ayrı dünyadır.
İnsanların hepsinin kalplerinin ayrı kilidi vardır. Her kapıyı aynı anahtarın açmadığı gibi, her insana da aynı davranışı gösterirsek, sözü söylersek netice vermez. Parmaklarımızın bile hepsi aynı değil deriz ama yirmi yaşında ki evladımıza da, on bir yaşında ki ilköğretim çağında ki çocuğumuza da aynı dili kullanırız.
Netice huzurum yok, üzgünüm.
Doktorlar bile ergen doktoru var, pediatri doktoru var. İnsanlara bünyelerine göre mesuliyet verme bilgimiz olmalı ki sonunda üzülmeyelim. İşimizi ehlinden öğrenmek en güzelidir. Gençleri anlamak için onların dilini bilmek gerekiyor.
Çocukken çok uysaldı işte ne olduysa son dönemde oldu deriz. Acaba neden böyle oldu demeyiz. Öfkeyle sana yapmadığım iyilik kalmadı, akranlarından iyi yaşattım, ama bir günde olsa beni güldürmedin, hep üzdün der, bağırır ve çağırırız.
Hem üzdük hem de üzüldük.
Neyde deriz, söyleniriz. Kime anlatılır ki. Ya kahveye ya da televizyon izlemeye gideriz. Faydası olacak tek satır okuduk mu? Hayır. Çözüm ürettik mi o zaten yok.
Yarın günümüz nasıl olacak? Değişen olmayacak, belki öfkenin dozu artacak. Kırılmalar, kavgalar artacak.
O zaman kitap okuyalım, okuyanları dinleyelim. Denemekte fayda var.