- Kategori
- Siyaset
Deniz Baykal tehlikeli oyun oynuyor

12 Aralık 1997 Siirt. Kürsüde Recep Tayip Erdoğan.
“Minareler süngü, kubbeler miğfer,
Camiler kışlamız, müminler asker ,
Bu ilahi ordu dinimi bekler,
Allahu Ekber, Allahu Ekber…”
Şiiri okuduktan sonra “her devrin Firavun ve Nemrutları olduğunu bunun karşısına çıkacak Musa ve İbrahimlerin engelleri aşarak pislik dolu yolları temizleyeceğini" söylemesi nedeniyle, Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçundan tutuklanır. İstanbul Belediye Başkanlığını bırakarak 26. Mart.1999 günü Pınarhisar Cezaevine girer ve 24 Temmuz 1999 günü hapisten çıkar.
14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisini kurarak genel başkan seçilir. 3 Kasım 2002 seçimlerinde %34 oy alan partisi, tek başına iktidar olur. Başbakan’da Abdullah Gül. Dönemin Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer, Tayyip Erdoğan’ın “milletvekili olmadan başbakan olma” önerisini red etmiş ve Tayyip Erdoğan’ın hiç umudu kalmamıştır. Tam bu dönemde biri vardır ki Tayip Erdoğan’a tam destek vermektedir. Deniz Baykal..
Tarih 19 Aralık 2002. Yer Mehmet Sevigen’in evi. Parti dışından da önemli şahsiyetler var. Deniz Baykal kendisini “Çok tehlikeli bir oyun bu !” diye uyaranlara, “Hayır ! Tayip Erdoğan başbakan olacak. Göreceksiniz iki ay bile dayanamaz. Görüşleri gereği IMF ile anlaşma yapmaz, ekonomiyi zora sokar ve dayanamazlar.” diyerek kızar.
Bu çabalarından ötürü kendisini eleştirenlere de Meclis grubunda “Erdoğan’ı başbakan yapıyor diyorlar. Evet yapıyorum. Var mı itirazı olan!” diye bas bas bağırır.
O gece orada bulunan Zülfü Livaneli kendisine tarihi bir uyarıda bulunur. ”Erdoğan herhangi bir kişi değil, bütün tarikatların birleşerek Erbakan’ın yerine seçtiği siyasetçi; arkasında Amerika, Avrupa desteği de var. Program Türkiye’yi ılımlı İslam cumhuriyeti yapma programı. Sizin dediğiniz gibi iki ayda gitmeyecek; tam tersine, bu odada bulunan herkesin siyasi hayatını bitirecek.”
Livaneli bu konuşmayı yaptığında, Deniz Baykal’ın seçim öncesi Erdoğan ile Beylerbeyin’de gizli görüşme yaptığını bilmemektedir. Her ne kadar yalanlanmış olsa da bu görüşmenin tanıkları vardır.
Deniz Baykal inatçı kişiliği, hadiselere doğru teşhis koyamaması yüzünden CHP’ye olduğu kadar millete ve vatana da ihanet etmiştir. 2. parti olmak ona her dönem yetmiş, kendi koltuğunu sağlama alma yolu izlemiştir.
Daha önce de oyları bölerek Refah Partisinin belediyeleri ele geçirmesini sağlayan da Baykaldır.
Nedenlerini anlamakta zorlandığım bir başka hususta ; sola ihtiyaç duyulduğu bir dönem ve dönemlerde, partiyi sürekli sağa çekmeye çalışmasıdır. Kürtlerden, Alevilerden ve solculardan uzak kalmaya çalışmaktadır. Fakat seçim dönemleri yaklaştığında tıpkı 22 Temmuz seçimlerinde Yozgat’ta başörtüsü dağıtıp, Sakarya’da başörtülü kadınların yer aldığı afişleri kullandığı gibi siyasi duruşunu değiştirebilmektedir.
Şu an yaptığı “açılımlara” devam ettiği sürece seçimlerin galibi AKP olacaktır.
Başbakan soruyor haklı olarak “Çarşafa dolandınız. Hani din üzerinden siyaset yapmayacaktınız ?” Demek ki çarşaflı vatandaşları bünyesine alması din üzerinden siyaset yapmak. Bu bir itiraftır. Buna karşılık Deniz Baykal’ın yaptığı takıyyedir.
Hani türban siyasi simgeydi? Hani Cumhuriyet rejimi bir yol ayrımına gelmiş ti?
Bu gün türbanlıları, çarşaflıları partinize üye yaptığınız nokta da ileri ki günlerde de o insanların iddia ettikleri haklarını savunmak zorunda kalacaksınız. Nerede kaldı modern , çağdaş Türkiye ? Siz bu güne kadar, çarşaflı, türbanlı vatandaşlarımızı dışlıyor muydunuz ki bu gün kucaklamaya kalktınız?
Siyasilerin kişisel kaprisleri, ihtirasları, küçük hesapları yüzünden; Aynı vatan toprakları üzerinde, tek bayrak altında yıllarca dostluk ve kardeşlik içerisinde yaşayan bu halk, şu an kamplara bölünmüş, biri diğerine göre “ötekileştirilmiş”tir.
Alevi-Sünni, Türk-Kürt, Yahudi-Ermeni, Laik-Antilâik, Cumhuriyetçi-2. Cumhuriyetçi , Yenilikçi-Gelenekçi, Fetullahçı, cemaatler, tarikatlar, darbeciler ve daha bir çok kamplara bölmüşlerdir ülkeyi. Daha da ileri gidip, askeri polise, polisi askere karşı düşman etmişlerdir.
Deniz Baykal şu an din üzerinden siyaset yapmaktadır. Tertemiz bir seçim sürecini kirletmiştir. İnsanların dini inançlarını özgürce yaşama hakkı vardır. İllede bir çatı altında toplanmaları gerekmeden. Türbanlı, çarşaflı binlerce insan vardır bu gün CHP’ye oy veren. Rahmetli Bülent Ecevit zamanında da bir çok İmam Hatip Lisesi açılmıştır. Bu gün kalkıp “Efendim bizim parti programımızda zaten vardı ama seçim öncesine denk gelmesi bir tesadüf oldu” derseniz size kimse inanmaz.
Seçim zamanları oluşan “Alternatif mi var?” sorularının sebebi sizsiniz Deniz Baykal. Bu ikiyüzlü , tutarsız , tek adam olma ve koltuğu bırakmama inadınız ve tavrınız yüzünden insanları küstürüyorsunuz. Size oy vermektense, oy kullanmamayı tercih ediyor insanlar.
Bu gün sayenizde Tayip Erdoğan haksızken haklı durumuna düştü. Devam edin siz… Bu seçimlerde de AKP kazanır, bizde Arap Yarımadası’nda ki yerimizi alır, Türkiye Ilımlı İslâm Cumhuriyeti’ne bir adım daha yaklaşırız.
Nur Zeynep Çelik