Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ekim '10

 
Kategori
Futbol
 

Deniz Çoban olayı ve bir garip medya

Deniz Çoban olayı ve bir garip medya
 

Spor yorumcularının ve özellikle de hakem yorumcularının reyting telaşı, kabak tadı veren dizi filmleri bile geride bıraktı. Artık içlerinden gelen, doğru ya da yanlış ama içten görüşlerini bir tarafa bırakıp, daha çok ilgi ve hatta daha çok tepki çekecek yorumlarla, sansasyon yaratmak peşindeler.

Bu furya'nın başlangıcı Hıncal Uluç'a dayanıyor. Herkesin ak dediğine kara demek furyası. Ama bu çaba içine giren reyting avcıları kantarın topuzunu öyle bir kaçırdı ki artık yakalamaları da pek mümkün görünmüyor. Zira okuyucu gözünde inandırıcılıkları, güvenilirlikleri kalmadı artık. Öyle bir hal aldı ki aynı programda bile savundukları tezi bir kaç kez değiştirir hale geldiler.

Hınac Uluç ismini anınca kendisini bu kategoriye soktuğum düşünülmesin. Doğru bildiğinden şaşmayan, izleyenler katılsın ya da katılmasın inandığı tezi sonuna kadar savunan bir yazar olarak gördüm hep kendisini. Bazen söylemlerine taban tabana aksi düşünsem de asla kıvırdığını görmedim. Keşke diğerleri de onun gibi olabilse.

Gelelim Deniz Çoban olayına. Kendisi Türkiye'de her maça gözü kapalı atanabilecek bir hakemdir. Pozisyonlara yaklaşımına katılıp katılmamak, her yorumcunun ayrı ayrı değerlendirecerği bir konudur. Yıllarca profesyonel olarak basketbol hakemliği yaptım. Pek çok pozisyonda bırakın spor yorumcularını, hakemler bile farklı görüşler bildirir ve hatta farklı kararlar verirler. Zaten hakemler tek tek pozisyonlarla değil, verdikleri kararlar bütünüyle ve genel idare tarzlarıyla değerlendirilmelidirler.

Gaziantep'te yaşanan olaylarda Deniz Çoban en doğru ve en cesur kararları vermiştir. Futbolun güzellikleri içinde hakemlik yapmak çok kolaydır. Ama çirkinlikler başladığında buna dur demek cesaret ve kararlılık ister. Atılan cisim hakemi daha ciddi yaralayabilir, belki oyuna devam edilse bir kaç dakika sonra farklı belirtilerle daha ciddi tıbbi sorular da ortaya çıkarabilirdi. Eğer yan hakemde daha sonra yapılan tıbbi kontrolde bir kafa içi kanama tespit edilseydi - ki çok şükür hakem arkadaşımızın durumu iyiydi- aynı yorumlar mı yapılacaktı? Bu kez büyük gazeteler "Hakem'in tedbirli davranması, arkadaşının hayatını kurtardı" manşetlerini atıp, "Kahraman Hakem" çığlıkları duyulacaktı.

Bir maçı hakem idare eder. Ama bu idare sadece pozisyonlara düdük çalmak değildir. İyisiyle kötüsüyle her kararı ile hakem, hem sahadaki hem tribündeki insanların güvenliğinden de sorumludur. Yetki ondadır ve o da yetkisini bu şekilde kullanmıştır. Bence iyi de etmiştir.

Artık hakemi ve kararını bir tarafa bırakıp bu tür olaylara önlem almak için bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi? Bir hakem maçı tatil eder, bir diğeri belki etmez ama bu olaylar devam ettikçe birileri ölse bile biz hala hakemleri tartışıyor oluruz. Taşı atanlar, ellerinde yeni taşlarla bekliyor olur.

 
Toplam blog
: 2
: 420
Kayıt tarihi
: 18.08.10
 
 

Basketbol, fotoğraf, kitaplar.....