​ Derin Bir Nefes Al, Olmadı Üstüne Yat / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '18

 
Kategori
Kişisel Gelişim
 

Derin Bir Nefes Al, Olmadı Üstüne Yat

Derin Bir  Nefes Al, Olmadı Üstüne Yat
 

nefes al


Beni tanıyanlar en çok sakinliğime şaşırır ve nasıl  bu kadar sakin kalabildiğimi hep merak ederler. Mesela alışverişe gideriz, İpek alışverişte biraz kararsız bir çocuktur epeyi bir bakınır, düşünür. Ben yardımcı olabilmek için bazen öneriler sunarım. Çoğu kez, satıcılar ‘’öğretmen misiniz’’ diye sorarlar. Olmadığımı öğrenince  şaşırır; ‘’ Maşallah, çok sabırlısınız.’’ derler. Müşterilerim de sakinliğimi, soğuk kanlılığımı severdi. Nefesi yettiği kadar bağıran müşterilerlerle de olabildiğince sakin konuşur, sonra yazık şekeri çıkmış heralde diye kendimi teselli ederdim. Hatta arada arayıp, şeker normale indi mi diye sorduklarım bile olurdu.

Belki doğam böyledir , belki de çok uzun yıllar çok stresli bir işte yedi yirmi-dört çalışmanın ve çalışmaya devam edebilmenin ön koşullarının getirdiği bir törpülenme bilmiyorum.  Biliyorum ki yaş ilerledikçe, yaşananlar arttıkça, insan, bir yandan, insan davranışlarının altındaki ihtiyaçları daha iyi anlar oluyor. Diğer yandan da, kontrol edemeyeceği olaylarda üzülmenin faydasız olduğunu kabul ediyor. Hele bir de sağlık bilinci oluşmaya başladıysa; stresin vücuttan alıp götürdüklerini de hesaplıyor ve kendince, oto kontrol sistemi  geliştiriyor diye düşünüyorum.

Bir nefes alma, objektif olma ve gerçekçi, bakmaya çalışma ve üzerinde düşünme.  ‘’Bu gerçekten ne kadar önemli’’, ‘’yapabileceğim bir şey var mı’’, ‘’kendimi nasıl korurum’’ , ‘’Yaşanana başka nasıl bakabilirim.’’ sorularını daha bi hızlı sorar oluyor kendine.

Şimdi nerden çıktı bu konu derseniz; bugün yurtdışı ürün tedariklerinde danışmanlık hizmeti verdiğim alıcı ve satıcının beni aradan çıkararak, direkt iş yapmış olduklarını, yine kendilerinin benimle paylaştıkları dökümanlardan öğrendim. Türkiye’deki muhatap, sipariş bilgisi olarak, yanlışlıkla, daha önce benim dışımda yaptıkları işin belgesini paylaştı.  Önce çok şaşırdım, bu nedir dedim   Laf evrildi, devrildi, yok, öyle değil, ama, aslında derken somut bir yere varmadı. Telefonu elime, bi güzel döşemeye karar verdim, yurtdışındaki muHatabıma. Elimde kapı gibi belgem de var nasılsa. Önce belgeyi gönderdim sonra ‘’-Daha önce yaptığınız siparişte ki şu kalemleri de ekle yeni siparişe dedim. dedim. Ve sustum. Derin, derin nefes aldım. Neden bu kadar sinirlendiğimi sordum kendi kendime. Sonuçta ne ilkim, ne de son. Ticarette, doğru bulmasam da, sık rastlanan bir durum. Derin nefesler alıp vermeye devam edip, birkaç dakika sonra odağımı dağıtıp başka bir konuya yönelttim.

Yaklaşık 15 dakika sonra üzerimde gerginlikten eser kalmamıştı. Biliyordum ki, ben işimi doğru yaptığım ve elimden gelenin en iyisini yaptığım sürece her zaman kısmetim bana gelirdi. Kimden geldiğinin de bir önemi yok. Yarım saat sonra, telefonu tekrar elime aldığımda karşı taraf mesaj atmıştı. ’’-Geldiğimde sana hikaye’yi anlatacağım.’’  Ne anlatır bilmem. O bişey anlatması gerektiğini fark etmiş, bende biraz daha büyüdüğümü.  

Yıllar önce, bir arkadaşımla olan sohbetimiz geldi aklıma. Gülümsedim. Demişti ki ‘’Fatoş’cum yaş ilerledikçe konuşmadan önce ‘nefes almayı öğreniyor insan.’ Hatta bazen nefes almakta yetmez, üzerine yatmak lazım. ‘’

Şimdi bütün bunları niye yazdın derseniz; biliyorum ki; şehirde yaşıyor olmak bile başlı başına bir stres. Trafik, gerçek havadan yoksun plazalar, pencereden bakınca komşunun evinde olduğumuzu hissettirecek derecede yakın binalar, iş baskısı, hedef baskısı, yakalanması gereken kotalar, hangi sektör olursa olsun, insan ilişkileri yönetimi, enflasyon, dolar, faizler, borçlar derken bi dünya stres yükleniyoruz. Biliyorum, gençlik ve sağlıklı sahipken, tükenmeyecek varsayılan kaynaklar arasında.

Yine de bi  düşünün istedim, üzüldüğünüz ve üzüleceğiniz konular üzerinde;
    Bu konu sizin için neden bu kadar önemli ?
    Sizin kontrol alanınızda mı, dışında mı?
    Kendinizi korumanın en etkili yolu ne olabilir?
    Yaşadığım olaya daha farklı nasıl bakabilirim?


Olmadı mı? O zaman bir de Edward De Bono ‘nun 6 şapkalı düşünme yöntemini deneyin.Bizde’’ takkeyi koydum önüme’’ sözünün yapılandırılmış düşünme biçimi.

Beyaz Şapka: Yorumsuz, duygu katılmadan eldeki somut veriler neler, başka hangi veriler lazım?

Siyah Şapka: Bu olayın en kötü yanı ne, en kötü ihtimal ne olur?

Kırmızı Şapka: Sezgilerin, duygular ve reaksiyonlar - Ne hissediyorsun?

Sarı Şapka: Optimist bir bakış açısı ile olayın iyi yanlarını neler olabilir, sana nasıl olumlu bir geri dönüş sağlayabilir?

Yeşil Şapka: Bu sorunu aşmak için yaratıcı  çözüm olasılıkları neler olabilir, Bu sorunu değişik yollarla nasıl çözümlenebilir?

Mavi Şapka: Süreç yönetimi, planlama . Hangi karara vardın, bundan sonra ne yapacaksın, şu ana kadar neler başardın?

Hayatın getirdiklerini, sükunetle karşılamaya hazır olmanın yolu; bazen nefes almak bazen de konuların üzerine yatmaktan geçiyor. Unutmayalim kaynaklar sınırlı.


 

 
Toplam blog
: 36
: 195
Kayıt tarihi
: 26.03.14
 
 

Selam.. Bir parça ANNE'yim ben  sonra  bir parça iş kadını, bir parça ev kadını , bir parça  eş ,..