- Kategori
- Eğitim
Dershaneler Gerekli mi ?

Eğitimimizin en büyük kamburlarından birisi de Üniversiteye hazırlık Dershaneleridir.
Dünya'da başka bir örneği olmayan bu sistemin eğitimimize katkısı nedir?
Dershaneler, Milli Eğitimdeki başarısızlığın bir sonucu olarak mı ortaya çıktı !
Milli Eğitim Bakanlığı, bu sistemle, kendi başarısızlığını itiraf mı ediyor.
Öğrencilerimize birşey kazandırmayan bu sarmaldan kurtulmamız gerekiyor.
Dershanelerde deney, gezi, gözlem, inceleme mi yapılıyor.
Dershaneler bir sorubankası gibi çalışıyor. Üniversite sınavlarında çıkacak sorular üzerinde çalışma yapılıyor.
Soru çözme mantığı, tahmini atışlar, karşılaştırmalar öğretiliyor.
Artık test tekniklerinin bilgiyi ölçüp ölçmediği bile tartışılıyor.
Çoklu zekânın uygulandığı dönemde öğrencilerimize lüzumsuz şeyleri ezberletip duruyoruz.
Haberlerde okuduk, dokuz yaşındaki Çinli çocuğun üniversiteye kayıt edildiğini.(Matematik alanındaki başarısından dolayı)
Liseyi bitirmiş , dershaneye giden öğrenciler, kitap okumuyor, dergi okumuyor, gazete okumuyor.
Bir dilekçe yazamıyor. Bir konu hakkında görüşlerini, derli toplu düzenli olarak anlatamıyor.
Okullarda, dershanelerde gördüğü derslerin , üniversite eğitiminde bir faydasının olmadığını sonradan görüyor.
Öğrencilerimizi yanlış bir yarışın ve sistemin içinde mahvediyoruz.
Çocuklarımızın zamanlarını, anlamsız ezberlerle çalıyoruz.
Okullardaki müfredatın ağırlığına bakmadan çocuklarımızı bir de Cumartesi, Pazar dershanelere gönderiyoruz.
Bu işe, çocuklarımız 12 yaşındayken başlıyoruz. Dünyanın hiç bir yerinde böyle bir saçmalık yoktur. Çocuklar çocukluğunu, gençler gençliğini yaşamıyor. Tiyatroya gitmiyor, sinemaya gitmiyor, spor yapmıyor, gezilere katılmıyor. Biz de çok önemli bir iş yaptığımızı zannederek çocuklarımızı gençlerimizin ruhsal yapısını bozuyoruz.
Bu şartlar, yükümlülük ve korku içinde sınava giren ve girecek öğrencilerde bir hayır kalmıyor.
Yıllardır bu kısır döngü devam ediyor. Öğrenciler mutsuz, anneler babalar mutsuz. Mutlu olan bir kesim varsa o da dershanelerdir. Çünkü onların işi para kazanmak,
Öncelikle bu üniversiteye giriş sistemi kaldırılmalıdır.
Öğrenciler sekiz yıllık temel eğitimden sonra yönlendirilmelidir. Üniversitede okuyabilecek düzeydeki öğrenciler bundan sonra seçilmelidir. Böylece ilerde okuyabileceği öğretim alanı ile ilgili güçlü bir lise eğitimi görebilir. Üniversitede okuyamayacak düzeydeki öğrenciler, her türlü mesleğe yönlendirilmeli. Bu meslekler ciddi şekilde öğrencilere öğretilmeli, pratik kazanmaları için kuruluşlarda çalıştırılmalı .Buna göre yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Ülkemizin en büyük eksikliği kalifiye eleman eksikliğidir. En iyi planı yaparsınız, en iyi yöntemi uygularsınız ama usta bir elemanınız yoksa bunlar bir işe yaramaz. Sıvacı sıvayı iyi yapamaz, fayanscı fayansı iyi yapamazsa bu bir işe yaramaz.
Üniversiteye hazırlık dershaneleri kapatılmalıdır. Bu öğrencileri anneleri babaları rahatlatacak. Anneler babalar dershanelere verdiği paraları çocuklarının bir beceri kazanması ve geliştirmesi için harcayabilir.
Dershaneler çağımıza ayak uydurarak, beceri. iş, teknik, hobiler, sanatsal, yabancıdil, etkinlikleri alanlarında çalışmalarını sürdürebilirler.
Artık mevcut düzenin bir fayda getirmediğini anlamalıyız. Bu sistem öncelikle ülke kalkınmasına bir etkide bulunmuyor. Mutsuz bir kuşak yetiştirimesine neden oluyor.
Yüklü müfredat programlarının tekrar gözden geçirilmesini. çocuklarımıza, gençlerimize sosyal ve kültürel etkinliklerini yapabilecekler ve geliştirecek zamanı vermeliyiz.


