​ Dershanelerin kapatılması ve Akp'nin eğitim politikaları / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Kasım '13

 
Kategori
Eğitim
 

Dershanelerin kapatılması ve Akp'nin eğitim politikaları

Dershanelerin kapatılması ve Akp'nin eğitim politikaları
 

Dershaneler sebep değil sonuçtur.


Türkiye Cumhuriyeti hükümeti son 11 yılda ulaştırma da ülkemize çağ atlattırdı. Bakan olduğu günden bugüne Sayın Binali YILDIRIM ülkemizde akıl almaz hizmetlere imza attı. Tabi ki bu Bakan bey'in tek başına yapabileceği bir iş değildi. Hükümetimizin ve Başbakanımızın bu büyük projelerdeki payı asla unutulmayacak.

Yiğidi öldürmeden önce hakkını teslim etmenin gereğini yaptığımıza göre hep birlikte 11 yıl da adeta arap saçına dönmüş Milli Eğitim Bakanlığına yakından bir göz atalım. Hepinizin malumu olduğu üzere mevcut iktidarın ilk Milli Eğitim Bakanı Sayın Erkan MUMCU idi. Genç, dinamik ve başarılı bir siyasetçi olan Sayın MUMCU YÖK'ün yerine YEK'i getirmeye çalıştı. Fakat o zaman ki mevcut statüko bunu engelledi.

Zaten bakanlığı da pek kısa bir süre sonra Sayın Hüseyin ÇELİK'e devretti. Sayın Hüseyin ÇELİK okullaşmaya ve öğretmen sayısının arttırılması için ciddi gayret etti ve başarılı daoldu. Fakat 4-C kapsamında öğretmen çalıştıran ilk ve tek Milli Eğitim Bakanı olarak tarihe geçti. Adeta bir kölelik sistemi olan 4-C Öğretmenliği hukuka aykırı bularak danıştay iptal etmeseydi. Şu an ki eğitim sistemimizin mevcut halinden daha rezil bir durumda olacağımız bana göre kesindi. Bunun yerine 4-B öğretmenliği icat ettiler. Bu şekilde kadrolu ve 4-B li öğretmen ayrımcılığı gerçekleştirilmiş oldu. Sayın Bakan öğretmen, uzman öğretmen, baş öğretmen gibi kariyer basamaklarını da eğitim sistemimize faydalı olacağı gerekçesi ile başlattı. Fakat danıştay bunu da hukuka aykırı olarak durdurdu. Sayın Bakanın yaptığı en büyük yanlışlık ise batı da doğu hizmeti yapabilme imkanını sağlaması oldu. Böyece özellikle doğu da çalışan sınıf öğretmenleri adeta doğuya çakıldı ve kıpırdayamaz hale geldi. Bunu dışında yüksek lisans ve doktora eğitimine devam eden öğretmenlerin özür grubu tayinlerinin gerçekleştirilmesini durdurdu. Eş özründe de garip uygulamalar getirerek ailelerin bir araya gelmesini geciktirdi.

Daha sonra yerel seçimlerden sonra yerini Sayın Nimet BAŞ'a bıraktı. Sayın Nimet BAŞ görevde bulunduğu sürece öğretmenlerin belki de mevcut iktidar döneminde en çok memnun olduğu bakandı. Öğretmene karşı yapılan hataları (eğitim özrü, eş durumu vb.) birer birer gideriyordu  ki görev değişikliği oldu ve ne olduysa ondan sonra oldu.

Sayın Ömer DİNÇER bey göreve geldiği günden itibaren çok radikal adımlar attı. Genel Müdürlüklerin sayısını düşürdü ki bu yaptığı belki de en hayırlı işti. Daha sonra öğretmenlerin elinde ki hakları teker teker almaya başladı. (eğitim özrü, eş durumu gibi) Bununla da yetinmeyip öğretmenlerin 3 ay yattığını, çalışmadığını söyleyerek tüm öğretmenleri incitti. 4+4+4 eğitim sistemini hayata geçirerek sınıf öğretmenlerinin hayatlarını allak bullak etti. Sistem tartışılmadan hayata geçiriliverdi. Daha sonra dershanelerin kapatılması gerektiğini gündeme taşıdı. En son yaptığı ise affedilmedi. Başbakan' a rağmen eş durumu tayinlerinin yapılmayacağını duyurdu.

Bunun üzerine görevi Sayın Nabi Avcı'ya devretti. Sayın Nabi AVCI öğretmenler için rahat nefes aldıracak uygulamalara imza atacak zannettik. Bu alanda gayretleri olmadığını söylemek kendisine haksızlık olur. Genelde konuşmamayı tercih etti. Ve bomba 2-3 gün önce patlatıldı. Dershanlerin kapatılması ile ilgili taslak medyaya düştü. Eğitim sistemimizin çözülmeyi bekleyen bir sürü meselesi var iken kendi meselesini unutup özel sektörün meselesini gündeme getiren bir bakanlık görüntüsü gerçekten hiç te hoş değil. Doğu ve Güneydoğu da sayılarını bilemeyeğim kadar  miktar da lisans ve ön lisans mezunu ücretli öğretmenler çalışıyor. Bu ücretli öğretmenler kpss'yi mi düşünsün? Aldıkları yarım maaş ile nasıl geçineceklerini mi düşünsün? Yoksa sınıfında ki öğrenciye nasıl iyi bir şekilde eğitim verir onu mu düşünsün? Sadece ücretli öğretmenlerin varlığı bile dershanelerin kapatılmasının ne kadar saçma olduğunu ortaya koyuyor.

Eğer hükümet birileri ile hesaplaşma adına dershaneleri  kapatacaksa yanlış yapıyor. Çocuklarımızın geleceği ile kumar oynanmamalı. Mevcut hükümetin 11 yılda yaptıklarına bakarsak tutarlı bir milli eğitim politikası olmadığı anlaşılmaktadır. Keşke ulaştırma alanın da başarılı olduğunun onda biri kadar eğitim sisteminde de başarılı olabilseydi. O  zaman dershanelerin kaldırılmasını değil de. Deshanelerin kendiliğinden ortadan kalkmasının nasıl büyük bir başarı olduğunu konuşuyor olurduk...

 
Toplam blog
: 19
: 751
Kayıt tarihi
: 09.08.10
 
 

1984 yılında Kütahya'da doğdum. İlköğrenim ve Ortaöğrenim eğitimimi Kütahya'da tamamladım. Anadol..