- Kategori
- Psikoloji
Dertleşme

Fotograf Sanatı Arşivinden Bir Karakalem Çalışması
Dertleşesim var be blog bugün seninle. Sorma derdin nedir yine diye, var işte. Klasik dünya hali, farksız değil onunkinden, şununkinden, bununkinden...
İçimi sıkan haller yumağıyla bir kedi yaramazlığıyla boğuşurken, yüzümdeki gülücükleri esirgemiyorum yine de hayatımda olan, olmayan her kimseden.
Sıradışı olmayan bir serzeniş var bende bana karşı ve pek alışıldık olmayan bir kabullenmişlik. Bu kez herşeyi zamana bırakıp beklemek hiç canımı acıtmadı biliyor musun? Aksine tuhaf bir huzur var içimde.
Geç kalmışlıklarım, ben istemeden benden alınanlar ve bunların içimde büyüttüğü hırslar. Elim kolum bağlı çaresiz olmayı hazmedemeyip yine de bekleme durumu. Hani en sevdiğin, tedavisi olmayan bir hastalığa yakalanmış gibi. Gözünün önünde göz göre göre erir. Yapabileceğin bir şey olmaz ve bu elin kolun bağlanmış hali seni çileden çıkarır. Bir şeyler olmalı dersin bazen iç, bazen dış sesinle haykırarak. Onu kurtaracak birşeyler olmalı...
İşte böyle hisssettiren bir hal benimkide.
Ben, kendimin gözünün önünde eriyorum...
Yorgun bünye, yoğun çalışmaktan uyuşmuş bir beyin, maskeli yüzlerim, her yeni acıyla silinen günahlar, her acıyla doğurduğum kadınlar ve de doğmayı bekleyenler hiç biri umrumda değil.
Şartlara yenik düşmek hiç bana göre değil. Kabullendikçe bastırıyorum içimdeki azmi. Bastırdıkça boğuluyorum. Sanki boğazımı bir el sıkıyor nefes alamıyorum. Sonra yapacak bir şey yok cümlesinin büyüsüne kapılıp "bir şeyler olmalı, benim daha öncesinden bilmediğim yahut bulamadığım bir şeyler olmalı "diyorum.
Sonra tüm bunların yerini bir bastırılmış duygular eşliğinde bir kabullenmişlik hali alıyor. Beklemek...
Oysa ben istenenin beklenmeyen zamanda geldiğini çok uzun zaman önce öğrenmemiş miydim?
Tüm bu hallere rağmen hala kaybedilmemiş bir huzurlu hal...
Bilmiyorum bunca iç sıkıntısının arasında bu xanax almışcasına gülümsemek niye?
Boğazımı sıkan bir el var, nefesim daralıyor,
'Dünya durdu tamam artık herşey bitti, hey azrail hala vaktim gelmedi mi?' derken tam işte o huzur hali birden gelip tüm gücüyle o eli açıyor ve bana derin bir nefes aldırıyor.
İNANÇ...
Evet, evet bu İNANÇ...
Bunun sebebi inaç, bunu şimdi çok daha iyi biliyorum. Bu kez bir dine, yada tanrıya değil içimdeki inanç. Ondan gelene.
Olacaklara çok inanıyorum, kendime bile inanmaktan vazgeçmişken...
Yolun sonuna geldiğime inandım bir çok kereler, sonra o yolun tıpkı dünya gibi dairesel olduğuna, dönüp dolaşıp aynı yere geldikçe. Koşmayı bıraktım bu yüzden bir çok kez.
Kimseyi geçme telaşım yok ama kimsenin ardında da kalmaya...