- Kategori
- Güncel
Dertli Eylül...

1980 sonrası doğanlar veya o sırada yaşları küçük olanlar, eğer ailelerinde bundan madur olan kimse yoksa pek olayları kavrayamıyorlar sanki. Zaten çok uzun zaman bu konudaki gerçekler, halktan hep uzak tutulmuştur. Ancak internet ortamı geliştiğinde birçoklarının ki o da içlerinde merak edenlerin haberi olmaya başlamıştır.
Ben o sıralarda son sınıftaydım. Hem çalışıyor hem okuyordum ve aynı zamanda evliydim. Okula giderken yolda kitaplarımı açıkta taşımıyordum korkudan ve talebe görünümüm pek yoktu. O yüzden birçok kötü olaydan kendimi korudum. Ama yollarda ve otobüslerde çok olaylara şahit oldum. Kılık kıyafeti beğenilmeyen birçok üniversiteli gencin otobüslerden indirilip ite kakıla adeta sürüklenerek götürülmelerine şahit oldum.
1984 de çalıştığım şirkette bir bayan arkadaşla samimi olduk. Çok içine kapanıktı, onun o hüzünlü duruşu ilgimi çekmişti. İlerleyen zamanda, bana bazı şeyler anlatmıştı hala hatırımdadır.
İhtilalin ilk zamanlarında yeni üniversite talebesi olan erkek kardeşi ,bir akşam yemeği için evden terlikle bakkala inmiş ve eve dönmemişti...Yapılan bütün müracaatlar sonuçsuz kalmış ve ancak 1 sene sonra Selimiye kışlasında tutuklu olduğu haberini almışlardı. 3 sene sonra yani 1983 de salıverilmişti. O zamana kadar hiç yargı önüne çıkmadan, doğru dürüst sorgulanmadan karanlık bir hücrede çok kötü koşullarda tutulmuştu. Çıktığında ise çok zayıf ve hastaymış. Doktora götürdüklerinde ciğerlerinde ve gözlerinde tedavisi mümkün olmayan harabiyetler tesbit edilmiş ve neredeyse ömür boyu evden dışarı çıkmaması gerektiği söyenmişti.
Dolayısıyla çalışması da yasaktı ve daha henüz 21 yaşındaydı...
Bu sadece bir örnek...Sadece öğrenci hareketlerine katılanlar veya yazarlar çizerler değil, rastgele insanlar bile tipleri beğenilmedi mi toplanıp götürülmüşlerdi...Veya bir tutuklama ve baskın esnasında yanlışlıkla oradan geçiyorsanız bile suçlu addedilerek götürülmeniz mümkündü.
İhtilal bir çok gazeteci, yazar,bilim adamını toparlayıp yutmuştu. Solun bu kadar zayıf kalmasının ana nedeni bu ihtilaldir kanımca...Yurt dışına kaçmayı başaranlar da zaten uzun süre vatandaşlıktan atılmış bir vaziyette dolanıp durdular.
Yalnız bu kadarla kalsa belki ama güneydoğuda hapise atılıp suçsuz yere bir sürü insana işkence edildi , öldürüldü.
Bu terör belasını başımıza saranlar da işte bu ihtilalin acımasız diktatörleridir. Tarih ve insanlık asla onları affetmeyecektir. Her düşen şehit kanında onların da vebali vardır.
Kenan Evren yargılanmalı deniyor ve evet yargılanmalı ama sadece o değil ,onunla birlikte konseyi oluşturanlar ve hatta acımasız kararlar veren yargıçlar da...
Bir kısım yazarlar onları yargılasak ne olur ki diye soruyorlar. Yanlış olan o kadar çok şey var ki bu ülkede... Ama bir yerden başlamak gerekmiyor mu?
Sel felaketinde ölen vatandaşlarımıza Allahtan rahmet diliyorum...