- Kategori
- Kent Yaşamı
Dev Survivor adası Türkiye ! [Şırnak]
![Dev Survivor adası Türkiye ! [Şırnak]](https://iblog.milliyet.com.tr/imgroot/blogv7/Blog333/2014/12/15/18/483078-3-4-55e0a.jpg)
UYARI: Bu yazı dizisinde gezilen her ilin kent yaşamındaki eksiklikler, çarpıklıklar varsa iyi yanları ele alınarak bu ilere atanacak devlet memurlarını, bu ileri gezecek turistleri bilgilendirme amacı güdülmektedir. Dolayısıyla amaç hiçbir ili doğrudan kötülemek değildir. Yazının tamamı okunmadan, yazı içeriğinden bağımsız, salt hemşehrici zihniyetle yapılan "Sen memleketimin ağacına kurban ol ne anlarsın!" tipinden sığ ve kalitesiz yorumlar ciddiye alınmayacaktır.
-Müdüriyet-
Not: Serinin diğer yazıları için Google'a "Dev Survivor Adası" yazmanız yeterlidir.
GİRİŞ
Ülkemizin malesef terör yüzünden en geri kalmış ilimize hoş geldiniz. Ancak yanlış anlaşılmasın Şırnak'ın geri kalmasını sağlayanlar Müslüman Kürtler ya da seküler yaşama ayak uyduran modern Kürtler değil, tahmin edeceğiniz üzere PKK'nın beyin yıkama mekanizmasından geçirilmiş olan bir kısım Kürtlerdir.
İşin en acı olan yanı da şehrin geri kalmasını sağlayan PKK'lı Kürtler hem cahil olmak, geri kalmak ve İngiltere, Amerika ve İsrail gibi devletlerin emrinde bir paravan örgütün elemanı olmaktan rahatsız olmamakta, hem de bu cehalet ve sefaletle gurur duymaktadırlar. Şehirde yşayan Müslüman Kürtler de silahlı ve tehditler yağdıran terör yanlısı Kürtler yüzünden hem hak etmedikleri biçimde anılmaktan hem de geri kalmış olmaktan büyük mağduriyet yaşamaktadırlar. Peki mağdur olmalarına rağmen mağdur edebiyatını kim yapmaktadır? Bizzat mağdur eden PKK yanlısı gruplar...
İşte böyle keşmekeş ve bir o kadar da talihsiz bir şehirdir Şırnak. Şimdi gelin bu güzide şehrimizi enine boyuna ele alalım.
ŞEHİR YERLEŞİMİ
Şehrin yerleşimi kabaca resimden de anlayacağınız üzere son derece tırt bir yapıya sahiptir. Şehre geldiğinizde hemen hemen yurdumuzun her yerinde görülen şekilsiz, ruhsuz bina yığınları bu şehrimizi de istila etmiş durumdadır.
Yolların genel pislik ve dağınıklık sorununa değinmek istemiyorum. Bunu gidince kendiniz de rahatlıkla görebilirsiniz. Klasik tipteki esnaf dükkanları başlıbaşına bir fenomen durumdadır ve inceden yaşama isteğinizi öldürebilir.
Arabanız varsa her zamanki gibi yol kenarına park etmek durumundasınızdır. Belediyenin yolları kazıp hendek açmak yerine yoldaki çukurları kapatmak gibi bir derdi olmadığından burada teknik olarak bir belediyecilik yapıldığını iddia edemeyiz.
Şehrin etrafının dımdızlak tırt ve çorak arazilerle dolu olduğunu görmek belediye çalışanları ve başkanı dışında eminim herkesi rahatsız edecek berbat bir görüntüye sahiptir. Gecekondudan farkı olmayan derme çatma binaların yeşilden yoksun bakımsız arazilerin ortasında dikilmesi sizi çok rahatsız etse de emin olun bu sadece sizi rahatsız eder. Orada yönetici olduğunu iddia edenlerin keyfi son derece yerinde olduğundan onlar için bir sorun yoktur.
Şehrin bütün sorunları çözülmüş, patates tarlası gibi olan yolları düzelmiş, kaçakçılık yüzünden beyin ölümü gerçekleşmiş olan dürüst esnafın acıları son bulmuş gibi belediye ekipleri PKK'lılarla birlikte olabildiğince sık şekilde yollara hendek kazmaktadır.
Ortaçağ kafasındaki insanların hendek düşüncesine hayranlık duyması elbette doğaldır ama insanların insan gibi yaşama haklarının içine eden bu dangalaklıklara bi son verilmesi bence en çok orada yaşayan insanlara fayda sağlayacaktır.
SAĞLIK
Aslına bakılırsa insan yaşamına saygı duymayanların ve insanlık onuruyla ilgisi olmayanların itibar gördüğü böyle bir yerde sağlık hizmeti olmayacağını düşünebilirsiniz. Ancak devlet inşaat çalışmaları sırasında defalarca iş makineleri yakılan güzel bir devlet hastahanesi dikmeyi ve içerisini de insan onuruna yakışan sağlık ekipmanlarıyla doldurup bölge halkına hizmet vermeyi başarmaktadır.
Ancak insanın içini yakan şey bazı aşiretlerin ve tarihten bihaber olarak beyni yıkanarak yetiştirilen bir neslin evlatları kendilerine sağlık hizmeti getirmek için yapılan hastahaneyi yakanları yüceltmekte, o hastahaneyi zorla dikerek insanlara her şeye rağmen insanca sağlık hizmeti verenleri hakir görmektedirler.
Dahası hem o hastahaneleri yakmaya çalışanları desteklemekte, hem de işlerine gelince o hastahaneden çatır çatır sağlık hizmeti de almaktadırlar. Bunun insanlığın hiçbir yönüyle açıklamak kesinlikle mümkün değildir. Zaten bu insanlık değildir. Gözlemlerim bana şunu göstermekte ki Şırnak diye bir il varsa orada yaşayan dürüst, ahlaklı ve inançlı Kürt halkının yüzü suyu hörmetinedir. Yoksa eli silahlı, molotoflu, sağı solu kazıp sağa sola ateş açan Yezid soylarına kalmış bir olsaydı mantıken çoktan helak olmuş bir şehre dönüşürlerdi.
Velhasıl kelam, eğer işiniz hastahaneye düşerse ortalama bir sağlık hizmeti almak için hastahaneler yeterli durumdadır. Ancak her an o hastahanenin önüne bir yerlere bir belediye ekibi ya da etekli ve maskeli birileri gelip bir hendek kazmayı deneyebilirler. Her ne kadar bunu daha sıklıkla sokak aralarında yapmayı tercih etseler de...
SOSYO-EKONOMİK YAŞAM
Bu ilde son derece fantastik bir ekonomik canlılık göze çarpmaktadır. Örnek verecek olursak eğer I Phone'un yeni ürünü çıktıysa hiç New York'ta teknoloji mağazalarında günlerce kuyruk beklemenize gerek yok. Şırnak'ta kaçak fiyatına çok hızlı bir şekilde bu ürünü elde edebilirsiniz.
Şehre geldiğinizde gıda ürünlerinin Türkiye ortalamasının çok altında olduğunu göreceksiniz. Kaçakçılık o boyutlara ulaşmış noktadaki şehirde kaçak olmayan herhangi bir şeye rastlamanız son derece güç.
Şehirde ciddi miktarda Müslüman Kürt de yaşamakta. Bunun yanı sıra Zerdüşti geleneklerine bağlı, İslam inancıyla hiçbir ilişkisi olmayan ancak sanıyorum ki sempati toplamak için olsa gerek, müslüman olduğunu söyleyen ikili oynayan ciddi bir kesim de var.
Bu ikinci kesim zinhar elektrik faturası ödememektedir. Ahırlarındaki inekleri bile en soğuk havalarda kışın ahırlara döşemiş oldukları kablolarla kaçak elektrik aracılığıyla ısıtmayı tercih etmektedirler. Hırsızlık, yakalanmadıkları ölçüde uyuşturucu, telefonla insanlara rasgele "Hediye kazandınız şu hesaba para gönderin" tipinde sahtekarlık mesajları gönderen envai çeşit pislik içerisinde yaşayan bir kesim de bulunmaktadır.
Fazla uzatmadan özet geçecek olursak şehirde çılgın bir para dönmektedir ancak bu para tamamen yasadışı yollardan ve haram düzeni ile dönmektedir. Buraya gelen dürüst ve ahlaklı insanların bu sistemde elde edebilecekleri en önemli kazanım tüketim ürünlerinin ucuza temin edilebilmesi olacaktır.
Bunu saymazsanız size 70-80 lira elektrik faturası gelirken tuvaletine kadar ısıtıcı döşenmiş komşu evlerin 2, 3 lira faturalarının olduğunu gördüğünüzde biraz rahatsız hissetmeniz normaldır. Köylerde elektrik saati de hak getire durumda olduğundan orada o 2 lirayı bile ödemeden bir barajı kurutacak kadar kaçak elektrik kullanılmaktadır.
Sosyo kültürel olarak PKK'nın terörü en çok minik beyinlerdeki tahribatıyla dikkat çekmektedir. Okullarda öğretmenler "Onu anlatma, bunu anlatma" tehditlerine maruz kaldıklarından çocuklar cehalete mahkum olmaktadırlar. Daha acısı bu cehaletle gurur duymaları da kendilerine öğretilmektedir.
Anasınıfı seviyesinde dahi çocuklara sarı kırmızı ve yeşil dışında renk kullandırılmadığını söylersek kesinlikle abartmış olmayız. PKK'nın ağır beyin yıkama sürecinde çocukların gökyüzünü maviye boyamaları bile kısıtlanmakta, çocuklar dünyayı sadece sarı kırmızı ve yeşl renklerde görmeye zorlanmaktadırlar.
Bu kısmı çok uzatmak istemiyorum ama hiçbir şey öğrenmeye çaba göstermedikleri halde var olan her konuyu en iyi kendilerinin bildiğini iddia eden bu kesime küfredebilirsiniz, onları öldürebilirsiniz, hatta evlerini bile yok edebilirsiniz ancak onlara kesinlikle "Biraz oku" diyemezsiniz. İlgi çekici şekilde bu öneriye ağır küfürle cevap vermeyi tercih etmektedirler. Onlar için okumak neredeyse suç kapsamındabir davranış ve hakaret gibidir.
Kabul etmek gerekir ki bu kabul edilmesi zor bir durumdur ancak zamanla buna ada alışmaya başlıyorsunuz.
Gelelim memurların heyecanlar merak ettikleri ev kiralarının ne alemde olduğuna. Serinin diğer yazılarını okuduysanız ev sahiplerinin genel gerekçelerle 100 lira bilemedin 200 lira edecek evlerini 800 liradan kiraya vermek için g.tlerinden gerekçe uydurmak konusunda çok mahir olduklarını hatırlarsınız.
Ev deniz görüyorsa deniz, dağ görüyorsa dağın tapusu kiracıya veriliyormuş gibi davranılmaktadır. Hiçbirşey görmüyorsa ve ev güneş alıyorsa "Evim güneş görüyor. Güneş resmen evinin içine doğuyor" gibi bir gerekçeyi bu kulakların işitmişliği de vardır güzel ülkemiz Türkiye'de. Velhasıl kelam eğer eğer yeryüzü şekli yoksa bile var olan gezegenleri pazrlamak suretiyle kiracıların kazıklı Voyvoda performansına maruz bırakıldıklarını biliyoruz.
Peki Şırnak'ta durum nedir? Orman, deniz yok. Merkezi yerde olmanın da pek bir anlamı yok. Teknik olarak evinizin önünde sürekli elinde silah, molotof ve yüzlerinde maskelerle sağa sola saldırmaya meyilli adamlar da varsa pekala bu evin değerini düşürmeli, dolayısıyla kiraların düşük olması gerekir diye düşünüyorsunuz. Ancak tabki ki yanılıyorsunuz. Çünkü vicdanını yıllar önce bir kazada kaybeden yurdum insanı vatandaşa yine acımıyor.
Buradaki ev sahiplerinin gerekçeleri de çeşitlilik arz etmektedir. Kah "Abi bizim evin önünden pek geçmezler. Onlar genmelde falanca mahallelerde takılırlar rahat edersin." kah "Abi burada kurşun sıkmazlar, sıksalar bile bu tarafa sekmez" gibi gerekçeler karşınıza çıkmakta.
Bazen de "Abi bu PKK'lılar bu mahallede daha seyrek falanca mahallede daha sık olurlar. Yani burada başınız daha az ağrır. Üst komşunuz da PKK'lıldır ama sağa sola ateş etmeyen cinsindendir. Sorun çıkartmaz size" tipinden fantastik gerekçelerle kiranın yükseltildiğini görürsünüz. Yani memura tecavüz burada da hak görülmektedir.
Özet geçecek olursak Şırnak'ın Türkiye'nin diğer yerleriyle ortak standarda sahip olduğu neredeyse tek konu ev sahiplerinin vicdansızlığıdır. Bu konuda kesinlikle Türkiye'nin diğer bölgeleriyle yarış halindeler.
ŞEHİR İÇİ ULAŞIM
Bu kısmı çok uzun yazmayı isterdim ama şehir içi ulaşım diye bir sistemin varlığından tam anlamıyla bahsetmemiz mümkün olmadığı için değerlendirebilecek pek bir şey de yok aslında. Kenar mahallelerde kazılan çukurlar için belediyeden para alan PKK'lıların şehre metro tüneli kazdıklarını sanıyorsanız bu dünyada yaşamıyorsunuz demektir.
Belediyedeki görevlilerin bir kısmı geceleri sokaklara hendekler kazmak, fırsat bulduklarında kalaşnikoflarla sağa sola ateş açmak ve mümkünse devriye görevlerini yapan kamu güvenliği görevlilerini öldürmek ve bir de devletin kendilerine verdiği parayı da ay başı geldiğinde çekmek gibi işlerle meşgul olduklarından şehirde bir ulaşımdan bahsetmek bence ayıp olur.
Aslen şehirde bazı dolmuşçuk, taksicik gibi hizmetler bulunsa da teksas sokaklarını andıran bu terör yuvasında insanların "Ulan insan gibi işe gitmek için belediye bize otobüs alsın" demek yerine belediyenin teröristlere kumanya taşımasına destek vermeleri yüzünden bu şehirde kafanıza göre takılıp başınızın çaresine bakmanız gerekmektedir.
Düzenli olarak dağa inip çıkan, şehirde kalaşnikofla insanları terörize eden tipler "Akbil ücretleri çok pahalı" protestosu için ortalıkta dolaşmamaktadırlar. Yani kimsenin derdi insanca ulaşım hizmeti almak değildir. Belediye zaten hiç o taraklarda bezi varmış taklidi yapmamaktadır. Umursamamaktadır bile. Nasıl olsa vatandaşa bu kadar zulüm ettikleri halde "Kahrolsun TC" deyince kendilerine bir ton oy toplayabildiklerinden bu insanlara emek vermeyi gerekli görmemektedirler. Onlar için dağa taşınan kumanya daha önemlidir.
Sonuç olarak olan yine masum ve mazlum Müslüman Kürtlere olmaktadır. Terörü yaşam biçimi haline getiren ve bu zalimlere seslerini yükseltmek yerine onlardan birisi haline gelmeyi tercih edenler yüzünden şehirde dürüst ve Allah korkusu olan insan bulabilme olasılığı hızla düşüş göstermektedir.
ŞEHİRLER ARASI ULAŞIM
Belediyenin kalaşnikof, molotof, pusu, mayın döşeme, hendek kazma ve bilimum katliam için 7/24 hizmet veren ekipleri her ne kadar bölge insanının 24 saatlik bir zulümle batı bölgelere eziyetli şekilde yolculuk etmelerinden büyük zevk duysa da, hatta bunun için bir ton adamla defalarca kez şantiye basmaya çalışsalar da devlet oraya vatandaş insanca yolculuk edebilsin diye havalimanı yapmayı da başarmış bulunmaktadır.
Peki PKK'lı bu vatandaşlar uçakları tercih etmektedirler mi? Tabi ki büyük ölçüde hayır. Çünkü uçağa kaçak binmenin bir yolu bulunmamaktadır. Uçağın bagajına çaktırmadan uyuşturucu, silah atılması da mümkün değildir. Bu durum bu kafadakilerin uçuş zevkinden mahrum kalmalarına neden olmaktadır.
Ancak bölgede suça bulaşmamış Müslüman Kürtler için bu havalimanı büyük bir nimettir. İnsan gibi yolculuk yapma hakları ortaya çıkmıştır ve bunu güzel güzel kullanmaktadırlar. Henüz suça bulaşmamış olan sempatizan kitle de batı bölgelere giderken hem bu hizmeti kullanmaktan hem de o havalimanı inşaatını defalarca kez yok etmek isteyenlere sempati duymaya devam etmekten geri durmamaktadırlar.
Öte yandan şehre otobüs yoluyla da ulaşmanız mümkündür. Birçok büyük ilden şehre hareket eden otobüs bulmak mümkündür ancak bu otobüslerde bir konfor aramayı aklınızdan çıkarın gitsin.
Her ne kadar böyle bir sıkıntı yaşanmasa da her an yolda belediyenin kalaşnikoflu elemanlarının ortaya çıkması edişesini taşıya taşıya yolunuza devam ediyorsunuz. Sonuçta Şırnak belediyesi için hizmette sınır yok. Siz şehirdeki saçmalıklardan rahatsız olduğunuzu söyleyecek olursanız en yakın maskeli grup molotofunuzu evinize kadar servis edebiliyor. Üstelik ücrestiz. Ne de olsa molotofun yakıtı da kaçak mazot. Her şey halk için değil mi?
İYİ YANLARI NELERDİR?
Aslına bakılırsa şehirde teröristler vatandaşın anasını bellemek için gece gündüz çalışmalasalar şehir gerçekten güzel bir doğaya sahip. Yolları kazmak yerine çevreye ağaçlar dikseler Şırnak tepelerin arasında kalmış düzlükleriyle güzel bir yerleşim birimine dönüşebilir.
Mesela kameralar karşısında ağaç dostu görünen Sırrı Süreyya gibiler "Ulan kaç yıldır bu şehirde bir belediye var ama Allah için bi kere de gelen parayı dağa göndermek ve yola hendek kazmak için harcamak yerine vatandaşa bir hizmet için harcayın" dese şehir insana yaraşır bir yere dönüşebilir.
Ancak şu an şehirde bunların hiçbirisi yok. Bu şehrin en güzel yanı nedir diyecek olursanız, burada hala Allah'dan korkan sınırlı sayıda insanın yaşamasıdır derim. Dürüstçe, namusluca, ahlaklıca yaşamaya çalışan önemli bir kitle bulunmakta ve bu kitle şehre bir ruh katmaktadır.
Ancak bu insanlar baskın terör yanlısı grubun baskı, aşağılama, sindirme ve tehdilerine 7/24 maruz kaldıklarından pek bir varlık gösterememektedirler. Sırf onların yüzü suyu hörmetine ayakta duran bu şehir inşallah bir gün kendi güzelliğini fark edebilir.
SON İZLENİMLER
Bu ilden ayrılırken "Allah'ım şehir ne hale gelmiş böyle?" demekten kendimi alamadım. Yıllar önce geldiğimde şehir çok daha makuldü. Cizre'de sokaklar daha huzurluydu. Merkezde daha bir canlı yaşam vardı. Şimdilerdeyse şehir terörist yuvası haline gelmiş bir görüntüye bürünmüş. Allah'tan bu zalimlerin zulmüne son vermesi dileklerimle şehirden uzaklaşırken şehirde zulüme uğrayan Müslüman Kürtler için de yürekten dua ediyorum.
Not: Serinin diğer yazıları için Google'a "Dev Survivor Adası" yazmanız yeterlidir.