​ Devlet, siyaset ve şiddet / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '11

 
Kategori
Siyaset
 

Devlet, siyaset ve şiddet

Devlet, siyaset ve şiddet
 

Siyasette kullanılan şiddet dilinin tezahürü olan polis şiddeti seçim döneminde çok moda.


Ülke olarak batılılaşmadan feyz alarak, modernleşmenin ilk adımını attığımız yıllardan bu yana devlet ve siyaset algımız şiddet üzerine kuruldu. Devletten farklı düşünenlere şiddeti reva gören geçmişimizle artık yüzleşmek zorundayız.

İnkar politikalarıyla sümen altına ittiğimiz, devlet eliyle, siyasi iradeyle hedef gösterilenleri şiddetle yola getirmeye dayalı devlet anlayışının, 'muasır medeniyet seviyesine' ulaşmamıza rağmen, dünden bugüne çok büyük farklılık göstermediği, 12 Haziran seçimleri öncesi yaşanılanlarla bir kez daha kanıtlanıyor.

Devlet eliyle yürütülmüş olan asimilasyon çalışmalarından tutun, karakollarda işkencelere, hapishanelerde hesabı tutulamayan ölümlere kadar devlet şiddetinin binbir çeşidini tanır bu toplum. Hele askeri darbe dönemleri var ki, ülke toptan bir hapishane ve tüm resmi binalar işkencehane haline getirilmiştir. Devletin bekasını her ağzını açtığında salyalarla insanın yüzüne haykıran sağır anlayış, halkın tercihlerini duymayarak, bugüne kadar kullandığı şiddet dilini kafa sallayarak onaylamak zorunda kalan çoğunluğu sürdürdüğü şiddete bir anlamda ortak etmiştir.

Devlet, eli sopalı dönemden çok partili 'demokratik' sisteme geçtikten sonra bile, kendi Başbakanını asarak, eşitlik, özgürlük, bağımsızlık isteyen gençlik önderlerini 'ibret olsun diye'darağaçlarında sallandırarak, şiddetin ne kadar kapsayıcı olduğunu bu topraklarda yaşayanların alnına bir utanç olarak kazımıştır.

Eşitlik, özgürlük ve barış diline özlem duyanlar ise bu hayallerinin bedelini meydanlarda hedef gösterilerek ödemiştir.

12 Eylül 1980 darbesi sonrası toplumun her kesimine nüfuz eden şiddet eğilimi, toplumun en küçük yapısı olan aileden başlayarak, hak ve eşitlik arayışının olduğu her ortamda insanların suratına şamar gibi inmiştir. Toplumu bireyler halinde tek tipleştiren yapı, kullandığı şiddet diliile baskıcı bir devlet anlayışını insanların hayatına entegre etmeyi misyon haline getirmiştir.

Şiddet uygulamaktan çekinmeyen siyasi anlayış kendi gibi düşünmeyeni hedef göstererek şiddetin yayılmasına çanak tuttuğu gibi bundan en fazla nemalanın da kendisi olduğunun farkındadır.

Zaman içinde şiddetin uygulanış biçimleri değiştiği gibi, uygulayan kuvvetler de rol değişiminde bulunmaya başlamışlardır. Darbeler sonrası askeri yönetimlerde meydana gelen işkenceler yerini, polis baskısına, keyfi gözaltılara, uzun hapis cezalarına bırakmıştır.

Seçim mitinglerinde siyasi şiddet dilinin en uç örneklerini duyuyoruz. Siyasi parti liderlerine yakışmayan bu saldırgan dil, evlerimizin oturma odasına kadar her gün geliyor. Mitinglerde sarf edilen seviyesiz söylevler, halka bütünleşmek isteyen partilerin halk üzerinde ötekileştirmenin öncüsü olduklarını gösteriyor. Siyas şiddetle, birilerini ötekileştirerek beslenen partiler, bu dilin halk için çözüm olmadığın fakat hazineden alınan maddi yardım konusunda gerekli olduğunun bilincindedirler.

Geçmişten beri devletin yanlışlarını eleştiren muhalifler, yıkıcı ve bölücü olarak tanımlanırken, şimdi de bu anlayışın devamı bir durumla karşı karşıyayız. Eleştiriye açık olması gereken bir İktidar partisi, farklı seslere tahammülsüzlüğü, polisi halka saldırtmak ve yaygın gözaltılar ile üst seviyeye çıkardı. Pankart açtığı için aylardır cezaevinde tutulanlar, YÖK'ü protesto eyleminde yer aldığı için bursu kesilenler, en ufak bahanede okullardan uzaklaştırılan öğrenciler şiddetin farklı yansımalarını yaşadılar.

Değişime açık olmamak, farklı düşüncelere saygı duymamak şiddet dilini destekleyen bir duruştur. Bugüne kadar devlet eliyle bir şekilde dökülen kan ellerimize bulaştığı gibi, seçim öncesi, siyasilerin şiddet içeren söylevlerinin de ruhlarımızı esir almaya çalıştığı görülmektedir.

Devlet anlayışında ve siyasette barışçıl bir dil geliştirmek gelecek nesillere bırakacağımız en anlamlı miras olacaktır.  

Eşitlik ve Demokrasi Partisi (EDP) Üyesi 

http://muhittinkurban.blogspot.com/ 

www.turnusol.biz 

 

 
Toplam blog
: 32
: 823
Kayıt tarihi
: 12.03.09
 
 

29 yaşındayım Adanada yaşıyorum. Kendime ait bir kırtasiye dükkanım var. Aynı zamanda İşletme mez..