- Kategori
- Siyaset
Devlete rağmen, devleti savunmak!?

Milliyetçiliğin bir damarı da devletçiliktir.
O kadar ki, milliyetçiler devleti kutsarlar.
Devlet, soyut varlığı ile uğrunda her fedakarlığı hak eden bir tür ikondur milliyetçiler için.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yapmaya çalıştığı son demokratikleşme açılımına karşı, ısrarlı ve öfkeli karşı duruşu sürüyor.
İçeriği tam olarak ortaya konmamış böyle bir açılıma, ne için karşı durduğu pek belli olmasa da, Devlet Bahçeli, devlete rağmen devleti "savunmaya" devam ediyor!!
Bu, pek bir anlam kazanamamış direniş, çelişik durumları da ortaya çıkarıyor. Erzurumda yaptığı konuşmada Bahçeli, devleti, en üst kurum olan MGK'nın şahsında "ihanet"le suçluyor.
Bu suçlamaya, dinleyicilerinin tepkisi "yuhalama" oluyor tabii..Ama, Sayın Bahçeli, bir kere daha öfkeleniyor bu yuhalamaya..
"Cumhurbaşkanı devleti temsil eder, devlet yuhalanamaz!" diyerek, fırçalıyor taraftarlarını..
Tuhaf bir "devlet aşkı" söz konusu olan..Bu öyle bir aşk ki, nevrotik duygular barındırıyor. Devlet'e toz kondurulmuyor ama devleti şahsında temsil edenlere "hain" diyecek kadar ileri gidilebiliyor..
Cumhurbaşkanı Sayın Gül'ün kendisini bilgilendirmek üzere davetini de reddetmiş Sayın Bahçeli..
Böylesine "kutsadığı" devlet onu çağırıyor ama kendisi bunu reddediyor!?
Al bir çelişki daha!..
Sayın Bahçeli, "korumak" için, gırtlak patlatırcasına bağırdığı devletin davetine icabet etmiyor. Burada bir acaiplik yok mu?
Yoksa, Sayın Bahçeli, "ikna olmak"tan mı korkuyor.
Sayın Cumhurbaşkanı, içeriği gizli olan MGK kararları konusunda kendisini bilgilendirip ortada telaş edecek bir şey olmadığını söyler ve "devlet" in kendi kırımızı çizgileri muhafaza edeceğini ifade ederse, Sayın Bahçeli'ye bağırıp çağırması için neden kalmaz.
Oysa, karanlığı haykırmak kolay bir politika..Üstelik, Türkiye gibi bir ülkede siyasi getiri de sağlayabilir. Sayın Bahçeli bunun bozulmasını istemiyor olsa gerek..
Devlet, Devlet Bahçeli'nin işin içinde olmasını istiyor; hepimiz istiyoruz. Özellikle, kolay manüpüle edilebilecek bir gençlik kitlesi var MHP'nin arkasında. Böyle bir manüpülasyon sorunu toplumsallaştırabilir. Aklı başında herkes bunun kaygısını yaşıyor ve Sayın Bahçeli'nin kapısı bu yüzden çalınıyor.
Ama, MHP lideri kapıları kapıyor, hem de sıkı sıkı..
Bu büyük bir hata!.. Hem bu ülkenin geleceği açısından hem de MHP ve liderinin geleceği açısından..
Her ne kadar MHP'ye bağlı ateşli bir gençlik varsa da, artık bu gençlik de eskisi gibi, gözü kapalı ateşe gidecek bir gençlik değil..
Ülkücüler, geçmişte gözü kapalı "devletçilik" in acısını yaşadılar. Aynı hataya tekrar düşmezler.
Ülkücüler bu hataya düşmezler ama düşebilecek cahil cemeke gençler bulunabilir.
Bu bile, Türkiyenin sosyal dokusuna zarar verebilir.
Sayın Bahçeli, tarihi bir sorumluluktan kaçıyor.
Büyük hata yapıyor!
O kadar ki, milliyetçiler devleti kutsarlar.
Devlet, soyut varlığı ile uğrunda her fedakarlığı hak eden bir tür ikondur milliyetçiler için.
MHP lideri Devlet Bahçeli'nin, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin yapmaya çalıştığı son demokratikleşme açılımına karşı, ısrarlı ve öfkeli karşı duruşu sürüyor.
İçeriği tam olarak ortaya konmamış böyle bir açılıma, ne için karşı durduğu pek belli olmasa da, Devlet Bahçeli, devlete rağmen devleti "savunmaya" devam ediyor!!
Bu, pek bir anlam kazanamamış direniş, çelişik durumları da ortaya çıkarıyor. Erzurumda yaptığı konuşmada Bahçeli, devleti, en üst kurum olan MGK'nın şahsında "ihanet"le suçluyor.
Bu suçlamaya, dinleyicilerinin tepkisi "yuhalama" oluyor tabii..Ama, Sayın Bahçeli, bir kere daha öfkeleniyor bu yuhalamaya..
"Cumhurbaşkanı devleti temsil eder, devlet yuhalanamaz!" diyerek, fırçalıyor taraftarlarını..
Tuhaf bir "devlet aşkı" söz konusu olan..Bu öyle bir aşk ki, nevrotik duygular barındırıyor. Devlet'e toz kondurulmuyor ama devleti şahsında temsil edenlere "hain" diyecek kadar ileri gidilebiliyor..
Cumhurbaşkanı Sayın Gül'ün kendisini bilgilendirmek üzere davetini de reddetmiş Sayın Bahçeli..
Böylesine "kutsadığı" devlet onu çağırıyor ama kendisi bunu reddediyor!?
Al bir çelişki daha!..
Sayın Bahçeli, "korumak" için, gırtlak patlatırcasına bağırdığı devletin davetine icabet etmiyor. Burada bir acaiplik yok mu?
Yoksa, Sayın Bahçeli, "ikna olmak"tan mı korkuyor.
Sayın Cumhurbaşkanı, içeriği gizli olan MGK kararları konusunda kendisini bilgilendirip ortada telaş edecek bir şey olmadığını söyler ve "devlet" in kendi kırımızı çizgileri muhafaza edeceğini ifade ederse, Sayın Bahçeli'ye bağırıp çağırması için neden kalmaz.
Oysa, karanlığı haykırmak kolay bir politika..Üstelik, Türkiye gibi bir ülkede siyasi getiri de sağlayabilir. Sayın Bahçeli bunun bozulmasını istemiyor olsa gerek..
Devlet, Devlet Bahçeli'nin işin içinde olmasını istiyor; hepimiz istiyoruz. Özellikle, kolay manüpüle edilebilecek bir gençlik kitlesi var MHP'nin arkasında. Böyle bir manüpülasyon sorunu toplumsallaştırabilir. Aklı başında herkes bunun kaygısını yaşıyor ve Sayın Bahçeli'nin kapısı bu yüzden çalınıyor.
Ama, MHP lideri kapıları kapıyor, hem de sıkı sıkı..
Bu büyük bir hata!.. Hem bu ülkenin geleceği açısından hem de MHP ve liderinin geleceği açısından..
Her ne kadar MHP'ye bağlı ateşli bir gençlik varsa da, artık bu gençlik de eskisi gibi, gözü kapalı ateşe gidecek bir gençlik değil..
Ülkücüler, geçmişte gözü kapalı "devletçilik" in acısını yaşadılar. Aynı hataya tekrar düşmezler.
Ülkücüler bu hataya düşmezler ama düşebilecek cahil cemeke gençler bulunabilir.
Bu bile, Türkiyenin sosyal dokusuna zarar verebilir.
Sayın Bahçeli, tarihi bir sorumluluktan kaçıyor.
Büyük hata yapıyor!