- Kategori
- Deneme
Di'li yazlar...

Günbatımı
Eskidendi bazı şeyler. Her sene yeni okul dönemine başlarken yazın geleceğini bilirdik, onun için geçerdi zaman. Bazen çok yavaş geçerdi, 'ah bir geçse şu dakikalar' dedirtirdi, ama geçer giderdi her defasında. Her defasında gelirdi yaz, ışıl ışıl. Günleri sayardık okul bitsin diye. 'Bu hafta değil, sonraki hafta değil ondan sonraki hafta tatilizzzz' çığlıklarıyla heyecanlanırdık. Sonra gelirdi yaz, bir amacı vardı onun. Hepimize irili ufaklı tatiller getirirdi. Aile seyahatlerini, yazlık seferlerini dağıtırdı sırayla. Giderdik. Her yaz, kocaman, upuzun geçen kışı, gözlerimiz kamaşırken anlatırdık geçen yaz aynı yerde bıraktığımız dostlarımıza. Ne kadar boşuna canımızı sıktığımızı duyardık kahkahalarımızda. Ilık rüzgar alır götürürdü onları, bakmazdık bile arkalarından...
Bir de bir kalıcılığı yok muydu, en sevdiğim tarafı oydu işte. Bir geldi mi, kolay kolay gitmezdi. 'Her güzel şey bir gün biter' kalıbını yıkardı. O, bizim mutluluğumuzu paylaştıkça paylaşırdı. Ta ki sıkılana kadar. Ta ki, 'bugün de çıkmasak dışarı' deyişlerimize kadar. Sıkılmak bile güzeldi o yazlardan...
'İdi...', o yazlar. Geçtiler, ve gittiler... Şimdi kalıcılığı yok. 'Sonunda tatildeyiz' derken bile bitişi gözüküyor. Başlamaya korkuyor insan. Bir başladı mı, durmuyor sonra. Bir akıyor, üç gidiyor...
Yine de değişmem hiçbir şeye. Hala sıcak, hala güneşli, hala hareketli, eğlenceli. Başka bir nesilde tembellik etse de uzun uzun, köşesinden tırtıklamak da insanın ağzını tatlandırıyor. Tadı damağında kalıyor ama, o mutlu eden lezzeti alıyorsun, gülümsüyorsun.
Ağzınızın tadı deminde, yazınızın keyfi yerinde olsun. Bol hediyeli yazlara olsun...