- Kategori
- Kent Yaşamı
Didimli Thales...
Thales, Didim, felsefe, matematik ve Zeytin…
Nerden çıktı bu beşli diyebilirsiniz…
Bu beşli birbirini tamamlıyor ve iç içe giriyor da ondan…
Ortaya da bir Didim hikâyesi (öyküsü) çıkıyor…
Hani hep anlatılır ya, her yerin mutlaka bir hikâyesi vardır diye…
Didim’in hikâyesi de bu beşlinin içinde duruyor…
Şimdi, açalım hikâyenin kapağını ve okuma başlayalım isterseniz…
Ha, bu hikâye öyle bir hikâye ki; okumaya neresinden başlarsanız başlayın aynı kapıya çıkıyor. O kapı da hepimizi hoşgörüsüyle ayrım yapmadan kucaklayan Didim’in kapısı…
Evet, bir yerden başlayalım artık…
Thales deyip gelip geçmeyin… O çok yönlü evrensel bir bilgedir…
Didim sınırlarımız içinde Milet’de (M.Ö 624–548)yaşamış bir dünya insanı olan hemşerimizdir…
Felsefe yapmanın temeli, hayret ve merak edileni sorgulamadan geçer… Sorgulayabilmek için de bir takım önyargılardan, dinsel tabulardan, mitolojilerden sıyrılarak özgür bir düşünceye sahip olmak gerekiyor… Thales’in yaşadığı ilk çağ tanrılarla dolu bir çağdı… Mitolojinin güçlü olduğu ve aklı esir aldığı bir çağdı da diyebiliriz… Thales mitolojilere, mitolojik tanrılara inanmıyordu… Thales, Evrenin hangi kökenden türediğini, ana unsurun ne olduğunu –arkhe- merak ediyordu. O’na göre, her şeyin kendisinden türediği arkhe(-madde-ilke-töz) su’dur (nem). Thales, bu düşüncesiyle evrende görünür çokluğu tek bir ortak kökene indirgeyen ilk düşünür oluyor. Bu durum, masal dünyasından –mitolojilerden- sıyrılıp akıl ve mantığın kullanımına –logos’a- geçiş olarak görülmüş ve Felsefe tarihçileri de; felsefeyi Thalesle birlikte “Milet” okuluyla başlatmışlardır…”Felsefenin doğum yeri batılı felsefecilere göre Didim sınırları içindeki Milet Okulu olarak kabul görmüştür…
Didim sınırları içinde Milet’te yaşayan ve birçok yeri gezmiş olan Thales, geçim sıkıntısı çekmeyen varlıklı bir filozoftur… Vaktinin çoğunu düşünmekle geçirir… Gökyüzündeki Güneş, ay ve yıldızların dizilişine, mevsimlerin düzenli bir şekilde bir birini takip edişine hep kafa yormuş. Bu ilişkilerden sonuçlar çıkarmaya çalışmıştır… Tarihçi Herodot’a göre Thales Güneş tutulmasını önceden hesaplayan iyi bir gök bilimcidir aynı zamanda… Thales gök olaylarını inceleyerek iklimler üzerinde de bir sonuca varmaya çalışmıştır… Thales bu bilgisini zeytincilikte de kullanmış ve hangi yıl zeytinin bol olacağını tahmin ederek, yağ haneleri kiralayarak önemli kazançlar elde etmiştir… Bu durum Didim Zeytinciliğinin de geçmişi hakkında önemli ipuçları veriyor… Didim ilçemizde zeytinciliğin gelişmesi geliştirilmesi çok önemli…
Thales, matematiği ve matematiğin bir dalı olan geometriyi de iyi bilen ve tüm bunları mühendislik gibi başka dallarda da kullanan bir bilgedir… Örneğin: Savaş zamanında bir nehrin aşılması gerektiğinde nehrin kanallarla ikiye bölünerek su seviyesinin düşürülmesini öneren pratik bir düşünürdür…
Yazımın başında da belirttiğim gibi bir gezgin gibi geniş bir coğrafyayı dolaşan Thales, Yüksekliği bir türlü ölçülemeyen Mısır’daki piramitlerin yüksekliğini pratik bir şekilde ölçmüştür. Kendi gölgesi, boyu kadar olduğu öğle vaktinde, kendi gölgesini, piramit’in gölgesiyle orantılayarak piramitlerin yüksekliği bulmuştur…
Thales, denizdeki gemilerin arasındaki mesafeyi ölçmek için de matematiksel bir yöntem geliştiren bir matematikçidir…
Aynı zamanda geometrinin temellerini de atan Thales’in teoremleri Okullarda Thales teoremleri olarak okutulmaktadır. Örneğin: “En az üç paralel doğru, iki kesen üzerinde uzunlukları orantılı parçalar ayırır.” Kesişen iki doğru, paralel iki doğru ile kesildiğinde, oluşan iki üçgenin karşılıklı kenar uzunlukları orantılı olur gibi…
Görüldüğü gibi çok yönlü hemşehrimiz Thales evrensel dünya kültürünün bir simgesidir ve tüm Dünya onu tanır…
Didim’in kendisine yapay hikâyeler aramasına gerek yok… Thales, zeytin, felsefe, matematikten oluşan köklü bir öyküsü var zaten. Bu öyküyü tüm Dünya ülkelerinde matematik, felsefe, tarih okuyanlar ve zeytincilikle uğraşanlar biliyor…
Thales, Anadolulu evrensel bir bilgedir. Didim olarak hikâyemizi Thales üzerine kurmalıyız…
Thales, “kendini tanı” der. Didimli olarak biz de bu hikâyemizin peşine düşmeliyiz ve Didim’i en iyi şekilde tanı(t)malıyız…


