​ Die hard 4 / Sinema / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Temmuz '07

 
Kategori
Sinema
 

Die hard 4

Die hard 4
 

Daha önce hiç sinema ve filmler ile ilgili hiçbir şey yazmayan ben, şu anda kendimi, dünyanın en iyi sinema otoritelerinden birisi gibi hissediyorum. Sanki benim beğendiğim film klasikler arasında yerini alacak ve beğenmediklerim çarçabuk unutulacak. Film eleştirmeniymiş gibi yapıyorum. Aslında bizler ‘’miş’’ gibi yapanları takdir etmeye bayılırız. İmajperver milletiz. Zenginmiş gibi yapar, borç içinde yüzeriz. Okuyormuş gibi yapar, iki kelimeyi bir araya getiremeyiz. İlgi sahibi olanların, bilgi sahibi olanlardan daha el üstünde tutulduğunu biliriz. Sinema ve filmler hakkında derin ilgi sahibi olarak, minicik bilgi dağarcığım ile Die Hard 4 izlenimlerini aktarmaya başlıyorum.

Die Hard serisinin 4. filmi, filmin adı Die Hard Last olmadığı için ben kendini şanslı sayanlardanım. Bruce Willis’in Mavi aydaki uçarı, asi dedektif David’den, aile babası kahraman John Mclane’e dönüşünü beyaz perdede hayranlıkla izlemiştim. Hani kahramanların aileleri olmaz ya, tek başınadırlar. Boşanmanın eşiğinde olduğu karısını, kötü adamların elinden kurtarmak için girdiği mücadeleyi çok romantik bulmuştum. Hala daha da bulurum.

Die Hard 4 aksiyon filmi severlerin beklentisini sonuna kadar karşılıyor. Filmde öyle sahneler var ki, gerçek olmadığını ve gerçek olmayacağını bile bile izlemekten keyif alıyorsunuz. Senaryosu çok basit aslında. Yetişkinler için modern bir masal. Günlerden bir gün uzaklardaki bir ülkede, kötü kalpli bilgisayar korsanı ülkenin tüm teknolojisini esir almış. Trafik akmaz, borsa çalışmaz olmuş. Elektrik, su ve doğal gaz kesintileri başlamış. Hastaneler dolmuş taşmış, doktorlar hastalara yetişemez olmuş. Bu duruma sessiz kalamayan cesur şövalye John Mclane, kötü adamların elinden kurtardığı saf bilgisayar cini ile tek başına yola koyulmuş. Filme; asi kız evladın eğer seninle konuşmak istersem seni ararım diye başkaldırdığı, annesinin kızlık soyadını kullanarak dağ gibi kahramanı küçük düşürdüğü, paçası sıkışınca da aman babam, canım babam diyerek tövbelere geldiği sahneler de kıssadan hisse tadı katmış ki, ben şahsen o sahnelere başka bir anlam veremedim.

Yaz akşamları sıcaktan bunalıyor ve aksiyon filmlerine bayılıyorsanız. Günlük hayatın temposundan arttırdığınız birkaç saatiniz varsa ve Bruce Willis dendiğinde aklınıza gelen ilk isim John Mclane ise bu filmi kaçırmayın derim. Filmde bir de Justin Long var ki, tahminim o kolejli çocuk gülümsemesi ile pek çok genç kızın kalbinde taht kuracak.

 
Toplam blog
: 10
: 897
Kayıt tarihi
: 09.07.07
 
 

Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü mezunuyum. Ekoloji ağırlıklı eğitim programını bitird..