- Kategori
- Futbol
DİKTANIN SONU MU?

Dünyada hiçbir dikta rejimi sonsuza kadar baki kalamaz!
Şimdi bu da nerden çıktı diyeceksiniz?
Evet, hep birlikte bir yönetim diktasının çöküşünü izliyoruz.
Bu ne yönetimi mi diyorsunuz?
Bu Fenerbahçe yönetimi ve yöneticileri…
Belki biraz ağır kaçabilir ama şu son bir hafta içerisinde basına yansıdığı kadarıyla, Önce Aurelio’nun takımdan nasıl kaçırıldığı, arkasından Gökhan Gönül’ün kendi ayağı ile gelip, sözleşmeyi uzatma talebine verilen cevaplar…
Takım içinde bunlar yaşanırken, Takıma hiçbir katkısı olmayan Roberto Carlos, Guiza ve Emre’ye o kadar para verilip transfer etmek…
Ve basın mensuplarının önünde Emre’ye oğlum diye hitap ederek, güya ona olan güvenini gösteriyor.
Bu yapılan transferler, kimin parası ile yapılıyor?
Tabi ki taraftarların aldığı kombineler, Feneryum mağazalarından aldıkları kulüp renklerini temsil eden giyisiler v.s…
Bu gelirleri, kulübü yönetmek için yetki verilen Yönetim Kurulu üyelerinin emrine veren bu kulübün kongre üyeleri.
Geçen yıl iyi olan işler bu yıl niye kötüye gidiyor?
Yöneticiler ile belli taraftarlar gurubu arasında her hangi bir sürtüşme yoktu!
Geçen yıl takımda Emre Belezoğlu diye bir oyuncu yoktu ve bu kadar abartılı para alan bir oyuncuda olmayınca, herkes içinden geldiği gibi futbol oynuyordu. Ve ortaya nefis bir futbol ve futbolcular çıkıyordu.
Bence Fenerbahçe’deki sakatlıklar mazeret olamaz! Eğer bir sporcu Fenerbahçe’nin kadrosunda ise girdiği oyuncunun yerini mutlaka doldurmalıdır.
Fenerbahçe taraftarı olarak, futbol konuşulan yerlere gidemez olduk!
Hele şu Kayseri Spordan yenilen 4 golü nasıl izah edebilirler ki!
Şimdi yoldan geçen bir futbolseveri çevirip Kayseri spor takımının oyuncularını sorsanız? Size Mehmet Topuz ve Saidu’yu sayar, başka yok!
İşte işin sırrı bu yok dediğimiz yerde yatıyor.
Bizim ve çoğu futbolseverin yok dediği, ismini bilmediği oyuncular, Kadıköy Rüştü Saraçoğlu stadyumunda tarih yazıyorlar. Ama onları doğru düzgün kimse tanımıyor!
Bir çift sözümüzde Luis Aragones’e var.
Git kardeşim torunlarınla oyna. Bu takımın oyuncuları seni göndermek istiyor.
Fenerbahçe’ye daha fazla zarar verip, hedefinden uzaklaşmadan çek git.
Sende aslında her hangi bir suç yok. Sana o kadar para verip, seni emeklilik ikramiyesi ile ödüllendirerek, emeklilik günülerine burada başla diye takımın başına getirenlerde.
Fenerbahçe’nin parasını har vurup harman savuranlarda!
Ya komisyonları ile birlikte 30 milyon Auro’yu bulan Guiza’ya ne demeli. Bal yapmaz arı gibi oradan oraya lafta koşuyor. Oyun içinde hiçbir olumlu hareketi yok.
Gel de Kejman’ı arama! Ölüsü bile birkaç tane Guiza ederdi!
Lafın özü demokrasinin olmadığı bir yerde başarıdan söz etmek imkânsız gibi…
Astığım astık, kestiğim kestik mantığı ile her hangi bir yere varılamayacağını bazılarının anlaması lazım!
Biraz daha anlamazlarsa, bu takımı ligden düşürecek duruma getirirler.
Evet, Fenerbahçe 6 maç oynadı. 4 mağlubiyet ile şimdiden rekora doğru, dedesi ile koşuyor.
Evli evine, köylü köyüne, dedelerde torunlarının yanına…