​ Dilencinin paradoksu / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mart '08

 
Kategori
Güncel
 

Dilencinin paradoksu

Dilencinin paradoksu
 

Dilencinin paradoksu;

Dilenci, ekmek parası için; delik pabucu için; yırtık pantolonu için para dilenir. Gün boyu parayı biriktirir, ama ertesi gün gidip bu ihtiyaçlarını gideremez. Çünkü giderirse, o haldeki bir kişiye kimse sadaka vermez. Bu onun paradoksudur, dilendiği sadakayla dilenciliği ortadan kalkar çünkü. O yüzden, alıp giyemez, yiyemez.

Bir gün bir markette alışveriş yapıyordum, kasaya ödemeyi yapmış, malzemelerimi poşete koyarken, üstü başı dökük bir dilenci geldi, kısık ve boğuk sesle bir şeyler dedi kasiyere, ben para isteyecek galiba filan derken, kasiyer, "Ver bakalım ver!” dedi, dilenci biraz çekinerek cebinden bir avuç bozuk para çıkardı. Ben içimden “Vah canıımm, gariban üç beş kuruş toplamış onu kağıt para haline çevirecek” diye düşündüm. Biraz da yavaştan aldım, meraklı biri olduğum için, bakalım ne olacak sonu diye. Dilenci bir yandan da, beni kesiyor, ama bir dilenci zavallılığından pek beklenmeyecek keskin bir kesişi seziyorum. Kasiyerin önüne döktüğü parayı, kasiyer tek tek sayıyor, "Bir, iki, üç, dört, …" dilenci her lirayı dikkatle takip ediyor, ortaya döktüğü para bitince, tekrar elini cebine daldırıyor ve yine bir avuç dolu para. Yine aynı şeyler. Bu 4-5 sefer devam etti. Tabi acıma duygum şaşkınlığa dönüşmüştü artık. Malzemelerimle oyalanarak sonuna kadar bekledim. Ama dilencinin benim ruhumu okuduğuna eminim. Sonunda, adam, yani dilenci, 50-60 ytl civarında bir parayı kağıt paraya çevirip hızlıca çıktı. Kasiyer alır mıydı bilmiyorum, ama hiç de yapmak zorunda olmadığı bir işin karşılığını alamadı.

Evet, ben de dilenci gibi hızlıca sonuca geleyim.. yüce Fettullah Gülen hocca efendiyi bilmeyen yok. Adam sıradan bir vaizken, şimdi, trilyonluk bir servetin yöneticisi konumunda. Bu kişinin özellikle 12 Eylülden sonra bahtının döndüğü ileri sürülen bir şeydir. Uzmanı değilim bilemiyorum. 12 Eylülden önce de faaliyetleri var. Bu kişi Saidi Nursi denilen bir tarikatçının geleneğine bağlı galiba. Değinmek istediğim önemli olan nokta; bu kişinin ve buna bağlı kişilerin dini istismar etmeleri, bir tür dilencilik yaparak, himmet adı altında olağanüstü paralara kavuşmaları bunları ehli keyiflerine göre değerlendirmeleridir. 8-10 sene önce, hakkında anayasal düzeni değiştirmek iddiasıyla dava açıldı. O abd’ye gitti. Şimdi, yargılandığı kanunda, 2006’da Akp’nin yaptığı bir değişiklikle, söz konusu suçun oluşması için, şiddet içermesi gerektiği eklendi ve bu nedenle, kendisi beraat etti. Nisan’ın ilk haftası, bu süreç tamamlanıyor. Büyük ihtimal aynı ay içinde dönecek. Bu olayı yakındaki siyasi olaylara bağlarsak; Fettullah’ın devlet içinde örgütlenmeye çok önem verdiği ve polis içinde önemli bir teşkilatlanma sağladığı ileri sürülüyor. Hatta, İlhan Selçuk’un gözaltına alınmasının bir tür Fettullah’a armağan olduğunu ileri sürenler de var. Bu bir varsayım, gerçi doğru da olsa yanlış da olsa, bir değeri yok.

Fettullah’ı zaten biliyoruz da, son zamanlarda birkaç vaazını da dinledim video görüntülerinden. O vaazlarda gördüğüm, başta bahsettiğim dilencinin kendisini izlerken beni kesişindeki bıçak ucu sivriliği, bu kişinin cemaatle ilişkisinde de gördüm. Arada bu tarzda cemaati keserek, onların nabzına göre şerbet veriyor, onlarla oynuyor, feedback aldığında o damardan devam ediyor, onları yönlendiriyordu. Bu kişinin, hitabet gücü, kimsenin anlamadığı Arapça Farsça kelimeleri kullanışındaki gizemliliği, coşku ver coşku ver teatralliği, sesinin tatlılığı ve de ütopyası; yani dinin hakim ve emperyal bir güç olmasını istemesi, bunun mücadelesini yapıyor olması ve tabiki uygun koşullar, ülkemizin tarikatçi yapısı ile cemaatten himmet adı altında toplanan olağanüstü paralarla önemli bir güç haline gelmiş durumda.

Bu aynı zamanda şeye de benziyor, 'Mway, ' 'Titan' vardı bir zamanlar, saadet zincirleri, bilen bilir, bunlar da öyle. Kitle psikolojisinden az buçuk anlayan, ağzı laf yapan, ama ruhu dibine kadar sahtekar insanların şovlarıyla yapılan toplantılarda insanlar keklenirdi. Hiç farkı yok, burada konu din. Ama bunların kekledikleri servet olağanüstü büyük ve siyasal emelleri var. Türkiye, her türlü hak ve hukuksuzluğun dizboyu olduğu, kuralsızlığın kural haline geldiği, kemik sesi çıkmazsa puan alınmadığı bir arena halinde adeta.

 
Toplam blog
: 467
: 1012
Kayıt tarihi
: 21.10.07
 
 

Ankara'da yaşıyorum. Çeşitli güncel konularda, zaman zaman "Neden olaya böyle bakılmıyor?" diye düş..