​ Dilimiz, yardım bekliyor. / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Eğitim
 

Dilimiz, yardım bekliyor.

Dilimiz, yardım bekliyor.
 

Zwei auto bom bom...

Alles tod.

Ich bin gut.

Hannover yolunu tut.

(İki otomobil, çarpıştı. Herkes öldü, Ben iyiyim. Hannover yolunu tut)

Birinci kuşak gurbetçilerimizin, Almanya'ya ilk gidişlerinde, dil konusunda ne kadar zorluk çektiklerini gösteren, yaşanmış bir anıyla konuya girmek istedim.

1960'lı yıllar, gurbetçi bir vatandaşımız, Hannover- Bremen arasında ölümlü bir trafik kazası yapar. Ne yapacağını, nasıl yardım isteyeceğini bilemez. Yol kenarındaki telefon kulübesini görür. Yeterli Almancası yoktur. Polise ne anlatacağını bilemez ve yukarda ki Almanca, Türkçe karışımı sözleri söyler. Bu olay, Gurbetçilerimiz tarafından hep bilinir ve anılar yumağı içinde hep anlatılır.

Birinci kuşak, ikinci kuşak, üçüncü kuşak derken Almanya'da şimdi dördüncü kuşak devrede.

Birinci kuşak, kültürüyle, diliyle, özlemleriyle, anılarıyla, yüreğiyle bağlıydı, Anadolu topraklarına. Hep geri dönme planları yapardı.

Planı belliydi. 20 - 30 koyun, üç inek ve köyüne bir konak yapabilmek.

Planlar, zamana yenik düştü, çol çocuk karıştı yaşamın içine.

Alışmaya başladı, iki kültürlü ve iki dilli yaşama.

İki dilin birleşmesinden bir karma dil oluşturdu zaman içinde kendine.

Hasta oldum yerine "Krank oldum" demeye başladı bilinçsiz olarak, yaşamın bir gereği olarak.

Çocuklar da, Anne yerine "Mami" , baba yerine de "papi" demeye başladılar.

Çok doğal olarak şöyle cümleler kurdular: Bugün, "geburtstag"ım var. Bakalım arkadaşlar nasıl "geschenk"ler getirecekler. Almanca, Türkçe karışımı bu cümlenin açılımı şöyle:

Bugün doğum günüm var. Bakalım arkadaşlarım nasıl hediyeler getirecekler.

Yeni kuşaklarda dil bilincini, dil eğitimini, iyi , planlı, programlı şekilde gerçekleştiremediğimiz zaman, Almanya'da iki üç kuşak sonra Türkçe konuşan kimse kalmayacak.

*Çocuklar, iki dilliliği ve iki kültürlü yaşamı en iyi şekilde öğrenebilirler.

Anadilini iyi öğrenen çocuklar, yabancı bir dili de iyi bir şekilde öğrenebilirler.

Öncelikle çocuklarımıza iyi bir anadil eğitimi vermeliyiz.

Avrupa ülkelerinde, özellikle de Almanya'da Türkler yoğun olarak yaşamaktadırlar.

Almanya'da eyaletler arasında, "Türk Dili ve Kültürü Dersleri" programlarında, uygulamalarda, farklılıklar var.

Bazı eyaletlerde bu dersler zorunlu değil ve notlar karnelere yansımıyor.

Bazı eyaletler de Türkiye'den gönderilen ve maaşını Türkiye'nin ödediği öğretmenlere bu dersi veriyor. Bu dersler de, Türk velilerin yazılı isteğine göre yapılıyor.

Öğrenci velileri, çocuklarının Almancası zayıflar, Almanca ders notları düşer diye çocuklarını "Türk Dili ve Kültürü Derslerine göndermiyorlar.

Hollanda, Almanya ve Avrupa'nın bir çok yerinde bu derslerden vazgeçiliyor.

Bu durumlar karşısında, Avrupa'da güçlü örgütü olmayan Türkler zarara uğruyorlar. Bu konuda güçlü şekilde örgütlenerek, Türkiye'yi de devreye sokrak, kültürel haklarımızın korunmasını istemeliyiz. Ne yazık ki çok dağınık bir örgütlenme içindeki Türk Dernekleri kolay kolay bir araya gelmiyorlar. Derneklerin oluşturacağı bir birlik, çatı dernekler, bu işleri çözümleyebilirler. Böyle bir oluşuma, herkesin, siyasi, dini düşüncelerini bir yana bırakarak destek vermeleri gerekmektedir.

Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı bu konunun üzerine ciddiyetle gitmelidir. İlk göç sırasında yapılmayan, siyasiler tarafından es geçilen kültürel antlaşmalar yapılmalı. 1960'lı yıllarda, Almanya'ya Yunanlılar, İtalyanlar da işçi olarak gitmişlerdi. Onların hükümetleri, bu gidişte her türlü kültürel anlaşmaları yaparken, bizimkiler uyumuşlardı. Bunun zararını, başta gurbetçilerimiz olmak üzere, ulus olarak gördük.

Artık her şeyi geride bırakarak bu işe ciddiyetle sarılacak bir anlayışa ihtiyacımız vardır. Yarın çok geç olabilir.

 
Toplam blog
: 1410
: 1053
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..