Din algısında devrim / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Ağustos '12

     
    Kategori
    Sosyoloji
     

    Din algısında devrim

    Dilimizde kullanılan devrim kavramı Fransızca “revolution” teriminin karşılığıdır ve değişim ve dönüşümün ifadesi olmaktadır. Genel anlamda sosyal hayatın ve devlet müesseselerinin makul ölçü ve kıstaslarda, belirli metotlarla köklü surette değiştirilmesi demektir. Din algısında devrim başlığıyla devrimi genel anlamının dışında kullanarak dini algılamada reform sağlama süreci olarak değerlendirmek istedim.

    Geleneksel din anlayışına göre İslam öğretisi, gökteki bir tanrının, yeryüzündeki postacı peygamberine indirmiş olduğu yazılı buyruklardır. İnsanlar da tanrının yeryüzündeki biçare kulları olarak buyruklara körü körüne uymak zorundadırlar. Asırlar boyu bu temel mantık üzerine inşa edilen din anlayışı da insanları düşünme ve sorgulama melekesinden mahrum bırakarak robot ve android kitleler haline getirmiştir. Yeryüzünde din adına yapılan savaşların, baskıların ve bağnaz uygulamaların temeli maalesef bu anlayıştır. Yaşam sistemini düzenleyen Kur’an ise her zaman insanları Allah ile aldatılmayın mesajıyla uyarmıştır. Allah ile aldatan kitleler, dinimizi çıkar ve ege hegemonya  aracı olarak kullanmaktadırlar. Dolayısıyla bu anlayışı bloke edecek ve din anlayışında reform sağlayacak alternatif ve yenilikçi din anlayışını ortaya koyan tecdit misyonunun devreye girmesi de kaçınılmaz olmuştur ve diyalektik süreçle birlikte din algısında devrim dönemi de başlamıştır. La ilahe illallah tanrı ve tanrılık kavramı yoktur, sadece Allah vardır ve sistemi her an tüm boyutlarda geçerli ve yürürlüktedir mesajıyla yenileyici dalgalar tüm dünyayı kuşatmıştır. Her damlasında tümün özelliği yansıyan frekans okyanusu olan evren algılayanlarca müşahede edilmekte, müşahede zincirinde yer alan değerli zevatın öngörüleri ve tespitleri bağlamında realite açıkça gözlemlenebilmekte ve farkedilebilmektedir artık. İlizyonik yaşam olgularının tamamını ifade eden çokluk algılamasının perdesi yırtılarak teklik anlayışı yerini bulmuş oldu. Bu öyle büyük bir devrimdir ki sünnetullah bilgisi adı altında, birimin sonsuza dek içinde yaşayacağı boyutların varoluş ve işleyiş süreçleri açıklanmış olmaktadır. Sınırsız bir seyir alanı ve ufku açılmış olmaktadır. Bu da evrendeki gizemin ve tılsımın çözülmesi anlamına gelir. Bu devre, aynı zamanda Kur’anı Kerimi yepyeni bir anlayışla değerlendirme devresidir. Din algısında devrim demek, evrende geçerli sistem ve düzeni farkeden insanın, sistemdeki değişim ve dönüşümlere vakıf olması ve bu değişimlere ayak uydurarak kendini yenilemesi ve dönüştürmesi demektir. Bu dönüşüm, şuur boyutunda Külli Akıl ile birleşmeyi sağlarken aynı zamanda mevcut ilizyonik yaşam kurgulamasından kurtulmayı da sağlamaktadır.

    Yönetim anlayışında devrimsel sürece girilmesiyle ilgili bir çok düşünür, müsbet yaklaşımlarda bulunmuştur. Örneğin Konfüçyüs, ahlak ve fazilet ilkelerine dayanmayan yönetimin ve anlayışların meşruiyetini yitireceğini ve bu idare şeklinin zulmün bir aracı haline geleceğini belirterek, devrimsel süreçle sona erdirilmesi gerekeceğini ifade etmiştir. Yunan filozof Epicures’e göre devleti kuranların, devletten arzuladıkları faydayı bulamadıkları noktada o devletin meşruiyetinin sona ermiş olacağını ve varlığına son verilmesi gerekeceğini belirtmiştir.

    Nasıl ki devrimler, mazlum insanlığı, efendiliğe ve gerçek benliğine ulaştıran fikri akımlarsa, tecdit misyonu olarak ifade edilen din anlayışındaki yenilenme de aynı şekilde mazlum inançlı bireyleri köle anlayışlardan arındırarak gerçek benliği olan kozmik bililnçle bütünleşmesine vesile olacaktır. Böylece insanlar, tüm himmet ve gayretlerini silaha, şiddete, saltanat ve üstünlük sağlama çabalarına değil, aslına, özüne, gerçeğine yönelmeye ve bu hedefe yönelik faydalı çalışmalara sarfedecektir. Bu da insanların kozmik bütünsellikle ilintisini güçlendirecek ve halife olmanın farkındalığına ermesine vesile olacaktır. Devrimin esas ve öz amacı da insanların ülkü ve idealleri doğrultusunda hareket ederek, ideal bir neslin yetişmesini sağlamaktır. Bu yeni nesil de otomatik olarak yeniliğe açık ve devrimci nitelikte hususiyetlere sahip olmaktadır.

    Yeniyi, yeni bir anlayışla yeniden ele alarak yenilenmeliyiz ve düşünce frekansımızı yenilenme dalgalarıyla senkronize ederek, yeniliğe açık birer alıcı konumuna getirebilmeliyiz. Her an her şeyin sürekli değiştiği algılar dünyasında din algısının yenilenmesi insanlığa yepyeni ufuklar sağlayacaktır.

     

                                                                                                                 Nazım AKPINAR

                                                                                                                   27.05.2012

     

     
    Toplam blog
    : 1
    : 236
    Kayıt tarihi
    : 08.06.12
     
     

    1976 Ankara doğumluyum. Kamu Yönetimi Lisans mezunuyum. Aktüel ve Kültürel sitelerde kadrolu yaza..