- Kategori
- TV Programları
Dizi dizi diziler

Hep köşe yazarları blogcuların konularından esinlenecek değil ya! Bir kerede biz onlardan esinlenelim dedim. Zira geçenlerde yazdığım bir yazı, bir köşe yazarının hemde tanınmış bir roman yazarının sayfasına konu olmuştu. Üstelik bire bir aynı örneklerle…
Demek ki bunda sakınca yok yeterki konuyu ele alış biçimi farklı yapılsın öyle değil mi? Her neyse ben bugün dizilerden ve dizicilerden bahsetmek istiyorum. Köklü haber ve belgesel kanallarının dışında hemen her kanalda dizi izlemek mümkün. Her kanalın kendine has seçtiği tarzlar ve yapımcılar var. Tabi izlenme oranları yüksek olanlar transfer edilme şanslarına sahip.
Eh bu kadar kanal ve diz olunca da doğal olarak bir izleyici kitlesi oluşuyor. Ama dizi seyretmek öyle kolay bir iş değil. Bunu işi;
·Hayatının orta yerine yerleştirenler ( yani oturdukları yerden senaryoya müdahale edenler)
·Bulundukları ruh haline ve kalitesine göre ayırım yapanlar
·Dizi izlemekten nefret edenler ve sonuncu olarak ta
·Sahtekârlar (yani gizli gizli izleyip izlemiyorum diyenler) olarak dörde ayırmak mümkün.
Ben ruh halime ve zamanıma göre izleyenlerdenim. Bazılarının ne maksatla çekildiğini anlamasam da her programın kesinlikle bir izleyicisi olduğunu gözlemledim. Dizilerin insanları uyuşturmak ekran karşısına bağımlı yapmak için çekildiği söylemlerine de karşıyım. Neden mi? Çünkü zaten uyuşmuş durumdayız. Kolay olmayan bir ülkede oldukça zor şartlar altında yaşıyoruz. Gerçeklerimiz o kadar gerçek ve acı ki zaman zaman da olsa gerçek olmayan şeylerin içinde saklanmaya ihtiyacımız var.
Zaten ülkemizde olaylar belli bir kesimin elinde bizim herhangi bir katkımız olmadan (engellenerek) geliş miyor mu? Ne yaparsak yapalım istediğimiz sonuca varamıyoruz. Belki yıllar sonra eğitimle bu sorunu yeni nesil çözebilir ama bu da her iktidarda değişen eğitim sistemiyle nasıl mümkün olur bilinmez. Neyse konumuza geri dönersek izlemek gibi bir zorunluluğumuz da yok zaten yani hiçbir kanal meta zoru yapmıyor para da vermiyor. İster seyret ister seyretme…
Dizi seyreden kesim öyle dışarıda yemek yiyen, tiyatro, konser vs. etkinliklere katılan azınlığı oluşturmadığı için onlara günün yorgunluğundan, hayatın zorluğundan ve koşuşturmasından kaçıp çayını yudumlayarak dizi izlemek kalıyor.
Gelelim anti dizcilere; gerçekten dizi seyretmekten hoşlanmıyorsa söyleyecek lafım yok. Yani fazla entrikalı diziler benimde hoşuma gitmiyor açıkçası. Ama “Ben dizi seyretmiyorum şekerim, sadece haber ve belgesel kanalları” diye kasılıp duranlara da ifrit oluyorum. Haberleri takip edip belgeselden zevk alıyorsan harika bir şey. Ama her günde aslan kaplan seyredilmiyor ki kardeşim.
Üstelik bu kasılanlar yabancı kanallardaki diziler söz konusu olunca hep bir fikirleri var. Lost’muş, Sex and City’miş maşallah onlar dizi değil. Desparate Housewives’ı seyretmek jix ama umutsuz ev kadınlarını izlemek banal. Eh bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Bu arabesk dinlemem ama Müslüm Gürses’in Teoman’dan parçasını dinlerim gibi bir şey herhalde. Üstelik “Avrupa dizi izlemiyormuş” diye hava atanlar da kendini avutmasın. İzlemiyor da bunca abuk sabuk sitcom.’u kim çekiyor? Ayrıca her şeyde Avrupa’yı örnek aldık ta bir bu kaldı. Ayol Avrupa dediğiniz daha tahareti bile yeni öğrenmedi mi?