- Kategori
- Şiir
Doğanın intikamı

Sarmaş dolaş maşukların buseleri,
Sevgi seranatlarının son reveransı,
Tusunami dalgaları arasında yok oldu gitti.
Açık seçik bir intikamı doğanın!
Yokluk yıllarımızın merhametinin azameti
Tükendi yavaş yavaş,
Bir telaş içinde koşuştuk
İhtiyaçtan çok tüketime,
Dokunmadı, sırtı çıplak, ayağı yalın yetimlerin
İniltileri,
Umursamadık bayramların sevincini, yarattığı hoşgörüyü,
Mutluluk yaratan ziyaretleri.
Gönül insanları tükendi bir bir,
Platonik aşkların heyecanından kalmadı eser,
Koleksiyon yaptık sevgililerimizden,
Bir köşede Leman,
Öbür köşede Asuman,
Bir barda Yavuz,
Başka bir hafta,daha zengin, zıpır bir klavuz.
Çiğdem tarlalarında, kara gönüllerin boy boy
Beton barınakları.
Marmaris'te günlücek ağaçlarının ıtır kokularını yaktılar,
Haince.
Marmara'da son yunusun göz yaşları,
Kırmızı mantar köpükler arasında yok olup gitti,
Güneşin ısıtan, ışıtan tüm umutları
Karanlıkta kaybolup, boğulup yitti.
Ozon deliği açtık gök kubbenin dazlak tepesinde,
Patika yol kenarlarında karınca yuvaları,
Kepçelerle hercümerç.
Kaplumbağalar bir ucundan bir ucuna geçerken yolun,
Fren basacak merhametinin tükendiğini gördük
İnsan denen zalim kulun.
Şeftali ağaçlarının bedduaları, yok olan tüm güzelliklerin
Ahı ile birleşti Bursa'da
Zeytin ağaçlarını kuruttuk.
Fakirin ekmeğinin katığı,
Dört zeytine gözdikmişiz meğer.
Alizarin kırmızısının gönül yakan alı,
Kayboldu kök bitkilerde.
Tandoğan'ın tek katlı villarında,
Gül bahçelerinden yayılan ıtır kokuları,
Bir hatıra şimdi.
Ata'nın devasa yeşil panoraması,
Orman Çiftliği'nden birkaç ağaç,
Hatıraları ayakta tutmaya çabalar ümitsizce.
Nostaljik aşklar,
Maddesel birlikteliğin kemirgen hırsı içinde
Tükenip gidiyor ey dostum!
Vecde getiren ezan sesi camilerden yükselen,
Yüreğimizin boşalmış zembereğini
Titretmeye yetmiyor gayrı.
Alaska'da eriyen, denize karışan buz dağlarının
Gümbürtüsü arasında
Penguenlerin, ayıbalıklarının feryadı duyulmadı bile!
Mertliği, kahpeliğin kirli ellerine metres vermişiz,
Ama böbürleniriz heybetimizle.
Merhamete, aptallığın oryantal yozlaşması diyorlar,
Al sana, edebiyatın ak sayflarına sürülen kara bir leke daha.
Tükeniyor erdem dolu tüm unsurlar yudum yudum.
Farkında değiliz, sonu geliyor evrenin.
Bu kederim, bu endişem niye...?
Yaşamaya ne kalmış be gülüm
Ha beş vakte, ha yediye.
Refik Başdere, Ankara 05 Şubat 2005